kopuşlar acı veriyorsa bağlar hakiki demektir !
Puan vermedi·80 syf.··
2026 4. kitabı
Byung-Chul Han'ın "Palyatif Toplum" eseri, bana pandeminin farkında olmadan yarattığı insan devrimi yerine oluşan depresyon çağına geçişin iyi bir analizini sunuyor. Hedonist dürtülerle kaçtığımız, görmek istemediğimiz tüm gerçekleri büyük bir sadelikle gözler önüne seriyor. Anlamını yeni öğrendiğim, sözlükte "köklü bir çözümü olmayan, sadece durumu geçiştiren" anlamına gelen palyatif kelimesi, bugün içinde yaşadığımız toplumun tam özeti değil mi? Sürekli izleniyor olma hissi ve beğenilme arzusuyla farklılıklarımızı yitirip aynileşiyoruz. İmkanlarımızı zorlayarak başkaları gibi olmaya çalışıyor ama yetişemiyoruz; sonucunda hepimiz bir depresyonun ortasındayız. Mahremiyetimizi gözler önüne sermeyi bir ihtiyaç haline getirdik. Özgür olduğumuzu sanan bağımlılara dönüştük. Peki, ekranların ardında kurduğumuz bu sahte eğlence dünyasının dışında devam eden savaşlar, soykırımlar ve ölümler varken ne yapıyoruz? İşte tam bu noktada palyatif etki devreye giriyor. Sosyal medya günümüzün en güçlü ağrı kesicisi olarak işlev görüyor. Acının üzerini örtüyor, empati yapmaktan kaçınıyor ve dünyadaki gerçekliği görmezden geliyoruz. Çünkü bize dayatılan düzende olumsuzluğa yer yok. Ancak ötekinin acısını hissetmeyen insan, narsisizmi baş tacı ediyor. Han'ın da o vurucu cümlesiyle vurguladığı gibi: Acı yoksa barbarlık çıkar. Acıdan kaçan, düşünmeyi bırakan insan merhametini yitirir ve yavaş yavaş insanlığından uzaklaşır. Oysa acı kimliğimizi belirler, sahici bağlar kurdurur; acı varoluşun ve hayatın ta kendisidir. Acı çekmeyi unuttuk, hatta tahammülümüz bile kalmadı. Hızlı tüketimlerimizin arasına acıyı almak, sanırım farkında olmadan çöküşün başlangıcı oldu. Sürekli "iyi hissetme" zorunluluğunun getirdiği bu yapay pozitiflikten ve hissizleşmeden çıkışın yolu belki de çok temel bir
İnsan ve Duygular
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,347 okunma
Puan vermedi
Tuhaf bir şekilde hayatimin olağan akışı içerisinde fazlaca yer aldı bu karakter ve evet dönüştürdü,dönüştük! Benim de Kafka gibi 'güzellik algılarım böcekleri de sevmekten yana' :)
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·672 syf.··
2026 13. kitabı
Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; bir dönemin kalp atışlarını, suskunluklarını ve kırılgan umutlarını da taşır. 47’liler tam olarak böyle bir roman. Füruzan, 1947 kuşağının gençlik hayallerini, politik çalkantılar içinde savrulan hayatlarını ve içsel yalnızlıklarını son derece sahici bir dille gözler önüne seriyor. Romanın merkezinde yer alan Emine karakteri, sadece bireysel bir kahraman değil; aynı zamanda bir dönemin simgesidir. Onun yaşadığı aşklar, hayal kırıklıkları ve arayışlar, aslında bir kuşağın kendini var etme mücadelesinin yansımasıdır. Füruzan’ın anlatımı ise yalın ama derin; duyguyu abartmadan, ama eksiltmeden aktaran bir ustalık taşır. 47’liler, idealler ile gerçekler arasındaki o sert çarpışmayı anlatırken, okuyucuyu da kendi hayatına dönüp bakmaya zorlar. Kimdik, ne olmak istedik ve neye dönüştük? Belki de romanın en sarsıcı tarafı, bu soruları sessizce zihnimize bırakmasıdır. Bu eser, yalnızca bir dönemi anlamak isteyenler için değil; insan ruhunun kırılganlığını, direncini ve yalnızlığını hissetmek isteyen herkes için okunması gereken bir roman. “Bazı kuşaklar hayal kurmakla cezalandırılır.”
47'lilerFüruzan · Milliyet · 1979833 okunma
9/10
·304 syf.··
2026 34. kitabı
Zaman… gerçekten bizim mi? Momo, küçük bir kızın hikâyesi gibi başlıyor. Ama sayfalar ilerledikçe, aslında hepimizin hikâyesine dönüşüyor. Şehrin kenarında, eski bir amfitiyatroda yaşayan Momo’nun hiçbir şeyi yok… Ama insanlara verdiği bir şey var: Gerçekten dinlenildiğini hissettirmek. Onun etrafında insanlar konuşuyor, hafifliyor, iyileşiyor. Ta ki “gri adamlar” gelene kadar… İnsanlara zaman kazandırdıklarını söyleyen, ama aslında onların hayatlarını yavaş yavaş ellerinden alan o görünmez sistem. İnsanlar daha hızlı yaşamaya başlıyor. Daha çok çalışıyor, daha az hissediyor. Daha çok kazanıyor, ama daha az yaşıyor. Ve fark etmeden… zamanlarını kaybediyorlar. Momo’nun hikâyesi aslında çok basit bir soruyu yüzümüze çarpıyor: Biz gerçekten zamanı mı yönetiyoruz, yoksa zamanın içinde kaybolan birer “programa” mı dönüştük? Bu kitap bana şunu hatırlattı: Hayat, hızlandıkça değil… yavaşladıkça anlam kazanıyor.
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
Oyuncak Tamirhanesi
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Bireyi değil, doğrudan toplumu hedef alıyor. Yani mesele “ben ne hissediyorum”dan çok “biz neye dönüştük?” sorusu. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey de buydu zaten; sürekli bir toplumsal teşhis hali var. İnsanların dış görünüşe, statüye, vitrine bu kadar odaklanmasını öyle güzel deşifre ediyor ki, ister istemez “evet ya, gerçekten böyle” diyorsun. Özellikle modern hayatın getirdiği o yapaylık meselesini baya sert ele alıyor. Herkesin bir rolü var, herkes bir şeymiş gibi davranıyor ama içi boş. Giyim, estetik, dış görünüş… hepsi geçici ve aslında ölüm gerçeğinin yanında tamamen anlamsız kalıyor.Yazar bunu öyle sakin sakin değil, baya yüzüne çarpar gibi anlatıyor. O yüzden okurken bir noktada bu eleştirinin ne kadar yerinde olduğunu daha net görüyorsun. Yazarın yıllar önce yazıp bugünü bu kadar iyi yakalaması da ayrı bir etkileyici tarafı. Bir de işin sosyolojik ve psikolojik tarafı çok güçlü. Toplumu sadece yüzeyden eleştirmiyor; insanların davranışlarını, yüz ifadelerini, ilişkilerini inceleyerek alttaki boşluğu gösteriyor. Üstüne bir de dini pekiştireçler ekleyince bu eleştiri daha sağlam bir yere oturuyor. Yani sadece “yanlış bu” demiyor, aynı zamanda “doğru ne olabilir” hissini de veriyor. O yüzden kitap bence en çok şu yüzden etkileyici: toplumu eleştirirken abartmıyor, direkt gerçeği söylüyor ve o gerçek zaten yeterince çarpıcı.Ve en önemlisi ben eskiyi özlediğimi biliyordum bana ait olanların yerine yenisini koymak yerine benim olanın benle yaşanmışlığı olanın daha anlamlı olduğunu hissediyordum kitap da bunu bende perçinledi.Ayrıca kırık dökük yanlarınızın veya eşyalarınızın veya toplumun tamircisinin yine bizler olduğunu hatırlattı.Mutlaka okuyunnn ve okutturun arkadaşlar keyifli okumalar diliyorum.
Duygu ve Düşünce
Oyuncak TamirhanesiMetin Karabaşoğlu · İz Yayıncılık · 20181,085 okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- Başka Şarkılar Söyler Zaman Kitabın Yazarı- Meltem Trubody Kitabın Sayfa Sayısı- 263 1979 ve 2023 yılına dek uzanan tarih ve aşkın bir arada olduğu bir kitap. 1979 yılının sıcak bir haziran gününde İstanbul Beyazıt Meydanında yaşanan sağcı solcu çatışmalarının ortasında yolları kesişen Dila ve Cengiz’in tanışmalarıyla hikayemiz başlıyor. Cengiz hukuk fakültesinde okumaktadır. Dila ise lise sona giden bir genç kızdır. Dila, Cengiz’i yeni tanımış olsa da Cengiz onu daha önceden tanımaktadır. Dila’nın dayısı onun yakın arkadaşıdır. Dila’nın hayali de hukuk fakültesinde okumaktır. Hayali gerçek olan Dila, Cengiz ile aynı üniversiteye başlar. Yakınlaşmaları ile ilişkileri de başlayan iki aşığın arasına bazı zorluklar girecektir. Çünkü Cengiz’in ailesi ve ailesinin büyük sırları vardır. Baba sevgisi görmeyen Cengiz, sürekli psikolojik baskı be şiddet görmektedir. Babası her ne kadar ünlü ve başarılı bir avukat olsa da insanlıktan nasibini almayan bir adamdır. Diyeceksiniz bu adam delikanlı nasıl şiddet görüyor çünkü babası her defasında onu annesi ile tehdit ediyor. Aynı zamanda Cengizlerin aile dostu babasının arkadaşı iki aşığı görüp babasına söyler ve Cengiz Dilayı terk eder. Dila terk edilmeyle neye uğradığını şaşırır ve hikayenin yönü değişir. İki aşık arasında yaşanan ve yaşanamayan o kadar çok şey vardır ki… Ben daha fazla spoi vermeden kitabın devamını kendiniz okumalısınız. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim Kitaptan Alıntılar ”Sevgi yetseydi eğer, hiçbir hikaye yarım kalmazdı.” ”O yıllar… Her şeyin mümkün sandığımız, şarkıların bile daha anlamlı geldiği, ilk aşkların yüreğimizi yangın yerine çevirdiği o yılların… Belki de zaman sadece şarkıları değiştirmedi, biz de o şarkılarla birlikte bambaşka insanlara
Başka Şarkılar Söyler ZamanMeltem Trubody · Destek Yayınları · 202412 okunma