Marias’ın Gerilimli Evrenleri - 2
8/10
·284 syf.·
Beğendi
·
2025 39. kitabı
Karasevdalılar anlatısı, hatırlama eylemini yalnızca zamansal bir geriye dönüş değil, öznenin kendi varoluşsal konumunu yeniden kurma girişimi olarak işler. Romanın tamamı, karakterlerin geçmişi yeniden düşünme ve anlamlandırma çabasından doğan bir bellek kurgusudur. Bu yönüyle anlatı, kronolojik bir olaylar dizisi sunmak yerine, belleğin çatlaklarından sızan parçalı ve daima yeniden biçimlenen öznel hakikatlere odaklanır. Olaylar, artık olmuş olanlar değil; şimdi-öznenin zihinsel yeniden inşasına tâbi kılınmış fragmanlardır. Anlatı, baştan sona anlatıcı konumundaki Maria’nın zihninde gerçekleşir. Bu zihinsellik, yalnızca hatırlama sürecinin değil, aynı zamanda bir yazıya dökme faaliyetinin de belirtisidir. Dolayısıyla anlatı düzlemi, yalnızca olayların aktarımı değil; bir anlatının dışına çıkılarak kurulan dış anlatı katmanında gelişir. Bu durum, okur ile anlatılan arasına epistemolojik bir mesafe koyar. Bir başka ifadeyle romanı okurken bir anlatı katmanından bir dış anlatı katmanına geçmiş oluruz ve bu katman da sadece bir hatırlama deneyiminden ibarettir. Bu deneyim, hem özneyi hem de hatırlanan nesneyi dönüştürür; çünkü hatırlama, sabit ve edilgen bir kayıt değil, aktif ve bozulmaya açık bir kurgulama biçimidir. Karakterlere dair bilgimiz, onların kendi iç monologlarından ziyade başkalarının zihninde nasıl tahayyül edildiklerine bağlıdır. Bu da anlatının merkezine, özne ile öteki arasındaki temsil krizini yerleştirir. Javier’in kim olduğu, Maria’nın onu nasıl hatırladığına; Luisa’nın dönüşümü ise anlatıcının onun değişimini nasıl yorumladığına göre belirlenir. Bu durum, özneliklerin sabit kimliklere sahip değil, karşılıklı imgesel yatırımlarla kurulan kaygan yapılar olduğunu gösterir. Karakterler, anlatı boyunca kimliksel süreklilik taşımaz; geçmişte kim
KarasevdalılarJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 20221,113 okunma
Metaforlarda Kaybolmak
6/10
·232 syf.··
2024 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 18:35
Kitaplara olumlu bakan birinin ağzından "zorlayıcı", olumsuz bakan birinin ağzından "sıkıcı ve yorucu" okumaydı benim için. Bilge Karasu'nun okurlarını ikiye ayırma iddiasında bulunmak istiyorum: 1. "Çok iyi anlatıyor da ben o üstünlüğe erişemediğim için anlayamıyorum." diyerek yazarı beğenenler 2. "Üstün şeyler anlatıyormuş gibi görünmek amacıyla çok örtük bir üslup kullanarak okuru etkilemeye çalışıyor fakat ben yemem bunları." diyerek yazarı eleştirenler Belki bu ikisinin arasında olanlar da vardır ama bu bir genelleme. Ben ise maalesef ikinci kategoridenim. Evet, yazarın anlattığı bazı şeyler çok güzel, çok yerinde tespitleri, hoş analizleri var. Sözlerinin felsefî derinliği var. Onlara elbette alıntılarımda yer verdim. Ama bütüne baktığımda bana bir resim sunmuyor. Sanki bir yapbozun sadece parçalarına bakıyormuşum gibi sonuçsuz kalıyorum. Yazar bu hikâyelerde elime birtakım renk (mor ve yeşile takmış, neden bilmiyorum) ve hayvan metaforları veriyor ve sanki "Al, bununla ne anlarsan anla." diyerek beni boşluğun ortasına bırakıyor. Ne anlamam gerektiğini kestiremiyorum. Bazen tam anladım sanıyorum, anlamadığımı fark ederek bocalıyorum. Bilge Karasu'yu edebiyatın soyut ressamı olarak görüyorum. Okuruyla arasındaki mesafe çok fazla, kendi kendine bir düşlem dünyası kurmuş da lütfedip okuruyla paylaşmış gibi. Okur anlasın diye uğraşmıyor. Hal böyle olunca da bir okur olarak ben, yazarı anlamaktan çok uzak kalıyorum. Kitapta sevdiğim 3 hikâye oldu: Avından El Alan, Yağmurlu Kentin Güneşçisi ve Bir Başka Tepe. Örneğin Yağmurlu Kentin Güneşçisi'nde sürekli yağmur yağan bir kentte güneş açacağına dair umudu olan bir adamın hikâyesini okuyorsunuz. Bu hikâyenin verdiği mesaj güzeldi bence. Hayatta da hep bunu yapmıyor muyuz? Ölümlü bir kentteyiz ve sürekli güzel
