Okuyarak yaşıyor, yaşayarak okuyorum...
9/10
·264 syf.·
Beğendi
·
2026 10. kitabı
"Hayatım bir kitap Karatuğ. Ben de sıcak köşeme çekilmiş okuyanlardan biriyim yalnızca. Bu okuduğum kişi ise mutlak doğrunun peşinde. Kimseye eğilip bükülmüyor, ok gibi dümdüz uçuyor ve düşmanının bağrını deliyor... Okudukça bir gölgeye dönüşüyor. Şaşırmıyor, çünkü bu dünyada sözün ve kelimelerin büyüsünden daha fazla şaşıracak hiçbir şey olmadığını biliyor..." Çoğumuzun Nizamülmülk adıyla tanıdığı, Nizamiye medreselerinin kurucusu olarak bildiği ve Siyasetname eserini duyduğu önemli devlet adamı, Selçuklu Veziri Hasan bin Ali et-Tusi... Gerçekten çok kıymetli bir şahsiyet, çok önemli bir tarihi figür. Tarihe ilgisi olan, devlet ve siyaset kavramlarıyla ilgilenen her kişinin hakkında bilgi sahibi olması gerektiği bir insan. Hayatının bir çok kırılma noktası olan her kırılma noktasında adım adım zirveye çıkan ama en son kırılma noktasında ihanet ve fitnenin ne olduğunu en sarsıcı şekilde öğrenen ikinci adam... Hasan et-Tusi namı diğer Nizamülmülk, Gazne Devleti'nde dünyaya gelip Gaznelilerin önemli komutanlarından olan babasının da etkisiyle Gazne ordusunda eğitim görmekte olan genç bir delikanlı iken Gazneli Devleti'nin son demleri Büyük Selçuklu'nun ise parlama devridir. Gaznelilerin son bulması ile kendini Büyük Selçuklu'nun idaresinde bulan bu genç adam Tuğrul ve Çağrı Bey'in dikkatini çekmeyi başardığı için yine devlet idaresinde kendine bir yer bulur ancak onun gerçek parlaması Alparslan'a hocalık yapmasıyla başlayacaktır. Alparslan güçlü bir komutan ve yöneticidir; sağ kolu, hocası Nizamülmülk ise ilim, siyaset, politika ve akıl oyunları konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahiptir. İkisinin birleşimi ise güçlü bir devlet kurar. Yine Alparslan'ın oğlu Melikşah'ın da hocalığını ve vezirliğini Nizamülmülk yapar ancak bu dönemde peyda olan Alamut Kalesi ile Hasan
Nizamülmülk - Adaletin KalesiOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 2020238 okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:12
“Sen bilirsin ki gönül denilen şey ikiye bölünemez. Sen bilirsin ki aşk ortak istemez.” Tanzimat Edebiyatımızın ilk popüler yazarı olan, birçok ilke imza atan Ahmet Mithat Efendi’nin kaleme aldığı ilk eserlerinden biridir Ölüm Allah’ın Emri. “...sonu en evvel söyleyeceğim. Ama diyeceksiniz ki bu halde hikâyeden hiçbir lezzet çıkmaz. Maşallah, niçin çıkmasın? Hikâyeye lezzeti yazar verecek değil mi? Bakın ben lezzet vereyim de çıkar mı çıkmaz mı?” sözlerinden de anlaşılacağı üzere eser, kurgunun sondan başa doğru gitmesiyle dikkat çeker. Başkahramanlarımızdan biri olan Sıtkı, dayısının evinde yaşamaktadır ve evin genç, gözde cariyelerinden Sinesaf’a aşıktır. Yalnız bu aşkı kıskanan ve Sıtkı’ya deli divane olan biri daha vardır, Behice. Sıtkı, Behice’den Sinesaf’ın zehirlenerek öldürüldüğü haberini alır. Geride bir mektup bırakarak kendi canına kıyma düşüncesiyle Sinesaf’ın mezarının başına gider. Fakat burada Sıtkı’yı bir sürpriz beklemektedir. Peki bu sürpriz nedir? Bundan sonrasında yazarın usta kalemiyle onunla sohbet ede ede hikâyemizin başına dönüyoruz. Hakikaten de yazarın dediği gibi merak unsuru hep canlı kalıyor. Yazar burada gözlem gücüne dayanarak dönemin zihniyetini, karakterlerin iç dünyasını güçlü tasvirlerle ele almış. Ben çok severek, eğlenerek okudum kitabı. Sizler de benim gibi hem Türk klasiklerini çok seviyor hem de çerez niyetine bir eser arıyorsanız bu eser tam sizlik. Keyifle okuyun.
