Her düşünce kişinin ruhunun iç yansımalarının , gelgitlerinin , derin iç çekişlerinin , zaman zaman çatışmalarının ve ideallerinin es(-e,-i)ridir . Aslında kendimi kendime anlatıyordum başkalarına anlatıyormuşcasına
"Birisi gelir
Unutma bahçelerinde
Çok beklemiş birisi
Lambasını kalbimize tutar
Yüzümüz birden güneşli sabahlar
İçimizde bir tuhaf iyilik duygusu
Bütün sokaklar ıslık çalmaya başlar
Gövdemizde sızlayan bir kayıp zaman
-Mutluluk değil , mutsuzluk değil-
Dünyanın bütün kederini severiz "
"Görüş, etkime ve dokunma ufuklarımız ne denli dar iseler , o denli mutluyuzdur : Ne denli geniş iseler , kendimizi o denli sıkıntılı ya da endişeli duyumsarız. Çünkü bu ufuklarla birlikte sorunlar , arzular ve korkular da büyür.Bu yüzden körler bile ilk bakışta göründüğü kadar mutsuz değildir ."
"İçimde ani bir özgürlük duygusu tecrübe ettim . Bu duygu neşe değildi - mutluluk değildi . Daha çok hafif , latif bir genişleme duygusu -zihin ufkumun, fikir çevrenimin genişlemesiydi."
Ölüm (ya da onun iması) insanı nadide ve acınası yapar. Hayalet durumları yüzünden koşturup dururlar ; yaptıkları her şey son yaptıkları olabilir ; bir rüyadaki bir yüz gibi , çözülmenin eşiğinde olmayan bir yüz yoktur . Ölümlüler arasındaki her şey telafi edilemez ve vahim olanın değerine sahiptir .
Ölüm sayesinde yaşamın daha çok kıymetini bilmeyi, onun eşsizliğine ve biricikliğine değer vermeyi öğreniriz. Bir zamanlar sahip olduğumuz şeyin büyük değerini fark etmemiz bizatihi ölüm sayesindedir.Ölümleri sayesinde yaşamlarına daha çok değer veririz.