Bizler, geride kalanlar, değersiz süprüntüler, çürümüş yiyecek kırıntıları için mücadele eden fareler, yeryüzünde kalmayı seçenler olmakla yetinirken, bizden daha iyileri, daha akıllıları bizim sadece hayallerimizi süsleyen başka bir diyara, bizlerin açmak şöyle dursun, aralığından göz atmaya bile ödümüzün koptuğu bir kapıya çoktan gittiler.
“Beni asla bırakma” diye fısıldardım sana, işimin seni benden ayrılmak üzere büyütmek olduğunu, çocuğum olarak amacının, benim gerçekleştirmeyi beceremediğim bir amacı gerçekleştirerek beni ardında bırakıp gitmek olduğunu bildiğim halde.