Merve Duman

Merve Duman
@dmnmrvee
İnsana çok dokunan kimi durumlar vardır ki, sessiz kal­ mak, "kendi içine dönmek", içsel konuşmalar yapmak ve kendi benliğinde ve onun etrafında neler olup bittiğine dik­ kat kesilmek, yerinde olabilir. Susarken insan tamamen ken­diyledir. Konuşmayla döküp saçmadan toplayabilir duygularını ve düşüncelerini. Başka sesler bağıra çağıra günlük iş­lerini görürken uzun süre geride kalmış veya kendini işitti­rememiş daha hafif sesler, onunla konuşmaya başlarlar o zaman. Yüksek sesler, kendi sınırlılıklarını gizliden gizliye bi­liyorlardır tabii ki: O kadar gürültü çıkarmalarının nedeni budur. Hafif sesler ise, sükunet saatleri olmasaydı fark edile­meyecek, sonsuz bir uzaklıktan konuşurlar. "Aynı zamanda sessiz de olmayan hiçbir yücelik yoktur," demişti bir vakit­ler Seneca.
Sayfa 49 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam
Susmak, şu kadarı açıkça görülüyor ki, hem onu uygu­ layana hem de muhatap olana derinden dokunabilir. Belki, "hissi" muhafaza etme, yani insanlar için olduğu gibi şey­ ler ve durumlar için de tipik olan ilişki ve bağlantılardaki bereketin değerini bilme kabiliyeti, konuşmadan da fazla­ dır. Susmak, bu ilişki ve bağlantıları konuşmadaki gibi cüm­ le cümle ayrıştırmaz. Sözdizimi (sentaks) ve anlambilimin (semantik) kurallarına uymaz, hele bir zamansal devamlı­ lık zorunluluğuna hiç uymaz. Her söz zamanının bir çocu­ ğudur, her kelime anlıktır, dile getirilmesiyle beraber geçmi­ şe ait olur ve yeni bir şimdi'ye olan özlemi uyandınr. Hiçbir dil, susmanın her an onunla dopdolu olduğu o şeyin tamlı­ ğını ifade edemez.
Sayfa 49 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Bir insan hiçbir zaman bir şey söylemezse, kendisiyle ilişki kurarken yararlı olabilecek bir idraki sağlamaktan imtina etmiş olur. Sürekli her şeyi söylemek ise, kendini tutamayan bir gevezeli­ ğe delalet eder. Çok fazla konuşandansa, susmayı da bilen ki­ şi daha güvenilir görünür. Susabilen, herhalde daha tefekküre yatkın olan insandır, çünkü susmak, kendini dinlemeyi daha fazla mümkün kılar, onun için "sakin sular derindir."
Sayfa 46 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Oysa gülmek vardır, gülmek vardır. Çok sayıda çeşidi var­ dır gülmenin, her biri insana başka bir biçimde dokunabilir, o gülüşün hangi duyguyla karıştığına bağlı olarak: neşe, öf­ ke, sevgi, nefret, kıskançlık, alay, zafer vs. Gülmek asla her daim sevinçle özdeşleştirilemez, ümitsizlikle de sarmaş do­ laş olabilir. Sarkastik tutumla birleşmesi nadir görülen bir hal değildir, "kötü kötü gülmek" denir buna; o gülüşü işi­ tenlerin sırtından bir ürperti geçer. Bu da gülmenin, öteden beri gaddarlığın da bir biçimi olduğunu hatırlatır, kendisine bir defa gülünmüş olan herkes bilir bunu. Muhatabına acıta­ rak dokunan eleştirinin küçümseyici, alaycı gülüşünde bu­ nun bir çınlaması işitilir.
Sayfa 39 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Aşkın anlamı, anlam yaratmadadır. Sevenler bunu tüm bir bedensel , ruhsal ve zihinsel dokunuşlar döngüsüyle gerçek­ leştirirler, ta ki birbirlerinin kalplerinde eriyene kadar, sonra her şey baştan başlar. Aşkın döngüleriyle yaşamayı öğrenen­ ler, uzun süre beraber kalabilirler. Dokunmayı bütün düz­ lemlerde tecrübe etmek, sevenlere mahsustur. Ancak özel türden bir dokunuş, aşkın ötesinde de mümkündür ve in­ sanların çoğuna da gündelik karşılaşmalarda gayet arzula­ nır görünür.
Sayfa 36 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam