Doğan Yalçın

Doğan Yalçın
@dooganyalcin
Mühendis
Lisans
İstanbul
Muş
306 okur puanı
Ocak 2015 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hayal Otel Ya da Kefaret
9/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2023 10:29
Hepimizin konfor alanı elimizden bir şekilde alınıyor. Bu bir saat içinde de olabilir, bir günde de bir yılda da… sonuçta hepimiz bir şekilde konfor alanımızdan alınıp, uzağa götürülüyoruz. Kimi zaman bir müzik parçası, bir manzara, bir olay , bir kitap olabilir, yapabilir bunu. Bu konfor alanımdan beni alıp uzağa götüren, düşüncelere sevk eden, hatta konfor alanımın dışından beni fiziken alıp, diğer kitaplarının peşine düşüren bir kitaptan bahsedeceğim dilim döndükçe. Ne demişti Kafka hatırlayın: “Kitap içimizdeki buzları kıracak bir balta gibi olmalıdır”. Çok sevdiğim Cioran de şöyle demişti : “Kitaplar yaraları kanatmalı, hatta yeni yaralar açmalı, kitaplar tehlike arz etmeli.” Evet. Tamda bu minvalde bir kitabın etkisi altında yazıyorum bu satırları. B. Nihan Eren’in ‘Hayal Otel’i kitabı. İçimizdeki buzları kıracak,ruhumuzda yeni yaralar açacak bir tür kitapla hemhal olmak, günün konfor bozan mefhume olarak elimde durdu tüm gün. Mefhume diyorum, çünkü ‘anlam’ ve ‘açılma ‘ olarak kendini güne bıraktı, ve elimden tuttup yol aldırdı. Psikolojik burhanlar, suçluluk duygusu, belirsizlik, korku, merak gibi envai çeşitli duyguların çemberinde buldum kendimi. Zamanımızda pek de değeri bilinmeyen bir ruh göçme halidir ; ‘kefaret’ duygusu. Psikolojik bir çıkmaz, bir yanlızlık ve de duygudaşlık çemberi içerinsinde devinip durma halleri tüm kitap boyunca beni yeni anlamlara düşürdü, kendimden öteye taşıdı, bana ‘kefaret’ ödetti. Detayına inmeyeceğim bu duygunun, o da bana ve yazarın kahramanları arasındaki özel bir iletişim hali olarak kalsın. Kitaptaki kahramanların zaman zaman değil sürekli caddede, iş yerinde, kendi evimizde, iç dünyamızda bizimle olan ve bizimle yaşanayan insanlar olduğunu anlamamız uzun sürmeyecektir. Her kahramanın sakladığı bir sırının ortasında
Edebiyat
Hayal OtelB. Nihan Eren · Yapı Kredi Yayınları · 2020309 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Aşıklar Bayramı" Bir Hesaplaşma Romanıdır..
9/10
·227 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
Baba-oğul ilişkisi -çok olmasa da- edebiyatımızda son zamanlarda kendine daha sık yer bulan temalardan. Son iki-üç yıldır bu konuda iki yetkin, güçlü kitap yazım dünyasına merhaba dedi. Bunlardan ilki Hasan Ali Toptaş’ın “Kuşlar Yasına Gider” kitabı bir diğeri de kısa süre önce piyasaya çıkan Kemal Varol’un “Âşıklar Bayramı” kitabıdır. Kitabın sayfalarında ilerledikçe Kemal Varol’un Hasan Ali Toptaş’ın kitabına selam yolladığını da görüyoruz. Kitabı elime alınca aklıma Hasan Ali Toptaş’ın şu cümlesi düştü: “Babalar alnımıza yazılan yalnızlıklardır.” Zira kitap, baba-oğul ilişkisinin işlendiği bir kitap okuyacağımızı bize söylüyordu. Kemal Varol’a en uygun sıfat nedir diye düşündüm bir hayli. Daha önceki kitaplarını okumamı da göz önünde bulundurarak ona; “Anadolu Anlatıcısı” dedim kendi kendime. Her kitabında Anadolu insanı kokar; Anadolu’nun taşı, toprağı, sokakları, dağları, âşıkları, kızları, oğlanları, nehirleri, hayvanları, meseleleri onun kitaplarında can bulur, tekrar tekrar. Nerede unutulmuş, unutulmaya meyilli bir konu, bir insan, bir