Dildar

Dildar
"günün birinde uyandım, yatağımda doğrulup oturdum ve gülümsedim. artık en ufak bir acı çekmiyordum ve birden, doğru insan diye bir şeyin olmadığını idrak ettim. Ne yeryüzünde ne de cennette. öyle biri, öyle tek bir kişi yok. sadece insanlar ve her insanın içinde bir tutam doğru insan var ama kimsede, bizim diğerinden beklediğimiz ve umduğumuz şey yok. kusursuz insan diye bir şey yok ve o mutluluk veren, harikulade tek adam aslında hiç var olmadı. sadece içlerinde ışık kadar moloz da olan insanlar." -işin aslı, judit ve sonrası/sandor marai
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan görünenin ve yüzeyin ötesindekilerden haberdar değildir. Hayatın önemsiz meselelerinde, bu sadece yüzeyde olanı görme alışkanlığı, insanı yanlış anlama ve hesaplamalara yöneltebilir. Ve insan “yarın ne olacağı” konusunda bilgisinin eksikliği nedeniyle yanlış tahminler yapmaya yatkınsa, bütün hayatını, sadece görünürde var olanları göz önünde bulundurarak yönlendirdiğinde, hatasının ne kadar büyük olacağını tahmin etmek zor değil.
Ancak kötülüğe dalmış bir toplum, muayyen bir noktaya ulaştığı zaman, güçlü bir el onu güç ve kudretinden alaşağı eder ve aşağılık çukurlarına yuvarlar. Bu gerçeği kavrayan her insanın, bu hayattan sonra, yaptıkları amellere göre ferd, toplum ve bütünüyle insanlığın mükâfatlandırılacağı veya cezalandırılacağı yeni bir dünyanın kuruluşunu, aynı kanunun zorunlu kıldığı hususunda hiçbir şüphesi kalmaz. Çünkü kötü bir milletin sadece ortadan kaldırılıp imha edilmesiyle adâletin icabları yerine getirilmiş sayılmaz; zira bu, mazlum insanların yakınmalarını ve zâlimlerdeki haklarını hiçbir sûrette karşılamaz; gününü gün edip hayatlarını yaşamış ve fakat söz konusu azâb gelmeden önce bu dünyayı terk etmiş olanları böyle bir yok oluş cezalandırmış olamaz; sonra, ahlâksızlık ve sapıklık gibi kötü mirası, kendilerinden sonra gelen nesillere bırakan kötü insanları da muâheze etmez. Kötülüklere dalmış bir milletin başına gelmiş bu azâb, en son neslin sadece daha fazla tiranlık yapmasına engel olur. Yaptığı her şerden dolayı kötü insanı cezalandırmak, her mazlum insanın uğramış olduğu zararları tazmin etmek (veya ettirmek), azgın şer saldırılarına Hakk'la karşı koyan ve bu yolla hayatı boyunca kötü şeyleri ıslâh etmeyi ve karşılaştığı zulümleri bertaraf etmeyi başaran kimseleri mükâfatlandırmak üzere mahkeme henüz çalışmaya başlamamıştır. Günün birinde tüm bunların yapılması gereklidir. Çünkü dünyadaki cezalandırma kanununun sürekli işleyişi, kâinâtı idare eden kudretin yapısı ve metodunu açıkça gösteriyor. Bu kudret sahibi, insan fiillerini ahlâkî ölçülerle değerlendiriyor ve buna göre ya cezalandırıyor veya mükâfatlandırıyor.
Sayfa 142 - Neml sûresi
Gayb' kelimesi, gizli ve kapalı olan şeyleri ifade eder. Bir terim olarak bilinmeyen her şeyi ve kişinin içinde bulunduğu saha ve çevresinin dışındaki bilgi ve malûmâtı ifade eder. Ferdî olarak bazı kimselerin bilip, diğer bir kısım insanların bilmediği birçok hususlar vardır bu dünyada. Bir bütün olarak geçmişte hiçbir insana bildirilmemiş, hâlen bilinmeyen ve gelecekte de bilinemeyecek daha birçok şey vardır. Cin, melek ve diğer yaratıklar açısından da durum aynıdır: Belli bazı şeyler onların bir kısmına malûm, diğerlerine gizlidir. Pek çok husus ise, bunların tümüne gizli ve hiçbirine malum değildir. Gizli olan şeylerin tümü sadece, Alîm olan tek varlık Allah tarafından bilinir ve sadece bunlar O’na açık seçiktir. Çünkü O’na hiçbir şey gaib (gizli) değildir; her şey O’na açık ve zâhirdir.
Sayfa 136 - Neml sûresi
Kim bilir, belki de karmaşık fikirler kendilerini oluşturan parçaların ya da basit fikirlerin sıralanmasından başka bir şey olmayan tanım yoluyla pekâlâ bilinebilir. Fakat tanımları en basit fikirlere kadar ilerletir, ama yine de müphemlik ve muğlaklıktan kurtulamazsak, o zaman elimizde hangi kaynak kalır? Bu fikirlere hangi buluşla ışık tutabilir ve entelektüel görüşümüz için tamamen kesin ve belirli hale getirebiliriz? Bu izlenimler tamamen ışık altında olduğu gibi, müphem kalmış olan mütekabil fikirlerine de ışık tutabilirler. Hatta bu yolla, kim bilir belki de moral bilimlerde en ayrıntılı ve en basit fikirleri, onları hemen anlayabilmemizi sağlayacak şekilde genişletilip araştırmamızın nesnesi olabilecek en kaba ve en duyulabilir fikirler kadar bilinebilmesini sağlayacak yeni bir mikroskop ya da optik türü elde edebiliriz.
Sayfa 60·Kitabı okudu