Şermin Yaşar'dan okuduğum ilk kitap, Altı Harfli Bir Tatlı. Kitabının isminin kendine has özel bir duygusu, anlamı saklıymış kitabın içinde. Ve kitabın temelinde İki duygu; annelik ve annesizlik.. Gerçekten beğenerek, çoğu yerde hüzünlenerek, karakterlere sarılmak isteyerek okuduğum bir kitap oldu. Umarım hepimiz bir gün içimizde yıllarca aç kalan yanımızı doyurabiliriz.
Korkacak bir şey yok cümlesi ile başlayıp bu cümle ile biten bir kitap. Bir babanın hastalığı ile başlayıp o süreç boyunca daha çok hissedilenler ve sonrasında kayıpla gelen hüzün.. Peki babasını sevemeyenler de bu hüznü yaşar mı acaba ?
Eylül ayının ilk kitabı ve son zamanlarda beni kendine çeken bir kitap oldu. Daha önce keşfetmediğime ve okumak için bu kadar geciktirdiğime üzüldüm. Zaman geçince yine yeniden okumak isterim.
Amin Maalouf' un okuduğum ilk kitabı Afrikalı Leo idi. Semerkant ikinci. Adını fazlasıyla duyduğumdan ve önerilen kitaplar arasında olduğundan okumak istedim. Ancak benim için beklediğim etkiyi oluşturmadı. Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'ın yollarının kesişmesi, birbirleri üzerindeki etki, özellikle Fedailerin Kalesi Alamut kitabını okumuş olmam ve orda bulduğum şeylerin öncesine burada Semerkant kitabında rastlamam ilgimi çekti açıkçası. Ama Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah ne zamanki kitapta bitti benim için ondan sonrası sadece kitabı yarım bırakmamak için devam edilen bir bölüm oldu. Bu kitabı okuduktan sonra bir kez daha kendim için çıkardığım ders, bir kitap fazla övülmüşse çok da okunmaya değer olmadığı.
Victor Hugo'nun okuduğum dördüncü kitabı Deniz İşçileri. Başlarda pek sarmasa da, hatta önce başlayıp bırakmış ve sonra tekrardan elime almıştım, sonlarına doğru o hüzünlü sonuyla diğer kitaplarındaki tanıdık noktaya ulaştık. Victor Hugo, hep okuyacağım bir yazar olacak.
Deniz İşçileriVictor Hugo