"Bizi hayat uyutuyor, ölüm uyandırıyormuş.. Varlıkla yokluk birbirini gerektiren şeylerdir. Varlık olmasa yokluk nasıl belli olabilir? Hayatla ölüm de bu karşılaştırmaya girer. Biz insanlar bir varmış, bir yokmuş oluyoruz. Kainatın terazisinde varlık olumlu kefeyi, yokluk olumsuz kefeyi gösteriyor. Varlıkla yokluğun bu ezeli dengesi, zihinlere şaşkınlık veriyor. Çünkü bütün varlıklar genel dengeyle kararlaşmıştır. Bu kural dışında bir zerre yoktur. Yokluğun varlığı karşılamasını düşün.. Sonra vücud-ı elfaz, adem-i mana olursa.. Bundan ne anlarsın? "
"Medeniyet pırıltılarıyla gözlerimizi kamaştıran en büyük zannettiğimiz milletlerde bile" eşitlik, adalet, kardeşlik" üç temel ayağı üzerine kurulmuş görülen insan hakları zırhının pek yufka, adeta açık kalmış yerleri, iyileşme çaresi keşfedilmemiş acı veren yaraları vardır. "
Eski Turklerin Şamanizm öncesi dini Gök Tanrı diniydi. Göğün simgeledigi kutsallık, kozmik hiyerarşi, Tanrı'nın oğulları , Tengri, Tanrı'nın elçisi, göksel irtibat.
Türk Hakanının karargahındaki tapinakta ayinsel bir rituel yapılırdı ve Hunlarin 24 boyunun Başbuğları katılırdı.
"Hakan her sabah çadırından çıkarak Güneş'e ve geceleri de Ay' a tapardı. "
"Hunlar, bir işe girismeden önce Yıldızların ve Ayın durumuna bakarlardı."
Burada Çinlilerin yorumuyla beraber gözlemi aktarılmıştır.