Edebiyat
Ölüm Allah'ın EmriAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,304 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·240 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 13:42
AŞK'A UÇMAZSAN KANATLARIN NEYE YARAR? Yine harika bir Fatih Duman eseri ile karşınızdayım arkadaşlar. Serinin en sevdiğim kitabı oldu diyebilirim. Fatih abinin kaleminden aşkı dinlemek apayrı bi muhabetti benim için. Sâdî-î Şirazi, Mevlana Celaleddin Rumi, Yunus Emre, Leyla ile Mecnun, Şems ve Pervanenin ayrı ayrı, bir bütün halinde aşk çevresinde birleşmesini, hepsinin aşkının aynı noktada buluşması, hepsini aşkın buluşturmasını anlatan bi hikaye okudum. Ömer abinin aşkla yanmasını, Kerem'in az da olsa aşkla tanışmasını, Ömer abinin dostu Bilal abinin bu denli ders verici bi hikayesinin olması insanı derinden sarsıyor. Şimdiler de aşk dediğimiz şeyin içi ne kadar boşaltıldı. Her hafta başka birisine aşk dizeleri yazanlarımız bile var. Ama aşk bu kadar basit miydi. Yanmasa aşık, maşuğuna kavuşabilir miydi. Yanmaktı aşk belki de yanıp kül olmaktı sevgilinin yolunda. Pervane gibi Şem'in ateşine kapılmaktı aşk. Sevdiğinin git demesini gel bilmekti aşk. Onun kapısında beklemeyi nasip kabul etmeliydi aşk. Sevdiğinin nazıyla yanıp yanıp tutuşmaktı aşk. Yunus gibi yollar aşmaktı belki de, sevgiliye ulaşmak için kendi aczini kabul etmekti, kendinden geçmek onunla var olmaktı aşk. Mevlana gibi gönül gözünü açmaktı aşk. Yanında olmasa da yarenini yanı başında bilmekti. Rüzgar getirmeliydi sevgilinin kokusunu, yağmurlar altında ıslanmamakdı aşk. Mecnun gibi divane olmaktı belki aşk, Leyla gibi yataklara düşmekti belki, içini sayfalara dökmekti, beklemekti aşk, sabırdı yare kavuşmak. Ömer abi de aşkı aradı bu yolculukta, kendinden geçti aşkı bulmak için. Bence buldu hikayenin sonunda. Benim için çok güzel bi yolculuktu serinin son kitabı. Tasavvuf okumayı severlere tavsiyemdir. Sahi aşk rüyadan ibaret midir sadece, aşkın hakkını verebilir mi insan?
1000Kitap
Aşk İnanmakla BaşlarFatih Duman · Nesil Yayınları · 2020475 okunma
8/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2025 228. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 19:57
Türkler ve Avrupa Gaston Gaillard Bir Avrupalının kaleminden Türk tarihini okumak başlı başına ilgi çekiciyken, Gaston Gaillard’in bunu olayların tam merkezinde, dönemin sıcaklığıyla ve görece tarafsız bir bakışla aktarması kitabı çok daha kıymetli kılıyor. Balkanlar ve Ortadoğu uzmanı olan Fransız tarihçi Gaillard, 1921’de yayımlanan bu eserinde “Doğu Sorunu”nu ve özellikle Ermeni meselesini, Avrupa devletlerinin politik hesapları üzerinden ele alıyor. Yazar, Ermeni sorununun temelinde insani kaygılardan çok, Rusya’nın Anadolu ve Trakya üzerinden Akdeniz’e ulaşma isteğinin yattığını savunuyor. Bu meseleyi Slav–Türk çatışmasının farklı bir yüzü olarak değerlendirirken; Osmanlı’nın sömürülmesi, Helenleşmiş Anadolu efsanesi, abartılı Ermeni nüfusu iddiaları ve Batılı devletlerin ikiyüzlü politikaları gibi pek çok konuya da cesurca değiniyor. Kitap, kavimler göçünden başlayarak Türklerin temas ettikleri coğrafyalarla ilişkilerine, Türk devletlerinin kuruluşuna, Osmanlı’nın yükseliş ve çöküş dönemine ve 20. yüzyıl Türkiye’sine kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeve sunuyor. Gazeteler, antlaşmalar, raporlar ve dönemin önemli isimlerinin görüşleriyle desteklenen anlatım, oldukça yoğun bir dönemi şaşırtıcı şekilde akıcı ve sade bir dille aktarıyor. Tarih bilgisi çok güçlü olmayan bir okur olarak bile kitabı büyük bir merakla okudum. Bu kadar uzun ve karmaşık bir sürecin sıkmadan anlatılması bence büyük bir başarı. En sevdiğim yönü ise yazarın, bir yabancı olmasına rağmen hem kendi milletini hem de Türkleri eleştirmekten geri durmaması ve zıt görüşlere aynı yerde yer verebilmesi oldu. Gaillard, Türklerin dünya tarihindeki önemini vurgularken Avrupalı devletlerin Türklere ve Osmanlı’ya bakışını da açıkça ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir tarih kitabı değil; aynı
