Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz :))
"Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgahtaki sanatkar; fenalık düşünmeye vakit bulamaz." demiş Ahmet Yesevi. Ben de yarım dönüm fasulyeyi öğlene kadar çapaladım. Yorgunluktan bittim, kimseye fenalık düşünecek takatim yok. Şuan bana ne deseniz eyvallah bacım der geçerim😂 15 yıllık memurluktan mütevellit bedenim ham olduğu için ellerimin içi patladı. Annem ne ara çapaladın o kadar yeri diyor. Ben canım istemediği sürece hiçbir işi yapmam ama o işin başına geçersem de en iyisini yapmaya çalışırım… Uyuşukluğu, baştan savma hareketleri sevmem. Ya hiç yapma ya da adam gibi yap. Gönülsüz köpek sürüye kurt getirirmiş😂 Mesela bir domates fidesinden 10 kg domates alınabilir denilmişse ve sen o fideye iyi bakmadığın için rekolte 5 kg’da kalmışsa sen hainlik yapmış oluyorsun… O 5 kg kayıp piyasaya pahalılık olarak yansıyacak çünkü. Ama pek ince düşünen yok bu ülkede ne yazık ki. Neyse bir tane salatalık buldum… Şimdi yıkayıp afiyetle yiyeceğim. Canı çeken olursa bizim bahçeye beklerim. Millet yıllık izinde tatile gidiyor, ben tarlaya çalışmaya geliyorum. Ben de biliyorum el-Hamra’da tahta oturup el çırpmayı, Endülüs’ten güller getirtip sevgilinin yüzüne çarpmayı ama ben yaşlı anne babam tarlada çalışırken kendim keyif yapamam, vicdanım el vermez. Bu fasulyeleri ben çapalamasam onlar çapalayacaklardı. Sonra ben utanmadan o sebzeleri nasıl yiyebilirim ki. Hayırlı evlat olmak lazım. Hem tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmazmış, gerçi çok yüzsüz var da neyse gari😂
1000Kitap
Yırtık bir ayakkabıydı babam Cepleri yamalı pantolon, Lacivert süveterdi. Bıyıkları bahtından kara, Yüreği doğuştan yaraydı babam.. Odun kokusuydu babam, Ellerinden ciğerlerime sızan. Bazen kızan, bazen susan, En çok da içine atandı dünyanın yükünü.. Bahçedeki ceviz ağacının rüzgârıydı babam. Toprağa kalbini eken, Suladıkça yeşeren hasretti. Akşam dönüşleri idi köşe başından.. Sigara dumanından yaşaran gözlerinden Gri hayaller uçuran. Kendi umutlarını askıya alıp, Kalın parmaklarından çok hayatlar kaçıran adamdı.. Buruşmuş gömlekti babam. Beyaz mendildi. Üç katlı sefertasında domates, peynirdi. Acı bir zeytindi babam, Ekmeği değil, Yüreğini doğrayandı soğuk çorbaya.. Bir avuç ilaçtı babam. Reçetesini iyice okuyamadığı hayatının
Reklam
BABALAR GÜNÜ VE İÇ DÖKME..
Son söyleyeceğimi başta söyleyeyip öyle yazıya geçmek istiyorum. Babam olmak üzere şehit/gazi babalarının ve evladını kaybeden tüm babaların gününü kutlarım. Başlıkta da yazdığım gibi aslında kutlama yazısından çok kendimle ilgili iç dökme olacak. Dün yanımda babam vardı. İkimize ekmek arası hazırlamak için bir şeyler kesiyordum. Hızlı hızlı domates doğuruyordum, bıçak elimden kaydı ve gümmm parmağıma girdi. Kestiklerimin arasında parmağımda vardı. Anlayacağınız her türlü elimin lezzeti eklendi..:) Bu kesiği şöyle tarif edeyim o bıçağın soğukluğunu kesilen etimin içinde hissettim öylesine kesmiştim. Babam normalde mesafeli bir kişi. Beni canhıraş halde görünce hafif panik halde Nolduuu demeye başladı, sonra kesiğimi sardı. Bütün bunlar olup bitinceye dek, akan kanımın rengiyle domates daha da karardı, tıpkı hayallerim gibi.. Evet bugün babalar günü.. Ben baba olmak için amiyane deyimle yanıp tutuşan biriyim. Ortaokul da Türkçe öğretmenim vardı Tülay öğretmen. Kadın bana ortaokul dönemimden tutun, okul bittikten sonra yolda ne zaman karşılaşsak şu sözü söylerdi; Oğlum, sen ileride çok iyi bir koca, çok iyi bir baba ve yapmak istersen de çok iyi bir öğretmen olursun demişti. Öğretmenim, ben bir dönem öğretmenlik yaptım ama söylediğiniz sıfatlardan iki tanesi eksik kaldı. Söylediğiniz sıfatlara, söylediğiniz kadar yaraşır mıyım onu da bilmiyorum be öğretmenim. Her babalar gününde acaba ben ne zaman baba olacağım diye düşünürdüm fakat bu sabah farklı bir şey düşündüm. Ne zaman baba olacağımdan çok ne zaman babalık duygusunu bana tattırma da yardımcı olacak bir kadına güveneceğim, ne zaman ona kendimi bana zarar vermeyeceğini, ruhumda tahribat bırakmayıp, benim güvenimi iyi niyetimi suistimal etmeyeceğini ve ihanet etmeyeceğini bileceğim biri olacak diye düşündüm. Bu
Duygu ve Düşünce
Gübaydın
Bence TDK yanlış biliyor. Doğrusu melemendir. Hatta melamin bilem olabilir. Hem "melemen" neden Menemen'e özgü olsun ki. Domates ilk orada mi ekilmiş?
Menemenin özü domates ve biber değil soğandır Filozof Bey.
Bazen beynimi aldırıp yerine çeri domates doldurmak istiyorum böyle avuç avuç
Reklam
Reklam