6/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:26
Ünlü Alman yönetmen, yapımcı ve yazar #WernerHerzog’un kaleme aldığı #BuzdaYürüyüş kitabı çok sıradışı bir deneyimi konu alıyor. 1974 yılının Kasım ayının sonuna doğru bir haber alıyor. Geçen yüzyılın en önemli sinema eleştirmenlerinden yakın arkadaşı Latte Eisner, Paris’te hasta yatağında ölmek üzere. Bunu duyan Herzog şöyle der: Olamaz, şimdi ölemez, Alman sineması şu an onsuz yapamaz, bu önemli kadının ölmesine izin veremeyiz. Bir karar alıyor; belki bir totem, oraya yürüyerek giderse Eisner’in ölmeyeceğine, adımlarının onu iyileştireceğine dair çılgınca bir inançla Münih’ten 23 Kasım’da sert kışta 21 gün sürecek olan o yola koyuluyor. Bir sırt çantası, bir harita ve bir çift yeni bot ile çıktığı bu yolculukta köylerden, tarlalardan, dağ yollarından, kar buz içinde geçerken karşılaştıklarını kendine has üslubu ile kağıda aktarır. Sadece çok özel olan kısımları çıkartarak bu notlarını herkesle paylaşmaya karar verir ve ortaya bu kitap çıkar. Bu kitap; dostluğa, ölüme meydan okumaya, inanca ve insan iradesine dair yazılmış bir eylem kitabı aslında. Herzog için yürümek fiziksel bir eylem olmaktan çıkmış, her adım ölümden bir saniye çalıyor. Bu yönüyle kitap aslında kaçınılmaz olan sona karşı çekilen bir rest gibi. Nitekim Lotte Eisner bu yürüyüşün ardından iyileşmiş ve yıllarca daha yaşamıştır, bu da kitaba efsanevi bir hava katar. Kitap günlük formunda. Herzog yol boyunca maruz kaldığı amansız doğa şartlarını; fırtına, çamur, kar, buz, ayaklarındaki yaraları ve sığındığı terk edilmiş ya da boş evleri, ahırları, barınakları anlatır. Ancak dışarıdaki bu kasvetli, ıssız ve donmuş coğrafya, aslında yazarın iç dünyasındaki kaygının, delilik sınırındaki yalnızlığın ve dostunu kaybetme korkusunun bir yansıması. Buzda Yürüyüş, Werner Herzog sinemasını anlamak için de bir
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016508 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2026 144. kitabı
Bozkır; küçük bir çocuğun eğitim amacıyla annesinden ayrılarak, dayısıyla birlikte uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasında yaptıkları yolculuğu anlatan bir öyküdür. Hikayemizde bu yolculuk sırasında yaşanan olaylar bir çocuğun gözünden anlatılmaktadır. Çehov'un yoğun doğa tasvirleri, en ince ayrıntaya kadar kaleme aldığı betimlemeleriyle okurlar da kendini bozkırın ortasında yolculuk yapıyormuş gibi hissediyor. Bu yolculuk sırasında çocuk kahramanımızın yolculukta karşılaştığı tüm insanlar üzerinden yazarımız Rus toplumunun her sınıfı, ülkenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkkında okurlara bilgiler sunuyor. Yaşar Kemal okuyanlar onun yoğun Çukurova betimlemelerini bilirler. Bu eser de biraz o tarzda bir eser diyebilirim. Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim...
İnceleme
BozkırAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,737 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·88 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:45
Henry David Thoreau’nun Yürümek adlı eseri, ilk bakışta doğa yürüyüşleri üzerine yazılmış bir deneme gibi görünse de aslında insanın özgürlük arayışını ve doğayla kurduğu bağı sorgulayan derin bir düşünce metni olarak öne çıkıyor. Yazar, yürümeyi yalnızca fiziksel bir hareket olarak değil, insanın kendi özüne ulaşmasını sağlayan ruhsal bir yolculuk olarak ele alıyor. Doğanın insan üzerindeki dönüştürücü etkisini güçlü örneklerle anlatıyor. Eserde medeniyet ile doğa arasındaki gerilim dikkat çekiyor. Thoreau, şehir yaşamının ve modern dünyanın insanı doğasından uzaklaştırdığını savunuyor, buna karşılık ormanların, bataklıkların ve el değmemiş alanların insan ruhunu beslediğini düşünüyor. Özellikle “Yabanıllık dünyanın korunmasıdır” düşüncesi kitabın temel mesajını oluşturuyor ve okuru doğaya farklı bir gözle bakmaya yönlendiriyor. Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri de özgürlük kavramını doğa üzerinden tartışıyor olmasıdır. Yazar, insanların koyduğu sınırların ve kuralların karşısına doğanın sınırsızlığını koyuyor. Batı yönünü yalnızca coğrafi bir yön olarak değil, geleceğin, keşfin ve yenilenmenin sembolü olarak yorumluyor. Bu yaklaşım esere felsefi bir derinlik kazandırıyor.
