Bu sabah uyanır uyanmaz saate baktım ve biraz okumak için vaktim olduğunu görünce dün akşam az bir sayfası kalan kitabıma sarıldım. Belki de kitabın kapağını kapattığımda onlarla böyle vedalaşacağımı hissettiğim içindi bu acelem...️ John Steinbeck' in kendi kişisel deneyimleri ve gözlemlerinin etkisini bolca hissettiğim bu roman, George ve Lennie adlı iki evsiz ve göçebe çiftlik işçisinin öyküsünü anlatıyor. Uzun zamandır birlikte seyahat edip çalışan bu ikiliden biri; ufak tefek akıllı, diğeri ise iri yarı görüntüsüne rağmen bir çocuk kalbi ve saflığına sahip. Ama Lennie, sevgi dolu kalbine rağmen iri cüssesinin de etkisiyle sevdiği şeyleri istemeden de olsa incitiyor ve bu yüzden gittikleri her yerden olaylı bir şekilde ayrılmak zorunda kalıyorlar. Oysa ikisinin de istediği tek şey kendilerine ait küçük bir toprak, başlarını sokabilecekleri bir ev ve Lennie 'nin o çok istediği tavşanlar... Kitabın konusunun geçtiği o çiftlik öyle gerçekçi resmedilmişti ki... Okuduğum her bir satırda o işçiler, yatakhaneleri, sarı tozlu araziler ve tüm karakterler gözümün önünde canlandı.
1930 lu yılların toplumsal gerçeklerinin de yer aldığı kitapta en çok ırkçılık, parasızlık ve işçi sınıfının durumu gözler önüne seriliyor. İnce bir kitap, dili oldukça sade ama buna rağmen okuduğunuz her satır sizi derin düşüncelere itmeye yetiyor... Mutlaka okuyun dediğim kitaplardan biri. ️
"Keşke ölüm düşüncesini tamamen kafamdan atabilsem, diye düşündü. Ancak bunun, yağmurun yağmasını engellemeye çalışmaktan farkı yoktu." Bu dünyayı kendi oyun bahçesi sanan büyük aptalların kararları yüzünden hayatı son bulan küçük bir yürek Sadako Hiroşima'ya atılan bombaların etkisiyle lösemiye yakalanan minik bir beden... Canım Sadako
Merak etme. Sen tamamlayamadın ama öykünden haberdar olan herkes senin için o turna kuşlarını yapmaya hala devam ediyor.
Belki yarım saatinizi bile almayacak bir kitap ama içine sığdırdığı o umut, ömür boyu hep zihninizde kalacak. Kitap çocuk kitabı olarak geçse de sadece çocukların değil, büyüklerinde okuması gereken gerçek bir öykü. Şiddetle tavsiyemdir ️
Kurgulanan dünya okuduğum her sayfada beni hem üzdü hem de düşündürdü. Öyleki kız çocuklarının artık doğmadığı ve sadece tasarlandığı bir dünya düşünün. 4 yaşından 16 yaşına kadar gelecekteki yaşamlarına hazırlanıyorlar. Onlar için en önemli şey dereceleri.Tabi bu dereceleri tamamen kiloları, güzellikleri, ve ideal eş kavramlarını karşılamalarıyla ilgili. Kıyasıya rekabetin olduğu bu dünyadan başka bildikleri hiçbir dünya yok. Dünyayı erkekler yönetiyor ve onlardan istenen tek şey kurallara itaat etmeleri. Her yıl doğan erkek sayısının 3 katı kadar kız çocuk üretiliyor ve kızlar eğer şanslılar! ise varislerden birinin eşi olabiliyorlar. Ya seçilecekler, ya cariye olarak tüm varislerin isteklerini yerine getirecekler ya da bakire olarak okulda kalacaklar. Başka bir alternatifleri yok. Kitap yazım dili olarak şimdiki zamanı kullandığı için ilk başta biraz adaptasyon sorunu çektim. Nedense bir türlü sevemiyorum bu dili. Ama sonra alıştım ve o kadar da gözüme batmadı. Kitaba başlamadan önce beklentim fazlasıyla yüksek olduğu için bittiği an anlamsız bir şekilde hayal kırıklığı yaşadım. Tahminim nedense bir isyan, başkaldırı ve köklü bir değişim olacağı yönündeydi çünkü. Ama ne yazık ki olmadı. Kitabın ruhuna uygun olarak olaylar durağan bir şekilde sırasıyla ilerledi. Gerçekliği kurguyla harmanlanan çarpıcı ve farklı bir kitaptı. Özellikle kadınların ve genç kızlarımızın okumasını tavsiye ediyorum. Umarım hiçbir zaman kitaptaki gibi bir dünya ile karşılaşmayız.
KusursuzlarLouise O’Neill · Yabancı Yayınları · 2017605 okunma
Kitap, daha ilk sayfada karşılaştığım ithafla beni kendine çekmişti. Biraz huzurlu, hafif hüzünlü ve bolca karamsar bir sokak olan Bülbül Sokağı ve o sokağın sakinlerinin, bir apartmanda geçen hikayesi. Kitabı okurken romanın kahramanlarını bolca düşündüm. En çok da Gülfiliz ve Nejla'yı.Hikaye, yarı Fransız yarı Türk olan Sinan 'ın geçici bir süre İstanbul' a gelmesi ve bu apartmana yerleşmesiyle başlıyor. Yazar, birbirine hem çok yakın hem de oldukça uzak görünen hayatları, güzelce harmanlanmış ve hayali gerçekle birleştiren güzel bir hikaye yazmış. Yazarın akıcı dilini, sade anlatımını ve beni de o apartmanın bir sakiniymiş gibi içine çeken satırlarını hissederek okudum. Kurgunun bazı yerlerinde açık bırakılan birkaç kapı olsa da ben sevdim. ️
Sinek SarayıMine G. Kırıkkanat · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2015403 okunma
Yıllar önce daha iyi bir hayata sahip olmak için sevmediği adamla evlenen Daisy ile onu bir türlü unutamayan gizemli Gatsby' nin yürek burkan hikayesi. I. Dünya savaşı sonrası Amerikan toplumunun, partilerin, gösterişin ve düşünce şekillerinin nasıl olduğuyla ilgili toplumsal bir eleştiri yaparken aynı anda da bizi umutsuz ve depresif bir aşkın izleyicisi yapıyor. Daisy'nin ve kocası Tom'un ne istediğini bilmeyen tavırları beni deli etse de Gatsby 'e üzüldüm açıkçası... Harika bir başyapıt bence.Anlatımı öyle güzel ki okumuyor adeta içine giriyorsunuz. Eskilerin klasik Amerikan filmleri tadında çağdaş bir klasik. Kesinlikle tekrar tekrar okuyabileceklerimden.. Tavsiyemdir
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Martı Yayınları · 201326,9bin okunma