İSLAMİYET GARİP OLARAK BAŞLAMIŞTIR, VE BİR GÜN GELECEK YİNE BAŞLADIĞI GARİP HALE DONECEKTİR. BU YÜZDEN GARİPLER MUBAREKTİR.
Ona gariplerin kim olduğu sorulduğunda şöyle cevap verdi:
GARİPLER BENİM SÜNNETİMDEN HALKIN BOZDUĞUNU DOĞRULTAN, HALKIN YIKTIĞINI YENİDEN YAŞATANDIR.
Gitmeyi bıraktığı anda, gurbet fikrini kaybetmiş olur. Böylece donuklaşır ve katılaştıran uykuya (yani uy-manın, uy-um sağlamanın ve böylece tedirginliği
yitirmenin vasatına) mahkum olur.
Bu tespit, insanın fiziki ve yerküresel zorunluluklar karşısında cesur, beşeri kısıtlamalar karşısında ümitli olmasına yol açabilir. Ama gitmenin, yolculuk yapmanın, iç-dış bakışımlılığı içinde düşünülerek, sadece dışta bir gitme ve seyahat değil, aynı zamanda içte bir seyahat olarak düşünülmesi biz müminler için daha da
anlamlıdır. İrfan ehlinin, iç dünya ile dış dünya arasında inşa ettikleri bakışımlılığı esas alarak diyebiliriz ki, insan cinsinin dışarıda seyahat edebiliyor olmasının anlamı, iç dünyada seyahat edebiliyor olmasıdır. İnsanoğlu, dış dünyada terk edebilme becerisiyle donatılmışsa, bu aynı
zamanda onun iç dünyasında da terk edebilme becerisi gösterebileceği, hatta göstermesi gerektiği anlamına gelir. Çünkü bu bakışımlılık ilkesine göre, dış iç ' in modelidir ve dışın imkanları iç'in imkanlarına işaret eder.*
İnsanın bilgiye olan ihtiyaç ve hırsı fıtrî bir temayüldür. Onun fıtraten talep ettiği ve yine fıtraten sahip olduğu doğruların zedelenmesi, doğru bilgiye muhtaç olan insanın mantığa her daim ihtiyaç duymasını gerektirmiş ve bu di- siplinle ayrılmaz bir ilişki kurmasına zemin hazırlamıştır. Bugün mantık ilmi İslâm ulemâsının ortaya koyduğu mirasın üstüne koyarak yoluna devam ediyor, genişliyor, büyüyor. Her birimizin mantık mütehassısı olması mümkün olmasa da herkes için asgarî miktarda lazım olan mantıkî ölçülerle tanışmak, düşüncelerimizi doğru tasnif ve tanzim etmek için olmazsa olmazdır.