Özetle söylersek, Bu dönemi üç evrede özetleyebiliriz: 1) 1923-32 Dönemi: Ülkenin bağımsız, ekonominin ise bir milli tüketim ekonomisi olduğu evre. Bürokrat-burjuvazinin doluş evresi. Bu evre, yönetimde Kemalistlerin en ağırlıkla olduğu evredir.
Türk Siyasi Tarihi
سَنُرٖيهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَفٖٓي اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّؕ "Çevrelerinde ve kendilerinde bulunan delillerimizi (ayetlerimizi) onlara göstereceğiz." buyuruyor. Ne zamana kadar? " Onun hak/ gerçek olduğu, onların nezdinde apaçık belirginleşinceye kadar." Cenab-ı Hakk, ayetlerini göstereceğini vadeder. Insanın içine hem iç hem dış dünyasından hem de iç dünyasından ayetler dolacak ve bu doluş, hakikat kişinin kendi nezdinde apaçık belirginleşinceye kadar devam edecek. Cenab-ı Hakk, insanları buna uygun olarak yarattığını söyler: "Ben sizde bu fıtratı yarattım; ayetlerimi işleyip aklederek sonuca gidebileceksiniz. Gitmeznizi biz sağlayacağız." Her birimiz bunun hakikat olduğunu biliyoruz, çünkü bizzat yaşadık, kendi tecrübelerimiz üzerinden yakînen biliyoruz.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İhram håli ve Kabe bizim nur ile doluş ana-dan doğuş halimizdir. Bu mübarek beldede bizim hem ruhani hem de bedeni giriş çıkışlarımız olan; baş, deri ve gözenekler, ayaklar, yüz, saç, sakal ve tırnak gibi hususlarımıza sınırlar koyulmuştur. Bu sınırlar Kåbe'nin nuru ile vücudumuzdaki şeytani kanın temizlen-mesi ve rahmani kanla dolmamızı sağlamak içindir.
Sayfa 49
Kan hacmi yaklaşık 4000 mililitre iken ortalama dolaşım doluş basıncının sıfıra yakın olduğuna dikkat ediniz, çünkü bu dolaşımın "gerilmemiş hacmi" dir; ancak kan hacmi 5000 mililitre olduğunda doluş basıncı normal değeri olan 7 mm Hg'dır.
Çünkü bilirsin, üzülünce kaşlarımı çatarım, bu benim gözlerimin doluş şeklidir, yaşsız.
Sayfa 397·Kitabı okudu
Ahlak ve Yaşam İlkeleri
XVII. Anlatılanları Roma hukukuyla karşılaştırmak için birkaç şey söyleyelim. Kasıtsızlık ya da niyetin masum oluşunun ikisi de infortinium (talibsizlik) durumuna dâhilken ne dolus (bir şeyi iyi niyetle yapıyor olmanın tersi. Kasıtlı aldatma) ne de culpa (ibmal, kusur, kabahat) kavramına dâhil değildir. Bilgisizlikle melekeye dönüşme hâlinin, yanlış bilginin de acelecilik ve tedbirsizlikle bir araya gelmesi culpa sine dolo (aldatma olmaksızın kusur)'a tekâbül eder. Doğrudan kasıt ise dolus'a tekâbül eder. Dolaylı kasıt doğrudan kasıttan ayırt edilemez, ayrılabilseydi dolustan da ayrılabilirdi. Culpa, lata, levis ve levissima arasındaki ayrım hiç de kesin değildir. Bunların anlamı nedir? Durumun bizzat kendisinde değil de bir insanın (örneğin bir hâkimin) durumla ilgili hesaba katmaya yatkın olduğu duyguların içinde bulunan ve başka yollarla üç alt kümeye ayrılmış olduğu varsayılan farklılık.
Alıntı