DostaViski

DostaViski
@dopamiin
Pişmanlığın kıyısında, yaşamak için sebep arıyorum. #236882783
İncelemeden ziyade bir özür konuşması :D
8/10
·120 syf.··
2024 4. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2024 00:00
Öncelikle özür dilerim. Yazarımızdan özür diliyorum çünkü elimde olmayan sebeplerden dolayı çok haksızlık ettiğim, yarım yarım okuduğum bir kitap oldu. Hastahaneler, bazı özel sorunlar derken okumayı ihmal ettiğim bir kitap. Şimdi diyeceksiniz ki, diğer kitapları okuyordun ama. Şöyle ki bir şiir kitabını zamanım olduğu bir döneme bırakmak istedim. Sonra fark ettim ki: Zaman - sadece bir andır. Yani biz, siz bir şeyleri erteleyerek aslında anılarımıza, anlarımıza 'Zam' yapıyoruz ve zam olan her şey gibi "Zam-anları" yaşamamız da zorlaşıyor. Kitapları incelerken spoiler vermeyi sevmiyorum o yüzden pek bahsetmeyeceğim ama keyifle okuduğum bana şiir okumayı sevdiren bir kitap oldu. Genelde kafiyeli şiir okurdum ama Samet ( Banksy ) bu ön yargımı kırmama yardımcı oldu. Bu yüzden kendisine teşekkür ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Son olarak yazarımızın dediği gibi "Her birimiz anılarla nefes alıyoruz." Kimsenin, hiçbir olayın nefesinizi kesmesine izin vermeyin. Bol anılı günler ve iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Her Şey Boş İseSamet Temiz · Dionysos Yayınları · 2023199 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
SAKIN KİMSEYE SÖYLEME (!)
10/10
·128 syf.··
2023 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 19:03
Neden? Niye bu kadar korkuyor bu şerefsiz sapıklar birinin öğrenmesinden? Çünkü o leş ve iğrenç zihniyet bile hâlâ umutlu bu toplumdan. Hâlâ birilerinin o saf, masum bedenlere - çocuklara yardım edeceğini ve bu toplumun o şerefsizlere gereken cezayı vereceğini düşünüyor. Ama maalesef gerçek bu değil. Gözlerimizin önünde haykırıyor çocuklar. Bir umut, bir kurtulma umudu arıyorlar sadece. "Azıcık zorla kendini ve duy beni! Vakit kalmadı avuçlarımızda! Çocukların gözlerinde ışık kalmadı, kemikleşti bakışlar, anlaşılmayan melodilerle kirlendi odalar, kalpler arasına uçsuz bucaksız mesafeler girdi, görmüyor musun?" Ama biz sırf duygulanmamak, kötü olmamak, ÜZÜLMEMEK, için bu yaşanılanları duymak bile istemiyoruz. Sen, ben, o, onlar duymak istemese, okumak istemese nasıl bitecek bu kabus. Bu sadece bunu yaşayanların değil aynı zamanda bizim de kabusumuz. Ortada çok büyük bir yanlış var ve hiç kimse bu yanlışı düzeltmek için kılını kıpırdatmak istemiyor. Yapmıyor diyemem, yapanlara haksızlık olur. Ama çok az... Belki de suçluluk duygusunu üstümüzden atmak içindir okumak istemememiz. Bu konuda olan Kardeşini Doğurmak kitabını incelemiştim daha önce. Yorumda bir arkadaşımız aynen şöyle yazmıştı: "Neden bunları okuyup daha da yaygınlaşmasına ve artmasına neden oluyorsunuz. Bence bazı şeyler gizli kalmalı." İşte o zaman anladım daha yolumuzun uzun olduğunu ve bizim yürümeye bile başlamadığımızı. Bu yorumla hareket edersek birçok kitabı okumamalı ve okunmasını engellemeli miyiz? İnsanlar bunu okuyup daha da kötü mü oluyor demeliyiz? Sanmıyorum. Birçok yazarın kitaplarında dram, kötü olaylar vb. şeyler vardır. Gerekli olan bunların okunmasını engellemek değil. Okunup doğru anlaşılmasına vesile olmak. Kitap 35 yıl öncesinde olanları anlatıyor. O
1000Kitap
Kutsal TecritMeliha Yıldız · Kırmızı Kedi Yayınevi · 045 okunma
Ölürken insanın canı acıyor muydu?