değer varsa Kemal Varol hemen el atar: “Ey Anadolu! Sen aslında busun, sen aslından buydun, sen aslında bu olmalısın; senin bu acın, bu sevinci, bu toprağın bu gökyüzün var. Kendini unutma!” der adeta. Bunun yanında Kemal Varol’a  “Masal Anlatıcı” demek yerinde bir sıfat olmuş olur. Onun romanlarında hep masalsı bir hava hakimdir. “Kime ne söylesem canım efendim! Hasanım Ali, Hüseyin’im Ali, Hevesim Ali Kendini unutan insan, neyi Unutmaz ki!” Bu dizeleri hatırlayanınız olur elbet. Kemal Varol’un bir diğer “Ucunda Ölüm Var” kitabından.  Heves Ali, Âşıklar Bayramı’nda karşımızda. Ana karakterlerden, baba olandır Heves Ali. Yukarıda roman baba-oğul ilişkisini anlatan bir kitap olduğunu belirtmiştik. Heves Ali, âşıktır. Elinde üç
Kültür-Sanat
Aşıklar BayramıKemal Varol · İletişim Yayınları · 20194,329 okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2017 36. kitabı
Baştankara, Hayal ve Gerçeği Buluşturan Öykülerin Toplamıdır Spot: Bazı hikâyeleri kendi mahallenizde, kendi evinizde, kendi sokağınızda, okulunuzda, caddenizde hayal ederken, bazı hikâyeleri ise sadece hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir kalemin düşünden ve mülahazalarından ibaret olduğunu anlıyorsunuz. 1982 doğumlu yazar Sine Ergün, öykü, şiir, çeviri ve denemeleri ile çeşitli dergi ve derlemelerde yer aldı. İlk kitabı “Burası Tekin Değil” 2010 yılında ikinci kitabı “Bazen Hayat” ise 2012 yılında yayımlandı. “Bazen Hayat” kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağan’ı ödülünü kazandı. 2016 yılında yayınlanan bu kitabı ise çıkar çıkmaz ilgi odağı oldu, hemen ardında Avrupa Birliği Edebiyat ödülünü aldı. Sine Ergün, kaleminin hakkını veren ender yazarlardan biri. Genç yaşında kaleme aldığı eserler görmezden gelinmeyecek kadar değerlidir. Yazarın öyküleri, biraz zamansız, biraz gerçekçi, biraz hayali, biraz da uçarıdır. Beslendiği kaynaklar, ele aldığı konular, konuların işleyiş biçimleri, kurduğu cümleler, kafa sesleri, iç monologlar ve diyaloglar öykülerine derin anlamlar yüklemekle kalmaz, okuru öykünün peşinden sürükler. Her öykü gerçek olduğu kadar ilk bakışta anlaşılmasa da hayali bir alemin kapılarını açarken, kişiden ve kişilerden, zamandan ve mekandan soyutlama yapması ve hayal ufkunun bu derinlikte zorlaması okuyucuyu bir yerden sonra korkutuyor aslında. Okuru öykülerin peşinden sürüklerden kastım bu şekilde anlaşılmalı. Baştankara kitabındaki öyküler bana bu duyguyu yaşattı. Sanki bir kapının ardına saklanmış, öykülerin geçtiği mekanlarda, kişileri ve olayları gözlemliyormuşum gibi, bir yandan tedirginlik ve merak diğer yandan olayların ve karakterlerin davranışlarının verdiği bir ilgiyle izlemeye koyuldum. Burada kısa öykülerin önemli bir işlevine şahit
BaştankaraSine Ergün · Can Yayınları · 2016191 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2017 38. kitabı
