sessizce oturuyorum atın sırtına
göğsünün gölgesine kayıyorum
başım dönüyor.
yine
dingin ve usulca
rüzgar kanatlı atının toynakları
kentin dizme taşlarına çarpıyor
tacının üzerinde güneş
yalazlanıp parlıyor
onunla birlikte bu hüzün dolu kenti
terk ediyorum
halk şaşırmış fısıldıyor:
"ne mutlu kıza!. .. "
yemin olsun ki sevinç goncasıydım ben
beni aşkın eli dalımdan kopardı
iç çekmelerin yalazı oldum ancak
benim dudağım o dudağa varmadı
sonunda yolculuk bağlarıyla bağlandım
gülerek bağrımda kan gidiyorum
ey boşuna meyvesiz umut vazgeç
kalbimden benim ben gidiyorum