Ağladım. Gözyaşlarım çevremdeki bunca kalın duygulu insanın hesabını görmeliydi. Gerçi «onlar» için ağlıyor değildim. Ağlayan «ben» de değildim aslında. Bir bent yıkıldı ve ırmak boşalmaya başladı. Bendi yıkan ben değildim, suyu canlandıran da. Ben gözyaşlarının üzerine düştüğü topraktım yalnızca. Benden artakalan bir parçam gözyaşımı siliyor, bakanlara karşı önlem alıyordu…