Puan vermedi·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,282 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kitap adı: Yine De Sevdik Yazar adı : Miraç Çağrı Aktaş Sayfa sayısı :160 Kitap türü: Deneme// Hayattan kısa kesitler Kitabın ana teması, sevgi ve sevmek ile ilgili gibi gözükse de değil, kitabın ana teması "Keşkelerimiz" bana göre. Yazar kendi hayatından örnekler vererek konuya gayet güzel vakıf olmuş. Aynı yazarın okumuş olduğum bu ikinci kitabı "Okurken, iç sesinizle sohbet ettiğinizi düşünürseniz şaşırmayın" Kitapta kısaca her türlü sevgi ve sevdaya değinmiş, bu ister yar, ister ana, ister baba ister dede ve arkadaş, dost olsun. Çocukluğunu yaşayamadığından dem vurmuş ve buna karşılık güzel hayaller kuracağından bahsetmiş yazar. Sevdiği ve değer verdiği insanların ihaneti o kadar sarsmış ki, neredeyse en çok "yaşattığını yaşamadan ölme" cümlesini okuyorsunuz kitabın sayfalarında. *"Papatyalar çok narin ama dikenli güller için onları ezip geçtiniz" * Bazen sorgularız değer verdik de ne oldu? Kısaca bu kitapta da karşılaşıyorsunuz aynı ifade ve durumlarla. *** "Her şeyi bilmenize gerek yok, üzmeyin birinin acı çekmesine neden olmayın yeter" Yazar İnsanın en üzüntülü anlarında, genelde söylenen kelimeler, "unutursun ya da alışırsın", olduğundan dem vurmuş. Sanırım bu durum bizim kültürümüze has bir durum. ***"Sizi olduğu gibi kabul edip seven insanları sevin, kendi menfaatleri için sizi değiştirmeye çalışan insanlardan ise uzak durun" ***"Bahanelere sığınıp sizi ihmal edenler değil, size zaman yaratanlar olsun yanınızda,diyor yazar son olarak. Bu kadar spoiler yeterli. Kitabı beğendim, kesinlikle tavsiye ediyorum. Not:" Keşkelere o kadar çok güçlü sarılıyoruz ki, yeri geliyor onlarla saklanıp hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz" Aylin Özgür
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,494 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·57 syf.··
2018 93. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2018 00:00
#babayamektup Onu okumak ve anlamak farklı bir dünya bence. Korkuları, yalnızlığı, kendi içinde yabancı olmayı, en yakınıyla bile iletişimin güçlüğünü okuyucusuna yaşatarak anlatanlardan. Eline ulaşmasa da, olan değil olmasını istediği hale sokmak için baba oğuldan ziyade kendi yaptırımlarını üzerinde uygulayan babasına yazdığı bu mektupla da yaşattı. Elimde olmadan bir anne olarak sürekli kızımın gözüyle bakarak okuduğumu fark ettim. O babasının bakışından, hiddetinden, cüssesinden, sosyal statüsünden, patronluğundan, başarılı olması için oğluna savurduğu tehditlerden... hemen hemen her hareketinden etkilendikçe ben kendimi, kızımın çevresinde ki insanları irdelemeye başladım. Çocuk kendini eksik hissettiği zaman, meğer en masum hareketimizden bile çok başka çıkarımlarda bulunabiliyormuş. Gösterdiğiniz destek bile ürkütüyormuş onu. Yani onu kendi içinde yalnızlaştırdıkça, güvenini elinden aldıkça, sonrasında telafisi imkansız oluyormuş. Tüm bunları ve daha fazlasını o kadar güzel vurgulamış ki, mutlaka okunması gerek diyor ve aldığım alıntılardan bir kaçını bırakıyorum buraya. "Senin hoşuna gitmeyen bir şey yapmaya başladığımda ve sen bana başarısız olacağımı söyleyerek beni tehdit ettiğinde, senin görüşlerinde duyduğum saygının derinliği, ilerde bir zamanda bile olsa başarısızlığı kaçınılmaz kılardı. Kendi yaptıklarıma olan güveni yitirirdim." "Evet sen temelde iyi kalpli yumuşak bir insansın, ama her çocuk o iyiliği bulana kadar arayacak sabır ve korkusuzluğa sahip değildir." "Biraz desteklemeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına ihtiyacım vardı. Sense onun yerine yolumu kesiyordun." "Senin eğitiminin ve kendi itaatkarlığımın bir sonucuyum."
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
5/10
·86 syf.··
2026 7. kitabı
Dili aşırı ağır olmasından ötürü zor bir okuma süreci oldu benim için bazı yerleri anlamayıp tekrar tekrar okudum. Bazen de yayınevinden dolayı mı çevirisinden mi anlamadığım cümleler oldu. Tamamen fikir odaklı kitapları okumayı severim ama bu kadar kısa olmasına rağmen okurken zorlandım diyebilirim. "Kimse kimseye aslında ne olduğunu,ne hissettiğini de sormamaktadır.Şu var olan haliyle kitleler ,hiçbir şeyi temsil etmemektedir." Diyor ve çok güzel de açıklıyor bazı fikirleri o kadar güzel anlatmış ve bir dayanak noktası buluyor ki hak vermemek elde değil. Yazar kitapta modern toplumun artık konuşmadığını, sadece izlediğini söylüyor.Ona göre bu sessizlik bir yenilgi değil bir direniş biçimidir. Çünkü yığınlar, hiçbir tepki vermeyerek sistemi çözümsüz bırakır. Konuşmazlar tepki vermezler ama her şeyi emerler. Belki de çağımızın en büyük gücü tam da bu sessizlikte saklıdır . Eser toplumsalın yok olmasını yerinin kitleye bırakılmasını analtıyor.Anlatırken eleştiriyor, eleştirirken sorgulatıyor. Bu arada 30 yaş üstüne öneriyorum. 1960'lı yılların Fransasını o dönemin fikir akımlarını yaşam tarzını düşünce yapısını anlatan sosyoloji kitabı diyebilrim. Kısa ama içeriği yoğun bir eser almadan önce biraz araştırmanızı öneririm. Keyifli okumalar dilerim.
Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın SonuJean Baudrillard · Doğu Batı Yayınları · 2019725 okunma
9/10
·256 syf.·
2026 50. kitabı
Susmasını bilmeyen dil beyhude konuşur Şemseddin Sivasî...İyiki tanımışım seni üstadım. Herkesle konuşmak yerine içindekileri yazmak, boş konuşmaktan ziyade sadece kelimeleri kağıda dökmesini en sevdiği meşgale olarak tanıdım, kitabın başlarında bu güzel insanı. Konuşamadığın zaman insanlar seni sağır sanıyorlar, ne garip. İlla bir isim seçeceksem kendime dilsiz değil de Lâl demelerini tercih ederim. Bir eksiklik değil de bir isim gibi, noksanlıktan ziyade bir hususiyet gibi. Hatta şiir gibi; Lâl. Syf 33 Fatih Duman beyefendiye de dua ettim içimden. Bu güzel insanları herkes okusun diye kağıda döktüğü için. Okurken faydalanmaktan ziyade, okuyucaya hissettiriyor kalemi. Yazarla ilk tanışmam olduğu halde samimi ve içten anlatımı etkiledi beni. Yazar önsözünde diyor ki: "Kim Bir Müslümanın hayatını yazarsa ona yeniden hayat vermiş gibi olur" diye okumuştum. Ve Hep de öyle inandım. Onun için belki de vazgeçmedim bunları yazmaktan. Unutulmasın, hatırlansınlar diye bir dert düştü nasibime o günden. Burası beni etkiledi ve bütün kitaplarını yavaş yavaş okumaya karar verdim. • Kitabı okurken biraz da araştırmalar yaptım tabi: (1520 - 1597) 16. yüzyılda yaşamış büyük bir Türk-İslam âlimi, mutasavvıfı, müderrisi ve şairi. Hem dini ilimlerde (tefsir, hadis) hem de edebiyatta derin izler bırakmış. Hem Türkçe hem Farsça şiirler yazmış. Divan'ının yanı sıra Mevlid, Mir'âtü'l-Ahlâk ve Süleymannâme gibi 20'den fazla eseri bulunmakta. Şiirlerinde ilahi aşkı ve ahlaki öğütleri samimi bir dille işlemiş. Çokta güzel ünlü bir beyiti varmış eklemeden olmaz: • Sür çıkar gayrı gönülden tâ tecelli kıla Hakk • Padişah girmez saraya hâne ma'mûr olmadan ​(__Gönlünden Allah'tan gayrı ne varsa sür çıkar ki, Hak oraya tecelli etsin. Çünkü saray temizlenip düzenlenmeden
Duygu ve Düşünce
LâlFatih Duman · Nesil Yayinevi · 20211,471 okunma
"Hazar Sözlüğü" Üzerine
Puan vermedi·318 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:19
Bu zor, hatta çok zor eseri basitçe değerlendirmek gerekirse geleneksel bir romandan ziyade okurun da bizzat inşasına katıldığı bir edebi yapboz olduğunu söyleyebiliriz. ​Tarihi bir kurgu yaratırken, örneğin 1920 yılının puslu Kasım ayındaki İstanbul atmosferini inşa ederken, gerçek tarihi figürlerle kurmaca karakterleri sırıttırmadan harmanlamak metnin inandırıcılığını belirler. Paviç, bu kitapta tam olarak bu yaratım özgürlüğünü merkeze alıyor. Kaybolmuş bir imparatorluğun tarihsel boşluklarını; sahte alıntılar, rüya okuyucuları ve uydurma kaynakçalarla öylesine akademik bir üslupla dolduruyor ki, bir noktadan sonra neyin tarihsel bir gerçek, neyin yazarın dipsiz hayal gücü olduğunu ayırt etmek imkânsızlaşıyor. ​ ​Kitabın sözlük formatında olması, okuma eylemini pasif bir süreçten çıkarıp okuru oyunun bir parçası haline getiriyor. Kelimelerin etimolojik kökleri ve diller arasındaki bağlar üzerine kafa yoran, sözcüklerin izini süren bir zihin için bu doğrusal olmayan yapı aslında büyük bir serbestlik sunuyor. Yazar, zamanı ve mekânı parçalayarak her bir maddeyi farklı bir dönemin yankısı olarak bırakıyor ve okura "Kendi hikâyeni kendin birleştir" diyor. ​ ​Özetle Hazar Sözlüğü, klasik bir giriş-gelişme-sonuç beklentisiyle "okunup bitirilecek" bir kitaptan çok, "içinde dolaşılacak" bir müze gibidir. Karakterlerin rüyalar aracılığıyla birbirinin zihnine sızdığı, gerçeğin cinsiyete veya bakış açısına göre alternatiflere bölündüğü bu metin, edebiyatın sınırlarının ne kadar esnetilebileceğinin en somut ve cesur kanıtlarından biridir.
Hazar SözlüğüMilorad Paviç · Agate Yayıncılık · 2001172 okunma