'Özellikle güç beğenir okurlar ve dinleyiciler, şu anda oldukça ağır ilerlemekte olan bu fable’da , anlatıcının olayların içinde geçtiği dekora olan ilgisinin, yok demesek bile, yok denecek kadar az olduğunu mutlaka fark etmişlerdir. Birinci bölümde seçim bürosuyla, örneğin kapılarla, yuvarlak pencereyle ve masalarla ilgili bilerek verilmiş birkaç sınırlı bilgi ile poligraf ya da yalan makinesiyle ilgili açıklamalar dışında olup biten bir sürü şey, anlatının kahramanları maddenin var olmadığı bir dünyada yaşıyormuş, içinde bulundukları mekânların rahat ya da rahatsız oluşu onları ilgilendirmiyormuş, onlar yalnızca laf etmek için varmış izlenimi bırakabilir. Hükümetinin, durum üzerinde tartışmak, insanların aklını başına getirecek, sokakları sakinleştirecek önlemleri almak üzere birçok kez bir araya geldiği, devlet başkanının da zaman zaman bu toplantılara şeref verdiği salonda, elbette bakanların, çevresinde rahat mı rahat maroken koltuklara yayıldıkları bir masa, masanın üzerinde olmazsa olmaz madensuyu şişeleri, o suları içmek için bardaklar, kurşunkalemler, çeşitli renklerde tükenmezkalemler, işaretleme kalemleri, raporlar, cilt cilt yasa kitapları, bloknotlar, mikrofonlar, telefonlar, kısacası benzeri her mekânda geleneksel olarak bulunan takım taklavat vardı. Tavandan sarkan avizeler, duvarları süsleyen aplikler, kapitone kapılar ve camları ışığı kıran cinsten pencereler, yerde yer halısı, duvarlarda tablolar ve eski ya da yeni moda işlemeli örtüler ve de illa ki devlet başkanının fotoğrafı, cumhuriyeti temsil eden heykel, ulusal bayrak da vardı elbette. Bütün bunlardan şimdiye kadar söz edilmedi, bundan sonra da edilmeyecek. Hatta burada, belediye başkanının geniş olmakla birlikte daha gösterişsiz, meydana bakan bir balkonu olan ve ön taraftan bakıldığında kentin