İçinde Nazım Hikmet ten Necip Fazıl a Oğuz Atay dan Ahmed Arif e birçok yazar ve şairden esintiler, hikâyeler, rivayetler okuyoruz. Haluk Oral detaylı inceleme gerektiren alanda oldukça sağlam dayanaklarla iddiaları çürütüyor veya güçlendiriyor. Eser ve sahibi konusu, hem keyifli hem de uğraş gerektirir. Bilgileri bir araya getirip onları okuyucuya düzen şeklinde sunmak, takdire şayan çaba. O nedenle Oral zor işe kalkışmış ama hakkını vererek, benim gibi eser sahibinin hayatı ve eseri arasındaki bağı merak edip okumak isteyen için güzel çalışma ortaya koymuş.
Şiirin yazılış süreci, romanın ortaya çıkma aşaması, edebî kişiliğin hayatı, kırılma noktaları, yetiştiği çevre, aile yapısı, maddî imkânlar, sevinçler, üzüntüler, buhranlar, huzur içinde olma gibi etmenler, etkenler elbette ortaya konulan her eseri şekillendirir. Kurtuluş Savaşı'na şahit olup savaş hakkında kelime etmeyen şair eleştirilebilir, toplumsal kriz varken bunu görmeyip hülyalarını yazan yazar eleştirilebilir, bu örnekler çoğaltılabilir. Eleştirmek kolay, anlamak zordur. Kuru eleştiri, demagojiden öteye geçmez ve sağlıklı tartışma ortamı oluşturmaz. İşte burada devreye eser sahibinin eseri ortaya koyarken hangi etkilere maruz kaldığı veya hangi düşünceye sahip olduğu giriyor. O açıdan esere salt eser gözüyle bakmayıp eserin bir oluşum bir de yazılma aşması olduğunu bilmek gerektiğini düşünüyorum.
Kitapta Yahya Kemal in Açık Deniz şiirinin yazılış süresinin 25 yıl olduğunu veya muhafazakarların toz kondurmadığı Necip Fazıl ın Fransa'daki kumar tutkusunu kendi ağzından okuyoruz. Oğuz Atay ın Tutunamayanlar ı Sevin Seydi ye ithaf ettiğini, Orhan Veli'nin divan şiirini çok sevdiğini ve Divan şiirini bildiğini, Nazım Hikmet in Kuvayı Milliye Destanında Mehmet Akif e "büyük şair" dediğini ama tartışmalara