Leyla
Leyla, Evlâd-ı Fatihân’ın ayzıt kızı Kömür gözlere ne de güzel yakışır o ten Leyla, Mostar’a şavkıyan çoban yıldızı Rumeli toprakları kadar güzelsin sen. Ben, ihtilal kumandanı Gazi Batur Yahya Sen, Müşir Sami Paşa’nın güzel kızı Leyla Avuçlarında parçalanır şarkî coğrafya Nişabur elmasları kadar güzelsin sen. Leyla, Batı Türkistan’ın selvi güzeli Saçları divan şiiri, gözleri Kerkük gazeli Elleri lale, karanfil, nergis bezeli Niğbolu kılıçları kadar güzelsin sen. Mustafa Eşref Bey’e mendilini vermişsin İçine de saçlarından bir telini koymuşsun Sen bu Yahya’ya acunu bağışlamışsın Divriği ırmakları kadar güzelsin sen. Mendilini Mustafa’dan az evvel aldım Üç defa öptüm de kalpağıma sürdüm Saçının telini cevşen-i kebire sardım İsfahan bahçeleri kadar güzelsin sen. Payitaht, cesedime bin kese altın saymış Peşime de bin beş yüz acem süvari salmış Bu hengâmede Yahya seni nasıl sevmiş? Boğazkesen hisarları kadar güzelsin sen.
Şeyh Galip okumadan önce bir bilgi alışverişi
Şimdi Şeyh Galip diyoruz diye aklımıza yaşlı başlı bir adam gelmesin arkadaşlar. Şeyh Galip Hüsn ü Aşk 'ı yazdığında sadece 26 yaşındaydı ve bu eseri 6 ayda yazdı. Nabi 'nin Hayrabad'ı bir mecliste çok övülünce ve bunun üstünün yazılamayacağı söylenince Şeyh Galip hemen kolları sıvıyor ve başlıyor Hüsn ü Aşk'ı yazmaya. Benim gaza gelişler... Divan edebiyatı, elbette sonraki dönemlere çok fazla etkide bulunmuş ama Şeyh Galip özellikler İkinci Yeni'ye ilham olmuştur. Bir diğer ilhamı da Orhan Pamuk 'a... Kara Kitap eserini okumadım henüz ama oradaki Galip karakteri de Şeyh Galip'ten ve Hüsn ü Aşk'tan yola çıkılarak oluşturulmuş. Okursam şayet bunu daha sağlıklı değerlendirebilirim ama hiç içimden gelmiyor. Bu arada Şeyh Galip, "Dede" olduğunda 30 yaşındaydı. Dede olmak, Mevlevilikte 1001 gün boyunca çileyi tamamlamakla alınan bir unvan ve bu süreçte hem hizmet ediyorsunuz hem de eğitim görüyorsunuz. O, bunu 30 yaşında tamamladı. 34 yaşında şeyh oldu ve zaten 42 yaşında da vefat etti. Canım Şeyh Galip 🤍✨
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
14 Şubat, Miladi takvim'ne göre yılın 45. günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 320 gün vardır (artık yıllarda 321). Olaylar 496 - Sevgililer Günü, 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. 1779 - James Cook, Sandviç Adaları yerlileri tarafından öldürüldü. 1804 - Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Birinci Sırp Ayaklanması, Kara Yorgi tarafından başlatıldı. 1859 - Oregon, Amerika Birleşik Devletleri'nin 33. eyaleti oldu. 1876 - Alexander Graham Bell, telefon patenti için başvurdu. 1876 - İstanbul Tramvay Şirketi işçileri greve çıktı. 1878 - II. Abdülhamid, Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti ve istibdat dönemi başladı. 1909 - Osmanlı Devleti'nde ilk güven oylaması yapıldı; Kâmil Paşa kabinesi düşürüldü. 1912 - Arizona, ABD'nin 48. eyaleti oldu. 1912 - ABD'nin ilk dizel motorlu denizaltısı, Connecticut'da kullanılmaya başlandı. 1918 - SSCB'de Gregoryen Takvimi kullanımına geçildi. 1923 - Mustafa Kemal, Batı Anadolu gezisine çıktı. 1924 - International Business Machines (IBM) şirketi kuruldu. 1925 - TBMM'de 9 Şubat'ta vurulan Deli Halit Paşa öldü. 1929 - Al Capone'un rakibi yedi gangster, Chicago'da öldürüldü. Olay 14 Şubat'ta gerçekleştiği için "Sevgililer Günü Katliamı" olarak anılmaktadır. 1931 - Türkiye güzeli Naşide Saffet Esen, Avrupa'da "Güzel Göz Kraliçesi" seçildi. 1945 - Şili, Ekvador, Paraguay ve Peru, Birleşmiş Milletler'e katıldı. 1945 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve ABD uçakları, Dresden'in bombalanışının ikinci gününde yangın bombaları kullanmaya başladılar. 1946 - İlk genel amaçlı elektronik bilgisayar ENIAC (Electronic Numerical Integrator and Computer), Pensilvanya Üniversitesi'nde
