İslam'ın yeniden yapılandırılması fikri, İslam'ın yalnızca bireyi değil toplumu da yapılandırma yetisi yüzünden daima iki tür engele rastlayacaktır, bunlar eski öğretilere bağlı kalmak isteyen muhafazakârlar ve başkalarının öğretilerine bağlanmak isteyen modernistler. Muhafazakârlar İslam'ı geçmişe çekmeye çalışırken, modernistler ise İslam dinine yabancı bir gelecek hazırlarlar.
İslam'ın insanı, dünyadaki yerini, hayatın amacını, insanla Allah, insanla insan arasındaki ilişkiyi sorgulamaya yöneltişi, Müslüman toplumların tekrar yapılandırılması ve iyileştirilmesi yönünde atılacak her adımın, değişmez etik, felsefe, fikir ve siyasi temelini oluşturur.
Bağımsızlık, önce, bir ulusun kendi uygarlık değerlerini yitirmemesiyle, kendi uygarlık değerleri birikimiyle davranışlarda bulunmasıyla belirebilen bir olgudur.
Harun Reşid devlet başkanı olduğu zaman, kendisine tebrik mesajı gönderen Yahya bin Muâz hazretleri şöyle söylemiştir: "Ey Harun, cennetten dünyaya sürgün gelen Âdem aleyhisselâmın evladısın; bir sürgünun
oğlu makam iddiasında bulunamaz, ben diyemez, büyük-
lenemez."