- Korkarım ki yaşam denen güçlükler yığını başa çıkılamayacak kadar geniş. Üstesinden gelinen her güçlük, yerini bir başkasına bırakıyor. İnsan gereksinmeleri kısır bir döngü oluşturuyor. Biri tatmin edilir edilmez, öteki çıkıyor karşımıza.
• Ne hoş bir ifade. Maddesizleşmek ya da gebermek. Dehşetin uykusu.
- Bu görüşün sağladığı üstünlük şu, işler düzelecek beklentisi ortadan kalktığı an, kötüye gider korkusu da siliniyor. Her şey neyse öyle kalıyor.
• Dizge parçalanana kadar.
- Öyle olduğunu varsayarsak.
• Bütün bunlardan çıkardığım sonuç şu, yanılıyorsam düzelt lütfen, sahip olmak, kütlesi aynı olan bir boşluk yaratacaktır.
- İnsanlık iki kovalı bir kuyudur, biri dolmak için aşağı inerken öteki boşalmak için yukarı çıkar.
• O halde birisinin bana kazandıracakları ile, diğerinin kaybettirecekleri birbirini dengeliyor.
Orada, bir yerlerde bir çıkış yolu var, deseydim eğer, gerisi gelirdi.
Öyleyse ne bekliyorum, bunu söylemek için?
Buna inanmak için?
Ve ne anlama geliyor gerisi?
Yanıt verecek miyim, yanıt vermeye çalışacak mıyım, yoksa hiçbir şey sormamış gibi sürdürecek miyim?
Bilmiyorum, önceden de sonradan da bilemem bunu, gelecek verecek yanıtı, yakın ya da uzak bir gelecek verecek, işitemeyeceğim, anlayamayacağım, öylesine çabuk ölüyor ki her şey, doğar doğmaz ölüyor. Evetler ve hayırlar hiçbir anlam taşımıyor bu ağızda, bir acıyı imleyen iç çekişlere benziyorlar, ya da anlaşılmayan bir soruya. Bir çıkış yolu var, bir yerlerde bir çıkış yolu var diyebilirsem eğer; kesin yerini öğrenmek yalnızca zaman ve sabırla ilgili bir konu olacak, bir de tutarlı bir düşünce biçimi ve ifadedeki düzgünlükle. Bir çıkış yolu olduğunu söyleyebilseydim, haydi söyletin bunu bana. Beni öpmüş olan bütün bu dudaklar, beni sevmiş olan bu kalpler, ellerimle oynamış olan bu eller, beni de