Hayırlı Sabahlar Efendim
Kanı bu mülkün sultânı bu ten-ise kanı cânı Bu göz görmek diler anı bu merhûb u me'âb nedür Yûnus bu göz anı görmez görenler hod haber virmez Bu menzile ko akl irmez bu kovdugun serâb nedür
Tasavvuf
Hamam, klasik Osmanlı edebiyatında önemli bir tema olarak karşımıza çıkar. Hamamiye veya hamamname olarak anılan, hamamdaki güzel oğlanların tasvirine dayanan ve yer yer müstehcen imalar barındıran türü İskender Pala, "divan edebiyatında insanı cinsel yönden en etkin biçimde anlatan ve ten zevkinin ön planda tutulduğu şiirler" olarak tanımlar.
Sayfa 104·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Disün bize ma'nâ bilen hakîkatde menşûr nedür
Terk eyle ten terbiyetin gider senden benlik adın İçün imâret olmadın taşundaki ma'mûr nedür
Tasavvuf
Benim bunca yıldır günlerim gecelerim kanadı
bahar bir nisan olarak geldi, gönderi renk renk dolu umut öylece umutsuzluk biçimindeki hasmını tanıdı yakınmalar bitti, el pençe divan durdular gelişen şeye aşklar aşkları, otlar otları yani ki herkes hısmını tanıdı kimin aklı bir bahardan daha çok olabilir sorarım o yeşili ve pembeyi birlikte görünce resmini tanıdı İstanbul'un öyledir baharı, çaresiz alkış tuttular ten uyandı, herkes kendi olan cismini tanıdı ne denmiş, akıp giden her suyla akıp giderim çünkü sevdim çünkü bu yüzden güçlü bileklerim kanadı sahici mi elinde tuttuğun o kartal kanadı sen tuttun acıdan benim ellerim kanadı bir geceyi geçirmek için bin türlü kalp ilâçla dövündüm çırpındım bilsen nerelerim kanadı hazır bulunanlar davranıp saatlerini kurdular bahara ey diriliş sana kurulmuş saatlerim kanadı avlananlar ağaç budayanlar sularınız bir ırmakta yavaşça geldim durdum beklediklerim kanadı ey yaz güneşine bıraktığın alnın bana gel alnımdan damla damla süzülen terlerim kanadı
Sayfa 382 - sâdâbâd'a kaside·Kitabı okuyor
Tanpınar Divan şiirinden hareketle söyler bu sözü."Şiirimiz düştüğü yerden kalkacak" der.Yani "ses"ten.Sesini kaybeden,musikisini, ahengini kaybeden şehir onu yeniden bulacak.Yeter ki insan kaybolmasın, insan bozulmasın.Eşyayı,etrafı yenilersin,düzeltirsin ama bozulan insanı düzeltmek zordur;kim bilir kaç nesil alır. Yeter ki biz,etrafımızda pervane kesilen ruhun fısıltısını duymak için kalbimizi açabilelim.
Sayfa 123 - Dergâh·Kitabı okudu
Gaflet içinde olan (kimse) dünya nimetlerinin lezzetini bilmez. Buna kıyasla mânâ âlemindekileri (de) söyleyemez. Ten gözünü gaflet kör etmiş; bakar, ama görmez. Gönül gözü açılırsa, (o kimse) görür dostlar!
Ketebe - 2. Baskı - Temmuz 2022, İstanbul - Hikmetler Mecmuası Mısır Nüshası-1650
Tasavvuf