“Top” Toplumsal Bir Eleştiridir Aynı Zamanda Bir Reçetedir “Çocukluğumdan beri Saedi’nin öykü ve romanlarına meraklıydım ve onlardan çok şey öğrendim. Saedi bana göre İran’ın Artur Miller’ıdır” bu sözlerin sahibi dünyaca ünlü İranlı yönetmen Asghar Farhadi’dir. Çağdaş İran edebiyatının önemli isimlerinden biridir Saedi. Saedi’nin hayatını merak eden okurlar, yazarın hayatını okuduklarında bir doktor, bir psikiyatr, bir devrimci ile hayatı acılarla ve zulümlerle geçen bir dava ve halk adamıyla karşı karşıya olduklarını anlayacaklardır. Ondan mütevellit kitabı okumadan önce yazar hakkında bir iki şey okumak, kitabın girişindeki Farhad Eivazi’nin geniş ve uzun önsüzünü dikkatlice okumak yazarın vermeye çalıştığı mesajı ve kitabı anlama konusunda yardımcı olacaktır. “Top” ismine bakan hemen hemen her okuyucunun aklına oyun topu gelebilir ama kitabı okuduktan sonra, bu topun çok daha kötü anlamlı, çok daha acı ve çok daha korkunç oluğunu göreceklerdir. “Top” konu olarak bizlere çok yabancı değildir aslında, nedeninin ilerideki satırlara bırakıyorum şimdilik. Zaman ve mekân değişikliği çok ta ön planda tutulmadan asıl karakterler ön planda tutularak sosyolojik ve toplumsal mesajlar veriyor bize yazar. Kitap, İran Meşrutiyet döneminde yaşanılan bazı durumları bize aktarır. Karakterler oldukça gerçekçi ve toplumdan birileri. Söz sahibi ve nüfuz sahibi insanlar. Devlete itaat etmediği gerekçesiyle bazı Obalıları cezalandırmak için karşımıza Rus General Dilmaçof çıkar. Dilmaçof, Obalıları dize getirmek için görevlendirilmiş, yardım amacıyla gönderilmiştir. Dilmaçof’un kişisel özellikleri anlatırken kendisi gibi davranan bir sürü köpeğinin olduğunu da görüyoruz. Yazar her defasında ince ve derin ayrıntılarla köpekleri anlatırken, Dilmaçof’un benzerliklerine göre hareketlerini
Siyaset
TopGulam Hüseyin Sâedi · Yapı Kredi Yayınları · 2017120 okunma
9/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2017 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2017 00:00
Oylum Yılmaz bizi gerçekle hayal arasında bir hikayeye davet ediyor. 1978 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre Radikal Cumartesi ve Radikal İki’de çalıştı, Radikal Kitap Eki’nin editörlüğünü yaptı. Daha sonra Referans, Birgün, Taraf gibi gazetelerin kültür/sanat sayfaları için kitap/edebiyat sayfaları ve edebiyat köşeleri hazırladı. Şimdilerde çeşitli gazete ve edebiyat dergilerine edebiyat söyleşileri, kitap tanıtımları ve eleştirileri yazıyor, yayınevleri için serbest editörlük yapıyor. Oylum Yılmaz genç ve başarılı yazarlarımızdan sadece biri. İlk kitabı “Cadı” 2012 yılında Sel Yayıncılık tarafından basıldı. Yetkin jüri üyelerinin bulunduğu Hürriyet gazetesinin Kitap/Sanat araştırması için gelecek vadeden yazarlar arasında gösterildi. Kırmızı Kedi Haziran 1 Yazar bu sefer “Gerçek Hayat” kitabıyla okuyucu karşısına çıktı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bu yıl içinde okuduğum en güzel beş kitabın arasında yerini aldı. Okuyucularımızın düşüncesini veya başlama macerasını etkilemek amacında değilim, kitabı okuyan her dikkatli okur bunu zaten görecektir. Ama bir şartla bunu anlayabileceklerdir: kitabı yavaş okumak şartıyla. Çünkü kitap rahat okunan bir kitap değil. Dil ve konu çetin bir kulvarda yol alırken hangisinin daha baskın olduğunu tam anlamamakla beraber her şekilde bu zor kulvarda kendini okutabilen bir kitap. Kitap bir serzeniş bir ironi bir sürreal havasında okuyucuyu sarıp sarmalıyor. Yazarın isteği doğrultusunda gerçekleşen bir durum. Yazar kendince kızıyor ve haklı olarak da bunu ironi ve serzenişle kelimelere döküyor. En çok da bu topluma ve edebiyat dünyasına ciddi katkısı olan unutulmuş/unutturmuş devrimci kadın yazarlar konusunda serzenişte bulunuyor. Bunu, güçlü, deli,
Gerçek HayatOylum Yılmaz · İletişim Yayınları · 2018101 okunma