Türk edebiyatının belki de en trajik romanlarından biri olan “Asılacak Kadın” çaresiz,sahipsiz bir kadının,dış dünyadan kopartılarak yaşlı bir sapığın dünyasına hapsedilişini anlatıyor.
Yazar Pınar Kür, 21 yaşındayken duyduğu ve çok etkilendiği bir hikayeyi kaleme almış eserinde. Yaşanmış olduğuna inanmak istemediğim bu trajik öyküyü okurken inanılmaz sarsıldım ve hüzünlendim. Gencecik bir kadının bireysel ve toplumsal ahlaksızlığa nasıl kurban edildiğine şahit olmak içimi sızlattı.
Toplumsal ikiyüzlülüğü bu kadar güzel ve derinden anlatan bir yerli roman okumamıştım. Umarım bir gün sizler de okursunuz.
Michael son derece Zeki ve özel yetenekleri olan bir köpektir. Gemi kaptanı sahibinden koparıldıktan sonra,Dag isminde bir tayfa onu sahiplenir. Dag Michael in özel yeteneklerini keşfettikten sonra onu eğiterek para kazanmanın yolunu bulur. Michael in yeteneklerini gören diğer insanlar onu elde etmenin yollarını ararlar. Sonrasında hiçbir şey Michael için eskisi gibi olmayacaktır...
“Katıksız Sevgi” London’ın okuduğum altıncı kitabıydı. Martin Eden başta ve bambaşka olmak üzere hepsini çok sevdim. Kendinizi bazen okyanusun ortasında bir gemide,bazen bir kurt sürüsünün içinde,bazen donmuş tundralar içinde yaşam mücadelesinde buluyorsunuz. Bu romanın esas konusu sevgi ve bağlılık olsa da, okurken maceradan da eksik kalmıyorsunuz. Okunmaya değer bir eser...
Eserdeki denemelerin temasında intihar konusunu derinlemesine ele almış Camus. Sanılanın aksine intiharı övmekten ziyade yaşamanın değerini vurgulamış. İntiharın; bir “başkaldırı”dan ziyade “bir boyun eğme,kabullenme “olduğunun altını çizmiş ve hayatın tüm anlamsızlığına rağmen yaşamaya değer olduğunu vurgulamış.