"Asla fantastik kitap okumam, beni sadece gerçekler alakadar eder" diyen o büyük konuşan insan bendim işte... ×͜×
Harry Potter serisine başlamak, bana tamamen farklı bir pencere açtı. Kitap o kadar güzeldi ve su gibi aktı ki, nasıl bittiğini gerçekten anlamadım. Meğer insanın bazen gerçek yaşamın koşturmacasından uzaklaşmaya, biraz sihire ihtiyacı varmış.
Harry’nin hiç beklemediği bir anda Hogwarts Büyücülük Okulu’na çağrılmasıyla, biz de kendimizi onunla birlikte maceradan maceraya atılırken buluyoruz. Harry, Ron, Hermione, Hagrid, Dumbledore, Profesör McGonagall ve Snape... Her birini ayrı ayrı sevdim. Düşünün ki Snape'i sevebilmek için bile bir şeyler buldum. (ama Voldemort lütfen biraz ötede dursun!).
Bu kitap; sevgi, dostluk, arkadaşlık, kin, nefret ve cesaret gibi birçok duyguyu bize aynı anda yaşatıyor. Fantastik kitaplara karşı ön yargılı biriyken ne kadar yanıldığımı anladım.
Ön yargılarımı yıktığıma göre fantastik kitaplara şans vermeye devam!