5/10
·96 syf.··
2022 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2022 00:00
Kitabı beğendiniz mi? Diğer okurlara tavsiye eder misiniz? Hmm... Şimdi bilemedim. Yani beğenmesine beğendim de tavsiye konusunda kararsızım. İçindeki bazı cümleler çok güzeldi - tek cümle olarak; alıntı şeklinde. Ama bir bütün olarak, okurken çok güzel dedirtmedi. Bakın yanlış anlaşılmasın hikayeye bir laf etmiyorum ki yaşanmış, gerçek bir hayat hikayesi. Hatta öğrendiğim zaman ağlamıştım. Kitabı okurken de ağlamak isterdim. Bence kitabın daha ilk sayfasında - ön sözünde sonunu söylediği için merak uyandırmadı. "Atom bombasının yaydığı radyasyon sonucu lösemiye yakalanan Sadako, bombanın atıldığı tarihten 10 yıl sonra öldü." Buna rağmennn daha iyi bir üslupla , daha güzel bir şekilde olabilirdi. Misal olarak dönem dizilerini, tarih romanlarını diyebiliriz. Sonuçta onların da sonu belli ama kendini izlettiriyor, okutuyor. Kısaca spoilerden öte biraz da yazarın başarısızlığından kaynaklı bence. Okumayın diyemem hatta okuyun. Beklentiniz olmadan okuyun. İsteyenlere pdf olarak gönderebilirim. İyi okumalar. "Doktor Numata odaya geldi ve elini Sadako’nun alnına koydu. Sadako doktorun, “Şimdi dinlenmen gerek. Yarın daha çok kuş yapabilirsin,” dediğini güçlükle duyabildi. Ve yarı baygın bir şekilde başını öne eğerek, “Yarın...” diyebildi. Oysa yarın, o kadar uzak görünüyordu ki..." "Ölürken insanın canı acıyor muydu? Yoksa ölüm, uykuya dalmak gibi bir şey miydi?"
1000Kitap
Sadako ve Kağıttan Bin Turna KuşuEleanor Coerr · Beyaz Balina Yayınları · 202113,4bin okunma
«Cümleten geçmiş olsun, sayın yolcular!»
10/10
·440 syf.··
2021 60. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2021 19:31
∆ «Sizi sevmiyorum ey insanlar!» ∆ İlk cümlesinde bile kendimi bulduğum :) , bitmesin diye azar azar okuduğum, güldürürken düşündüren nadir kitaplardan. Çok ciddi eleştiriler ve tespitler yaparken okuyucuyu kesinlikle sıkmıyor. Her bölüm bir tarihte yazılmış. Misal ilk bölüm 1 aralık 2006 , tıpkı günlük gibi. Kitabı okumaya başladığımda da okurken de çoğu kişi isminin neden böyle olduğunu sordu. Hatta bazı arkadaşlar yanlış anlayarak namaz kılan, oruç tutanlara yazarın yobaz dediğini zannetti :d (Buraya kitaptan bir alıntı bırakmak isterim: «Her şeyi yanlış anlıyorlar. Aptal oldukları için mi? Bilmi­yorum. Kafaları az çok çalışıyor. Fakat kalpleri? Kalpleri? Bir kalpleri var mı ki dersin canımın içi?») Aksine böyle söyleyenlere karşı ironi ile yazılmış bir kitap. İsmi de dini inançları yüzünden aşağılanan, hor görülen ve yobaz diye damgalanan insanların onları aşağılayanlara karşı tuttukları bir günlük anlamında. Bununla alakalı olarak yazarla söyleşiden birkaç satırı paylaşmak istiyorum: “Bu ismi vermeye sizi neler itti? Çekinmediniz mi, korkmadınız