Yeni evlenen bir çift, evliliklerinin ikinci gününde yataklarında ölü bulunur. Eski Roma’da kölelerin gram insan gibi görülmediği bir zamanda, kural gereği evin beyi ve hanımı öldüğünde köleler de öldürülmektedir. Öldürülmektedirler ki nüfusları fazla olan köleler ayaklanıp zengin kesimi öldürmesin.
Flavia Albia, geçmiş yaşamının kendisine kattığı cesaretle kölelerin cinayet işlemediğini düşünerek cinayet soruşturması için “bilgi toplayıcı” olarak görev alır.
Kitabı okurken kölelerin kanlı sadece birer vücut olduklarını gördüm. Hissetmeleri, hayır demeleri, zorla hamile kaldıklarında bebeklerini görmeleri yasak; evin beyini/hanımını kendilerini öne atarak kurtarmadıklarında da yaşamaları yasak. Kendi nüfuslarının daha fazla olduklarını anlamasınlar diye farklı renkte kıyafet giymeleri yasak…
Peki ya evin beyfendileri ile hanımefendileri? Uyanınca kapıyı açmaktan, tuvalete gitmekten bile acizler… Az mahremiyet ve gurur kardeşim ya…
Sonlara doğru şüphelerimin doğru çıktığını gördüm, sevindim. Yani kitap bir sonuca vararak bitiyor.
Başlarda karakter isimlerine sürekli bakmak bana zaman kaybettirdi. Hele o iki kardeşin isimleri uzunken bazen ilk bazen ikinci bazen de soyadları ile yazıldığından ilk sayfaya çok döndüm. Bir de bazı terimler için kitabın sonunda sözlük var; önceleri dönüp dönüp baktım. Akışına bırakarak okumalı.
Sayfa sayısı: 404
Keyifli okumalar 🩵