Alıntı
Bir İttihadçının aşkı
"Ah minel aşki ve hâlâtihi, Ahraka kalbî bi-harârâtihi” Leyla, Evlâd-ı Fatihân’ın ayzıt kızı Kömür gözlere ne de güzel yakışır o ten Leyla, Mostar’a şavkıyan çoban yıldızı Rumeli toprakları kadar güzelsin sen. Ben, ihtilal kumandanı Gazi Batur Yahya Sen, Müşir Sami Paşa’nın güzel kızı Leyla Avuçlarında parçalanır şarkî coğrafya Nişabur elmasları kadar güzelsin sen. Leyla, Batı Türkistan’ın selvi güzeli Saçları divan şiiri, gözleri Kerkük gazeli Elleri lale, karanfil, nergis bezeli Niğbolu kılıçları kadar güzelsin sen. Mustafa Eşref Bey’e mendilini vermişsin İçine de saçlarından bir telini koymuşsun Sen bu Yahya’ya acunu bağışlamışsın Divriği ırmakları kadar güzelsin sen. Mendilini Mustafa’dan az evvel aldım Üç defa öptüm de kalpağıma sürdüm Saçının telini cevşen-i kebire sardım İsfahan bahçeleri kadar güzelsin sen. Payitaht, cesedime bin kese altın saymış Peşime de bin beş yüz acem süvari salmış
Namık Kemal
21 Aralık 1840'da Tekirdağ'da doğdu. Asıl adı Mehmet Kemal'dir ve soyu Osmanlı paşalarına dayanır. 17 yaşına kadar dedesiyle birlikte yaşadı. Şehir şehir gezdi. Dil, din ve edebiyat dersleri aldı. Dedesinin tayiniyle Kars'a gitti. Kars yöresinin âşıklarını dinledi. Vatan sevgisi burada uyandı. Namık Kemal halk şiirine değil Divan şiirine ilgi gösterdi. Bir Divan dolduracak kadar şiir yazdı ve "Namık Kemal" mahlasını aldı. İstanbul'a geri dönüşünde Encümen-i Şuarâ topluluğuna dahil oldu. Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazılar yazdı. Şinasi Paris'e gidince gazeteyi tek başına çıkardı. 1865’te kurulan Jön Türkler derneğine üye oldu. Tasvir-i Efkâr’da hükümeti eleştiren siyasi yazılar yazması üzerine gazete kapandı ve Namık Kemal'in Erzurum'a tayini yapıldı ancak görev yerine gitmeyip Ziya Paşa ile Paris'e kaçtılar. Paris'ten Londra'ya geçip Hürriyet gazetesini yayınlamaya başladılar. Ziya Paşa ile fikir ayrılığına düştü ve gazeteden ayrıldı. Namık Kemal şartlı şekilde tekrardan İstanbul'a döndü. Bir süre yazmadı ancak sonrasında tekrardan yayınlar yapmaya devam etti, bu yayınların zararlı olduğu gerekçesiyle Magosa'ya sürgün edildi. Sürgün sırasında en önemli eserlerini kaleme aldı. Sürgünden sonra devlette önemli kadrolarda görev aldı. 2 aralık 1888'de zatürrieden hayatını kaybetti. Türk Edebiyatının ilklerini kaleme alan ve " Âmâlimiz, efkârımız ikbâl-i vatandır " diyen Vatan Şairimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Edebiyat
Şiirler 1-2-3
Sen seçtin yazıldı yazgın Anlarsın balık da kızgın Halık da üzgün Yoktur hata Söner mi söndü demekle O nur-ı na mütenahi Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi Harabat ehlini hor görme zakir Defineye malik viraneler var Doldurmak için önce boşaltmak lazım. İstenilenden fazlasını verme taşmasın Verme çatlatırsın Bırak hakeden alsın Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi, Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye "İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!" Geçip âhir bu kesret âleminden Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık Hemân bir lutf ile ihsâna geldik ((Aziz Mahmud Hüdayi)) Hak tecelli eyleyince her işi asan eder