mı? Çekinecek korkacak bir başlık değil ki bu. Bir yobaz, günlük tutarsa ne olur? Bir Yobazın Günlüğü olur… Fakat bu ismi aslında Dostoyevski’nin ‘Bir Yazarın Günlüğü’ çağrıştırdı bana.” Şimdi kitabın içeriğinden bahsetmek istiyorum. Yazar her gün yaşadığı olayları siyaset, tarihle renklendirerek okuyucuya anlatıyor. Yer yer bazı yazarlardan alıntı yaparak bazen de türkülerden şarkılardan alıntı yaparak bayağı eğlenceli bir şekilde konuları anlatıyor. «Hani, alışılmadık bir isteğimiz olur da, onu dile getirdiğimizde “Çocuk olma!” derler ya bize; aslında “Mutlu olma!” diyorlar. Çocuk olma! Yani? Büyü. Adam ol. Hayatı ciddiye al. Yarın için kaygı duy. Zamanı saatlere böl ve sürekli bir yerlere geç kaldığını düşün. Acele
1000Kitap
Bir Yobazın GünlüğüÖmer Faruk Dönmez · İz Yayıncılık · 2023922 okunma
“Hakikat, ölümü aydınlatırken hayatı gölgeler. ”
10/10
·224 syf.··
2021 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 16:28
Spoiler vardır. Fantastik polisiye tarzında. Beş yaşındaki Alper Kamu’nun hikayesi. Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi kahramanımız “İnsanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?” diyerek yeni yeni cinayetleri çözmeye hazırlanıyor. Ancak bununla da kalmıyor bir de geçmişte kalmış ya da öyle olduğunu sandığı bir aşk hikayesinin peşine düşüyor. İki ayrı ölüm kafasını karıştırıyor minik kahramanımızın. Komşu çocuğu Mehmet'in öldürülüşü ve amcası Nebi'nin vefatı. Her ikisinin ardındaki sırları açığa çıkarıyor. Fakat her ikisinin ardından çıkan sırlar Alper'de dönüşü olmayan etkiler bırakıyor. Bu arada kendisi de aşkın ne olduğunu öğrenmeye çalışıyor. Ve babası ile aralarında şöyle bir konuşma geçiyor; ” ‘Bir baba olarak söyle evladına: Aşk var mıdır yok mudur, boş mudur dolu mudur, ne kokar, ne boktur? Gülmesi biraz dinince, ‘Tanrı gibi düşün’ dedi babam, ki böyle bir yanıtı hiç beklemiyordum. ‘İnanıyorsan varolup olmaması pek önemli değildir. Ayrıca en büyük inkarcının da en inançlının da içinde bir nebze kuşku vardır. Ve elbette ki, aşk da Tanrı da ölümsüzdür.’ “ Bir annenin oğlunun doğumu için kimin ne taktığının hesabını tutması, çocukların mahalleler arasında süren savaşları, bir oğlan çocuğunun annesi tarafından kızarana kadar çitilendiği banyolar, yeşil alanlarda yapılan mangallı piknikler ve daha niceleri... Alper aynı zamanda cesur, sözünü sakınmayan biri olarak gösteriliyor. Komiser yardımcısı Onur Çalışkan arasında geçen ve içinde bulunduğumuz günler açısından da anlamlı olan şu diyaloğu paylaşmak isterim. ” ‘Hatrınızı sormaya geldim’ diye yanıtladım elimdeki dosyayı kapatıp masanın üzerine atarken. ‘ Beni merak ettin yani, hepsi bu, öyle mi?’ Tavrı alaycı, bakışları kuşkucuydu. ‘ Yok’
1000Kitap
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20137,8bin okunma