Türkler ve AvrupaGaston Gaillard · Kanon Kitap · 202120 okunma
10/10
·250 syf.·
2025 511. kitabı
Son dönemde okuyup da kendimi onda bulduğum çok nadir eser var: Kuşlar Yasına Gider. Babamla sözsüz iletişim ilişkim, ailedeki hastalıklar, gurbetteki oğul, türkülere sevdalı bir gönül, yolculuklarla türküler arasındaki ilişki, her şeyden önce Ege coğrafyası ve kültürü, kasabaları, köyleri hepsi aşina… Ege’den İç Anadolu'ya ıssız bozkırdaki yolculuklar bile tanıdık… Kitabı baharda okudum, kışta değerlendirdim. Kuşlar Yasına Gider romanını genel olarak değil biraz türkü ile ilişkisi çerçevesinde değerlendireceğim: “Böylece ben türkülerin içinde ilerledim saatlerce, türküleri tırmanıp türkülerden indim, türkülerden geçtim, türkülerde mola verip türkülerden hareket ettim…” 1- Roman bir Ardahan türküsüyle açılıyor: Bu yol Pasin'e gider Döner tersine gider 2- “...arabanın radyosunu açmış, o an karşıma çıkıveren Seyit Çevik'ten "avluda bağlıdır yiğidin atı" türküsünü dinliyordum": "Avluda bağlıdır yiğidin atı Her nere varsa söylenir medhi Altına batırsan da eyi olmaz kötü Aslı ham demirden cevherdar olmaz” Gam gasavet çekme divane gönül Her zaman da dünya başa dar olmaz Yıkılıp düşene gülme sakın Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz" Seyit Çevik’i kim sevmez, Anadolu bozkırının Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan, Çekiç Ali gibi son kalan Abdal ozanlarından. Ya o türkünün, koşmanın sahibi Karacaoğlan’ı kim bilmez, sevmez…. Sadece bu seçimlerle bile kıymetli bir eser. 3- En sevdiğim türküler arasındadır: “Aşağıdan gelir gelinin göçü” ya da başka adıyla "Sürüler içinde sürmeli koyun"... Birçok kişi söylemiş hem de çok iyi söyleyenler de var ama bu türkü onun... Yine Abdallardan yine bozkırdan... Yine bir Hacı Taşan klasiği. Hem sazı hem sözüyle: "aşağıdan, gelir gelinin göçü gelin mi ettiler canımın içi beş sene sakladım verdiğin saçı ne yandasın sürmeli palazım ne
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
7/10
·161 syf.··
2025 40. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 04:53
Pes edersen yenilirsin. Sakın pes etme! Űmit Çelik Sevmek için evvela yanmak lazım gerek azizim. Pak sevmek, doğrusu bir çölde su bulmak gibi bir şey. Kimi var kuru seviyorum ayakları yapar, kimi de vardır birine talip olur sırf Allah için hak sever. @paksevdim Kitabımız üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm Hayat Hikayem. "Fotoğraf çektirmek ayrı bir duygu, bizzat insanın kendi çekmesi ayrı bir mutluluk. Ben hem duygusal hem de ağırbaşlı bir adamım ve halen öyleyim. Fotoğrafçılık aşkım günden güne artıyordu." İkinci bölüm ise deneme yazılarından oluşuyor."Ben seni sevmedim, ben seni hep çok sevdim.", "Hayat hesapla değil, nasiple yaşanır.", "Her insan kendi seçimlerinin cellâdıdir." , "Muhteşem şeysin degisme, guzel renksiz lütfen solma." ve "Kabul edelim biz pak sevdik " gibi onlarca notlarını bu kitapta toplamış Ümit Çelik . Üçüncü bölüm Şiir'ler. Pak Sevdim, Gerçeğin Mayası, Keman Bakışlım, Bugün Aylardan Sonbahar ve Kara Toprak şiirleri ilk dikkatimizi çeken şiirleri. ⚘️⚘️⚘️ Seni deliler gibi sevdim, Uğruna divane idi bu gönül. Gidişin çok koydu bana, Bu gözler hala yolunu gözlüyor. #karatoprak 🪻🪻🪻 Yüzaltmışiki sayfalık eserinde pak sevdim bizi ordan oraya sevdalara, sevgilere, aşklara götürüyor. Ben keyifle okudum . Aşkla okuyoruz. Aşkla okumak için takip etmelisiniz. Konu etiketimizi #kitapokufotografcek takip edin ve kullanın Gönderi ve hikayenizde bizi paylaş bizde kitaplarınızı paylaşalım. facebook gebzevecevresifotograflari tumblr, twitter,1000kitap, google ile tüm sosyal medyada heryerdeyiz #fotografcekkitapoku #kitap#kitapkurdu#yazar#edebiyat#kitaplar#kitapkokusu#okumahalleri#kitapaşkı#kitaptavsiyesi#kitapsevgisi#kitaplik#kitaplariyivar#kitapsever#kitapyurdu#okuyorum#kitapoku#instakitap#okudumbitti#kitapokuyorum#kitapheryerdeokunur
Pak SevdimÜmit Çelik · Dünya Kültür Yayınları · 20254 okunma