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,554 okunma
Puan vermedi·384 syf.·
2026 60. kitabı
Genç rahip Serge Mouret sinir krizi geçirir. İyileşmesi için dayısı onu Paradou malikanesine gönderir. Orada vahşi doğada büyümüş Albine adında bir kızla tanışır. Albine Serge'e bakar. Birlikte bahçede vakit geçirirler. Serge rahiplik yeminine rağmen Albine'e aşık olur. Bir süre mutlu yaşarlar. Sonra vicdan azabı çekip rahipliğe geri döner. Albine terk edildiği için üzüntüden ölür. Doğa masumiyeti vs din kuralları çatışması. Sevgi mi günah, yoksa sevgiden vazgeçmek mi günah? Kitap kısaca böyle ama arkadaş rahibin giysisinin sirmasini da on sayfada anlatmayaydin iyiydi. Paraou bahçesindeki bitkileri tek tek sayfalarca anlatılması, betimlemeler..Bu kadarı biraz fazla olmuş. Okuyucuyu sıkıyor. İlk kez bir kitabı okurken bu derece sıkıldım.
Rahip Mouret'nin GünahıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 2022157 okunma
Veda Edemeyenlerin Hikâyesi
9/10
·264 syf.··
2026 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:26
Roman, bir arkadaşının isteği üzerine Jeju Adası’na doğru yola çıkan anlatıcının hikâyesiyle başlar. Ancak bu yolculuk yalnızca fiziksel bir seyahat değildir; aynı zamanda Güney Kore tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Jeju Katliamı’nın izlerine yapılan duygusal ve zihinsel bir yolculuktur. Han Kang, geçmişin gölgelerinin günümüz yaşamı üzerindeki etkisini ustalıkla işler. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri dili ve atmosferidir. Han Kang’ın cümleleri son derece sade görünse de derin bir şiirsellik taşır. Karla kaplı manzaralar, sessizlik ve doğa tasvirleri yalnızca dekor olarak kullanılmaz; karakterlerin iç dünyalarını yansıtan sembollere dönüşür. Bu nedenle roman, olay örgüsünden çok hisler ve çağrışımlar üzerinden ilerler. Eserde dostluk, yas ve hatırlama temaları ön plana çıkar. Yazar, geçmişte yaşanan büyük acıların unutulmasının mümkün olup olmadığını sorgularken, hafızanın hem bir yük hem de bir direniş biçimi olabileceğini gösterir. Karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar, tarihsel travmanın bireyler üzerindeki etkisini güçlü bir şekilde yansıtır. Bununla birlikte roman, hızlı tempolu ve olay merkezli eserleri seven okurlar için zorlayıcı olabilir. Hikâye yer yer belirsizlikler ve metaforlarla ilerlediğinden dikkatli bir okuma gerektirir. Ancak edebi derinlik arayan okurlar için son derece etkileyici bir deneyim sunar. Sonuç: Veda Etmiyorum, yalnızca bir roman değil; hafıza, kayıp ve insanlık üzerine yazılmış lirik bir ağıt niteliğinde. Han Kang’ın edebi gücünü ve Nobel Ödülü’nü neden hak ettiğini gösteren etkileyici eserlerden biri. Özellikle edebi kurgu ve psikolojik derinlik seven okurlara tavsiye edilir.
Veda EtmiyorumHan Kang · April Yayıncılık · 20242,219 okunma
10/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Çürümüş Kelimeler, yalnızca bir roman değil; insanın kendi iç dünyasına, geçmişine ve ilişkilerine dönüp bakmasını sağlayan düşündürücü bir yolculuk sunuyor. Kitabı okurken Arize'nin kendini, ailesini ve hayatın anlamını arayışına tanıklık ederken zaman zaman kendi sorgulamalarımla da yüzleştiğimi hissettim. Romanın en dikkat çekici yanı, insanın "doğal düşmanının" kim ya da ne olduğu sorusunu farklı yönleriyle ele alması. Sevgi, öfke, yalnızlık, pişmanlık ve affetme gibi duygular üzerinden ilerleyen hikâye, okuru sadece olayların peşinden sürüklemekle kalmıyor; aynı zamanda düşünmeye de davet ediyor. Arize'nin kayıp babasını ararken kendi eksik parçalarını da tamamlamaya çalışması, hikâyeye duygusal bir derinlik katıyor. Ayşen Yenilmez'in kalemi sade ama anlam yüklü. Özellikle kelimelerin insan hayatındaki etkisini vurgulayan bölümlerde, yazarın anlatımındaki şiirsel dokunuşlar dikkat çekiyor. Yer yer felsefi sorgulamalarla ilerleyen metin, ağırlaşmadan merakı canlı tutmayı başarıyor. Kitap boyunca cevaplardan çok soruların peşinden gidiliyor. Bu da hikâyeyi benim için daha etkileyici hâle getirdi. Karakterlerin yaşadıkları kadar düşündükleri ve hissettikleri de ön plana çıkıyor. Doğa, insan ruhu ve yaşamın iç içe geçtiği anlatım ise romana farklı bir atmosfer kazandırıyor. Eğer psikolojik derinliği olan, insan ilişkilerini ve içsel çatışmaları sorgulayan romanları seviyorsanız, Çürümüş Kelimeler ilginizi çekebilir. Benim için hem duygusal hem de düşündürücü bir okuma oldu. Özellikle "Kelimeler gerçekten hayatımızı şekillendirir mi?" sorusunu aklıma bırakarak son sayfasını kapattığım kitaplardan biri olarak hafızamda yer etti.
Çürümüş KelimelerAyşen Yenilmez · İkinci Adam Yayınları · 202559 okunma