Dora

Dora
@dorafield
Boğaziçi
İstanbul
12 Eylül 2005
25 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Halil Cibran Yüreğimin ta içinden bir kuş havalandı, göğe doğru uçtu. Yükseğe ve daha yükseğe uçtukça, büyüdü büyüdü, kocaman oldu. Önce kırlangıç kadardı, sonra tarla kuşu, sonra da bir kartal. Sonra bir bahar bulutu kadar oldu ve en sonunda da kapladı yıldızlı tüm göğü. Yüreğimin ta içinden bir kuş havalandı, göre doğru uçtu. Ve uçtukça büyüdü. Ama kalbimi terk etmedi. Ah benim inancım, yabani bilgim, nasıl uçabilirim o kadar yükseğe ve görebilirim orada göğe çizilmiş insanın dev benliğini? İçimdeki sisi nasıl çevirebilirim denize ve nasıl hareket edebilirim seninle birlikte sonsuz göklerde? Bir tapınakta tutuklu olan biri nasıl görebilir kubbenin altından olduğunu? Bir meyvenin kalbi nasıl büyüyüp sarabilir meyvenin kendisini? Ah benim inancım, bu gümüş koyu gümüş rengi parmaklıkların arkasında zincire vurulmuşum. Seninle birlikte uçamıyorum. Yine de yüreğimden havalanıyorsun göğe ve yüreğim seni tutacak orada ve sızlanmayacak buna.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Dora

, bir kitap okudu
10/10
·122 syf.·
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Halil Cibran
8.6/10 · 391 okunma
~Mezar Kazıcı~
... "Kaçık Tanrı' benim adım, dedi, bütün zamanlarda yeniden doğdum. Kendi benliğimin tanrısıyım ben. Bilge değilim, hayır. Bilgelik zayıfların bir niteliğidir. Ben güçlü olan'ım ve ben adım attığım da yer benim ayaklarımın altında döner. Durduğum zaman da, yıldızların yürü yüşü benimle birlikte durur. İnsanlarla eğlenir, alay ederim. Gecenin devleriyle birlikte yaşarım. İstediğim zaman, büyük cin krallarının arasına katılır, onlardan biri olurum. Varlığın ve yokluğun sırlarına vakıfım ben. Sabah saatlerinde güneşi lanetlerim, öğlen saatlerinde insanlığı, akşam saatleride doğayı batırırım yerin dibine ve gece diz çöker, kendime, kendi benliğime tapınırım. Asla uyumam, çünkü zamanın kendisiyim ben; denizim ben; kendi kendimim ben . Yiyecek olarak insan bedenlerini tıkınırım, onların kanlarıyla gideririm susuzluğumu ve onların nefeslerini, onları ölüme yaklaştıran nefesi çekerim ciğerlerime. Sizler kendi kendinizi aldatsanız da, benim kardeşlerimsiniz ve benim yaşadığım gibi yaşıyorsunuz. Şimdi defol karşımdan, seni ikiyüzlü, seni! Dönüp yine yerlere kapan ve yaşayan ölüler arasında yine kendi benliğine tapın!" Kulaklarımla duyduğum, gözlerimle gördüğüm şeylere, onları düşünürken, inanmakta güçlük çekerek, uyuşturucu almışçasına sersemlemiş bir halde mağaramsı oyuklarla çevrili kayalık vadide yürüdüm. Dev hayaletin dile getirdiği kimi gerçekler acıyla kıvrandıracak kadar etkilemişti beni. Bütün gece, melankolik düşünceler içinde kırlarda dolaşıp durdum. Bir demir kürek edindim ve kendi kendime, "Kaz şimdi, derin derin mezar kaz. Git ve nerede, ne zaman yaşayan bir ölü bulursan, toprağa göm onu." Halil Cibran
🌱🕯️ Yüreği incinmelerden koruyan gerçek güç, yüreği içten içe büyüklük duygusundan uzak tutan güçtür, diyordu. İnsan sesinin yarattığı ezgi güzeldir, tatlıdır; fakat yüreğin ezgisi, göklerin katıksız ezgisidir." Halil Cibran
Yok olup gitti halkım, Ama ben varım hala, Yasını tutuyorum yalnız başıma onların ... Dostlarımın çoğu öldü, Arkadaşlarım hep öldüler; Onların ölümüyle - Bir felaketten, Bir talihsizlikten başka bir şey değil Benim hayatım da. Memleketimin akarsuları bütün Gözyaşı ve kana boyandı; Nasıl boyanmasın ki, Halkım kırılıp gitti açlıktan, Sevdiğim insan, sevdiğim insanlar ... Eğer ben de açlık çekseydim, Kıtlıktaki halkımın arasında olsaydım; Memleketimin insanları gibi Baskı ve zulüm altında inleseydim Bu kara günlerin yükü Daha hafif olurdu, Huzursuz düşlerimin üzerinde.