Ben Orhan Veli
"Yazık oldu Süleyman Efendiye"
Mısra-i meşhurunun mübdii.
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela adamım,
Yani Sirk hayvanı falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Bir evde otururum,
Bir işte çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın Sabık ahır usağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele biterim.
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Oktay Rıfat'la Melih Cevdet''tir en yakın arkadaşlarım.
Bir de sevgilim vardır pek muteber;
İsmini söyleyemem Edebiyat tarihçisi bulsun. Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz Sadece üdeba arasındadır.
Ne bileyim, Belki daha bin bir huyum vardır. Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
Onlar da bunlara benzer.
Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.
Hayatının hangi devresine dönmek ve orada ebedi kalmak isterdi ? Bir cevap bulamadı. Hayatının "İşte burası! Bu!" diyeceği bir zamanını işaret edemedi...
Allah şahit, seni on iki yaş altı bir çocuğun masumiyetiyle sevdim.
Namahremim değildin diye öptüm gözlerinden.
Gözlerimden öpme ayrılmayalım, niye demedin?