Hikaye (Öykü) Edebiyat
Göçmüş Kediler BahçesiBilge Karasu · Metis Yayınları · 20171,556 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
CUMHURİYET'İN BİR BAŞKA TARİHİ
8/10
·336 syf.··
2024 4. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2024 11:18
Hukukçu-gazeteci Taha Akyol bir süredir yakın tarihe ilişkin farklı olgu ve süreçleri incelediği kitaplar yayınlıyor. İnceleme konusu kitap da cumhuriyetin 100. yılında yayınlanan ve temel olarak cumhuriyetin ilanına giden süreci daha çok kronolojik dizge, meclis zabıtları, gazete başlıkları ve köşe yazıları üzerinden inceleyen bir metin olarak görülebilir. Cumhuriyet rejimi ve onun temel kurucu figürü olan Atatürk, halen aktüel-politik tartışma ve ideolojik kamplaşmanın unsurlarından birisi olması nedeniyle objektif bir değerlendirme zemininin oldukça uzağındadır. Yazar bilinen temkinli uslubu nedeniyle her ne kadar agresif bir dil yerine akademik soğukkanlı bir anlatıyı temel alsa da tarihsel kavgada yerinin sık sık atıf yaptığı İstanbul basını ve bilahare İstiklal mahkemeleri sürecine muhatap olacak Orbay, Karabekir, Adıvar gibi liberal-muhafazakar figürlerin yanı olduğu açıktır. Kitabın temel tezi, yaygın Kemalist anlatının aksine 1923 Türkiyesinde Cumhuriyet ilanının bir tartışma konusu olmadığı ve cumhuriyete karşı kimsenin olmadığıdır. Bunun yerine muhalif kabul edilen zevat Atatürk'ün kafasındaki otoriter inkılapçı cumhuriyet yerine, kuvvetler ayrılığını esas alan ve bir tür 'itc tahakkümü'nün doğurmayan liberal bir rejim istemektedir. Kitaba ilişkin doyurucu bir sohbet için bkz youtube.com/watch?v=r5didPJ...
Neden 29 Ekim?Taha Akyol · Doğan Kitap Yayınları · 202322 okunma
"YALAN"DAN KALANLAR
10/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Tahsin Yücel Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biri olan Yalan, 2002’de Can Yayınları tarafından yayımlanmış. Tahsin Yücel’in bu romanı, 2003’te Yunus Nadi ve Ömer Asım Aksoy Roman Ödüllerini almış. Aynı yılda iki ödül birden… İronik niteliğiyle ön plana çıkan romanın kahramanlarından Yusuf Aksu, büyük bir tutkuyla bağlandığı çocukluk arkadaşı Yunus’un intiharından sonra tamamen içine kapanır ve Maçka’daki evinde insanlardan uzak yaşamaya başlar. Uluslararası Dilbilim Günlerinde Yunus Aksu’ya ait bir dil kuramını sunmasının ardından yaşanan polemikten sonra, onu bir kuramcı olarak efsaneleştiren bir grup aydın tarafından ulusal kahraman ilan edilir ve giderek aydınlarla çıkar gruplarının elinde bir oyuncak haline gelir. Bütün bilgisi ansiklopedilerden gelen, dille ilgili bütün bildiği on yedi yaşında karşılıksız aşk yüzünden hayatına kıyan Yunus Aksu’nun sıra dışı kuramı olan, kendi halinde yaşamaya çalışırken çevresindekiler tarafından kuşatılan bir adam Yusuf Aksu. Hayatı bilmez, araba kullanamaz, para harcayamaz, insanları tanımaz, davetli olduğu bir gecede elma ağacı karşısında şaşkına döner. Yusuf Aksu, ansiklopedik bilgiden başka bir bilgisi olmayan bir hayat acemisi. Hayatı boyunca kendini bulamamış bir insan… Hafızasından başka hiçbir