"Mutluluk denen şey de gösterişten, sürdürülmesi imkansız bir durumdan başka neydi, hele ki dile getirmesi bile bu kadar zorken? Çocukken mutluluğu tanımlayabildiğini hatırlamıyordu: Bir tarafta korku ve sefalet, diğer tarafta korku ve sefaletin yokluğu vardı ve tek isteği ya da ihtiyacı bu durum olmuştu."