Sürekli yağan karın altında,Belçika'nin Ostend şehrinden Istanbul a giden şark ekspresi treni...Bu trende yolculuk eden dönemine gore farklı sayılabilecek, normal hayatta belki de asla biraraya gelemeyecek karakterleri; Yahudi bir tüccar,güzellikten pek nasibini alamamış bir revü kızı,alkolik ve eşcinsel bir gazeteci,devrimci bir doktor ve yolculuğa Viyana'dan katılan cinayet zanlısı bir hırsız.
Kitap 5 bölümden oluşuyor ve tüm olaylar trenin içinde veya istasyonlarda geçiyor. Kitabın bölümleri ise trenin geçtiği duraklardaki şehir isimlerini taşıyor;Ostend,Köln,Viyana,Subotica,Istanbul...
Kitabın yazıldığı 30 lü yıllar için kabul görmüş toplumsal değerlere aykırı bu yolcuların hem kendi hayatları,hem birbirleriyle olan ilişkilerinin içice geçtiği bir roman Istanbul treni. Açıkçası ben yazarı daha önce ne duymuş ne de okumuştum. Tren yolculuğunu,trende geçen hikaye,roman ve filmleri çok sevdiğim için okumak istedim. Döneminde çok fazla okunup ses getirmiş bu eser beni kendine çok bağlayamadı maalesef. Çok daha iyi klasikler okuduğum için belki de bilemiyorum.