şey kendinin değil. Oturduğu ev, kullandığı soyadı, ona atfedilen dil kuramı hepsi başkasına ait. Annesi Refika Hanım tarafından hayattan kopuk biri olarak yetiştirilmesi, Yusuf Aksu’nun hayatı sadece ansiklopedi sayfalarındaki bilgiler olarak algılamasına neden oluyor. Bence çocuk yetiştirilmesi hakkında önemli bir eleştiri bu. Bir başka tespit daha: gerçekte, hayat ile ansiklopedik bilgi örtüşmüyor. Romanın başından sonuna işlenen ana tema bu. Yalan’ı okurken bir hayat ustası olarak gördüğüm Zorba, Yusuf Aksu’nun
Edebiyat & Roman
YalanTahsin Yücel · Can Yayınları · 2019797 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 14:07
Kitaptaki yazılar, esas itibariyle başta TRT'nin çeşitli kanalları olmak üzere farklı televizyon kanallarındaki konuşmalarından derlenmiş. Bazı metinler yazarın başka kitaplarında farklı vesilerle ele alınmış. Hadislerin belli bir dizge alınarak seçilmemiş. Ele alınan hadisi şeriflerin muhtelif vesilerle karşılaşılan üzerinde düşünmeye çalışılan metinler olmuş. Yazar Riyazü's salihin derlemelerine müracat etmiş ve aynı zamanda Rudani'nin Cem'u'l-fevaid kitabına da atıfta bulunmuş. Kitaptaki metinler bu iki kaynaktan referans almış. Yazar, hadisler üzerinde topluca düşünürken onların tümünün aynı anlamı bütünlediğini fark ettiğini, hadislerin her birinin bir müslümanın dünyasının nasıl oluşacağının ipucu olduğunu söylüyor. Kitabın ilk baskısı Hadislerin Işığında Hz. Muhammed adıyla yayınlanmış daha sonra Hadislerin Işığında Hz. Peygamber olarak değiştirilmiş. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümdeki konu başlıkları "O; İnsanlığın Ekmel Noktası", ikinci bölümdeki konu başlıkları ise "Hadisler Üzerine" ana başlığı altında toplanıyor. Hicret başlığı altında; hicretin üç farklı anlamda tecelli ettiğini, bunlardan birininde hicretin küfür düzeninin ölçütlerini terk ederek, kafaların İslam'ın düsturlarıyla arındırılmasıyla da simgesel anlamda hicret yapılabileceğinden bahsediyor. Hicreti hoşlanmadığımız hal ve tavırlardan uzaklaşarak, İslami yaşamı daha fazla içselleştirerek sağlayacağımızı söylüyor. Kitabı okurken, peygamberimizin, gündelik hayatta aile reisi, baba, çocuk, dede kayınpeder, damat, mesaj sahibi, hukukçu, komutan, devlet yöneticisi, diplomat ve tüccar sıfatıyla üstlendiği işlevlerin her birinde kemal notada olduğuna vurgu yapılıyor. Sünnet Dolayımında İslam başlığı altında da; müslümanca yaşamın gündelik hayata geçirilmesi, etkinliklerin gündelik
Din
Hadislerin Işığında Hz. MuhammedRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2018196 okunma
Cem Sultan
7/10
·216 syf.··
2023 1. kitabı
Kitap Osmanlı Tarihinin ötekisi diyebileceğimiz bir isimden bahsediyor. Yazar büyük oranda kronolojik bir sırayı takip ederek öncelikle Fatih'in ölümüne giden süreci analiz ederek iki kardeş arasındaki rekabetin kökenlerini dahası kurumsal nedenlerini anlamamiza yardımcı oluyor. Daha sonra ise Cem'in öncelikle mağlup daha sonra sürgün olduğu olayları ele alıyor. Kronolojik dizge takip edilirken yazar sık sık araya Modern Türk şiirinden damlalar serpistirerek okuru Cem'in dramı ile duygudaslik kurmaya yönlendiriyor. Son bölümde Teksas taraftar grubunun bir sloganına atıf da bulunuyor ki; bu slogan yerleşik Osmanli tarih anlatisindaki Dersaadet merkezlilige güçlü bir itirazi ima ediyor : " TESLİM OL ISTANBUL" bkz. youtu.be/fwcY-i8bgXI?si=... ( cem tahta çıksa ne olurdu?)
Tarih
Öteki Padişah CemSamet Altıntaş · Lejand · 010 okunma