sen uzaklardan
çok uzaklardan geldin sen
kokular ve ışıklar ülkesinden
beni fildişi, bulut ve kristalden
bir sandala oturtmuşsun .
şimdi götür beni
ey sevecen umudum
götür beni şiirler ve coşkular ülkesine
o günler geçip gitti.
o bayram günleri...
o güneş ve çiçek beklentisi
o hoş koku titreşimleri
kışın son sabahında kenti
ziyaret eden
çöl nergislerinin suskun ve utangaç yığınında
yeşil lekelerin uzun caddesindeki seyyar şarkıcı sesleri..
sonunda bir gün...
kuşku gözünün büyüsünden kaçarım
saçılırım alaca düş çiçeklerinden saçılır gibi
gece esintisi saçlarının dalgasından süzülürüm
giderim güneş kıyılarına değin
sonsuz dingiliğinde uyuyan bir dünyada
usulca kayarım altın renkli bir bulut yatağına
dökülür ışık sevinçli gökyüzüne
dökülür yığınla şarkının tarhı
ben oradan, esrik ve özgür
bakarım dünyaya, senin büyülü gözlerinin
yollarını gözümde bulandırdığı
bakarım dünyaya, senin büyülü gözlerinin
gizemli karanlığında durmadan
çevresinde duvar ördüğü.