Dizge nesnelerin varlığından üstündür.
İnsanoğlu -her zaman, her yerde, kim olursa olsun- mantığının ve çıkarlarının buyurduğu gibi değil de, gönlünün çektiği gibi davranmıştır; çıkarlarımızla çatışan şeyler de istenebilir, hatta bazen bütünüyle böyle olmalıdır (bu benim kendi düşüncem). Bağımsız, sınır tanımaz isteklerimiz, en azgınına kadar kaprislerimiz, bazen çılgınlık derecesine varan hayallerimiz... İşte size hiçbir sınıflandırmaya girmediği için unutulan, bütün dizge ve kuramları allak bullak eden, öbür çıkarların başında bulunması gereken çıkarın ta kendisi! Kimi bilgin kişiler insanlara birtakım normal erdem sınırlarını taşırmayan isteklerin yeteceğini de nereden çıkarırlar! Ne diye bizlerin mantık ve çıkarlarımıza uygun şeyler istememiz gerektiğini ileri sürerler! İnsanlara gerekli olan tek şey, sonunun neye varacağı, neye mal olacağı bilinmeyen başıboş istektir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fazla suçlamayın beni. Benim gibi birçok genç, erkenden çok göz alıcı bir sevgili ya da bir eş bulmak mutluluğuna eremeyince, kendini beğenmiş bir bencilliğin pençesine düşer ister istemez. Bir dizge ararlar. Kadınlar böyle girişimlerin boşuna olduğunu içgüdüyle bilirler, yalnızca iyiliklerinden izlerler onları. Bir zaman için, arzu gözlerini boyar, sonra birbirine nerdeyse düşman olan iki ruhta, yenilmez bir sıkıntı yükselir.
Edebiyat
Mahkemele­rin ekonomik, toplumsal ve kültürel haklara hükmettikle­ri durumlarda yargıçlar yasama ve yürütme organları rolü­ne bürünmemeye özen gösterir. Örneğin, Güney Afrika'da yargı organı Hükümet'e sağlık hizmetlerine getirdiği kısıtla­maları gerekçelendirmesi gerektiğini anımsatarak Hükü­met'in en marjinal konumdaki insanlara barınak sağlayacak siyasalar geliştirmesini talep etti. Sivil ve siyasal haklarda olduğu gibi, yargı organı yönetimlere hakların etkili bir yasal dizge altında kullanılabileceği ve korunabileceği ya­saların çıkarılması görevini taşıdıklarını anımsatabilir.
Nasıl sözcüğünü kullandığında, birinin sana ne yapman gerektiğini söylemesini, sana bir yol, bir dizge göstermesini, senin elinden tutmasını istiyorsun demektir ve o zaman özgürlüğünü, gözlemleme yetini, kendi etkinliğini, kendi düşüncelerini, kendi yaşam biçimini yitirirsin. Nasıl diye sorduğunda gerçekten de ikinci el bir insan olursun; bütünlüğünü yitirirsin; sende içsel olarak varolan kendine bakma, kendin gibi olma ve onun ötesine geçme dürüstlüğünü elinden kaçırırsın. Asla ‘nasıl’ diye sorma, asla! Kuşkusuz psişik anlamda konuşuyoruz. Bir motoru bağlamak ya da bir bilgisayarı kurmak istediğinde elbette ‘nasıl’ diye sormak zorundasın. Bu konuda birinden bir şeyler öğrenmek zorundasın. Ama psişik anlamda özgür ve özgün olmak, ancak kendi içsel etkinliklerinin farkında olduğunda, ne düşündüğünü seyrettiğinde, hiçbir düşüncenin onun doğasını, kaynağını gözlemlemeden kaçıp gitmesine izin vermediğinde olanaklıdır. Gözlemlemek, seyretmek. İnsan böyle seyrederse, kendisi hakkında kitaplardan, bir psikologdan ya da akıllı, çok bilgili bir profesörden öğrendiğinden daha çok şey öğrenecektir.
Sayfa 193-194 – Ayna Yayınevi, 2. Baskı, Ekim 2007 (pdf)·Kitabı okudu
Aşk tesadüfleri sever lafını çok beğenirdim ama düşününce ilişkide her şey bir matematiğe göre işliyor... Şöyle bir dizge vardır; Bir köşeyi dönerken birden bire çarpışmıştık ve aramızda kıvılcımlar çıkmıştı. Bu da mı yanlış?
Alıntı