Anlatı bir topluluk yaratır; roman ise kendini tecrit etmiş, yalnız bir bireyden doğar. Bir roman psikolojikleştirir ve yorumlar, bir anlatıysa betimsel olarak ilerler: "Olağanüstü ve mucizevi şeyleri bü tün ayrıntılarıyla anlatır, ama okuru hiçbir zaman olayların arkasındaki psikolojik bağı kabul etmeye zorlamaz." Ancak, anlatının nihai düşüşü romanla değil, kapitalizmin hâkimiyeti altında enformasyonun yükselişiyle gelir…
Her yeni günle birlikte yerküreyle ilgili haberler alıyoruz, ama artık dikkate değer hikâyelerimiz pek yok. Bu böyle, çünkü artık bütün olaylar bize hazır bir açıklamayla ulaşıyor. Başka bir deyişle, günümüzde olup bitenler hikâye anlatıcılığının değil enformasyonun işine yarıyor?