kimse uyarmadı
dostlarımızla yaşadığımız bu ayrılığın
söylemediler böyle acıyacağını
nerede bu albümler
hiç şarkı söylenmemiş bunun için
şiirler göremiyorum hiçbir yerde
ya da dostlarımız gittiğinde
düştüğümüz kederi anlatan kitaplar yok
kasırga gibi çarpan
bir kalp ağrısı değil
aylarca kendini saklayan
yavaşça yayılan bir kanser
görünürde bir şey yokken
varolan bir sızı
bir baş ağrısı
başa çıkılabiliyor yine de
kanser de olsa kasırga da
varılan yer aynı
bir dost ya da sevgili
kayıp her zaman kayıp
Dünya bu yüzden batıyor işte, çünkü insanlar fikirlerini söylemiyor, dürüst davranmıyor, kimsenin keyfi kaçmasın diye yapmacık tavırlar takınıyorlar...
Hayatımızın akışında önemli bir rol üstlenecek, yönümüzü değiştirecek seçimleri etkileyecek ya da belirleyecek insanlarla yollarımızın tesadüf eseri kesiştiğini düşünmek ne garip. Belki de tesadüf değildir. Karşımızdaki insanın, bilinçli ya da bilinçsiz, gitmek istediğimiz yöne bizi itekleyeceğini seziyor olabilir miyiz? Belki davete icap etme sebebimiz budur. Karşımızdaki insanın yürümek istediğimiz yoldan bizi döndüreceğini, karşımıza engeller çıkaracağını hissedince onu yeniden görme isteği duymuyor olabilir miyiz? Tek bir kişinin, sırf geçmişte ona danıştık diye kriz anlarında davranışlarımızı yönlendirebileceğini ve bunca önem taşıyabileceğini düşünmek garip.