Beni kendine aşık kendini de bu aşka Tanık ettin Sonra da sensiz olamam sanıp Duvarları bana dost ettin
Müzik
Tîğ değil cânı delen, sâye-i bî-mihr imiş. En derin yara meğer, dost yüzünden gelirmiş. Kıssadan hisse: En derin yara kılınçtan değil, gölgeden gelir... K.Bânu Dağ
Reklam
HZ. MUAVİYE'YE "Radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -I-
Bugünlerde en çok üzüldüğüm şeylerden birisi de; mürşidlerinin külliyât içerisinde defalarca vurgu yapmasına rağmen, Ehl-i Sünnet olduğunu belirtmesine rağmen veya istikametli olanın Ehl-i Sünnet cadde-i kübrası olduğunu ifade etmesine rağmen, kimi nurcu kardeşlerimin Ehl-i Sünnet'ten farklı görüşlere sahip olabilmesidir. (Hatta "Ehl-i Sünnet kalıpçılığı" gibi meş'um ifadelerle fırka-i nâciyeyi eleştirebilmeleridir.) Sorun sadece "sahip olabilmeleri" de değildir üstelik. Bunu Üstad'a da dayatabilmeleridir. [...] Bazı nurcu kardeşlerimiz, nasıl yapmışlarsa yapmışlar, Muaviye radyallahu anhın "radyallahu anh" duâsına lâyık olmadığına dair çıkarımlarda bulunmuşlar. Neye dayanıyorlar peki? Bediüzzaman'ın sahabe arasındaki ihtilaflara dair yazdığı birkaç metne. Peki o metinlerde hakikaten Muaviye radyallahu anhın "radyallahu anh" denilmeye seza olmadığı mı söyleniyor? Hâşâ! Böyle hiçbir beyân yok. Hiçbir metin böyle birşey söylemiyor. Fakat hayatı okumayı siyaset, siyaseti okumayı da demokrasi çerçevesine sıkıştıranlar, hilafetin saltanata dönüşüm süreci üzerinden uçuyorlar da uçuyorlar. Kimbilir: Belki demokrasiyi itikatlarından da fazla önemsiyorlar. Allah böyle bir şeye kapılmaktan cümlemizi muhafaza eylesin. Âmin. Ben bu yazıda dayandıkları metinlerin ne kadar onların "arzularını" söylediğini irdelemeyeceğim. (Bunu belki başka bir yazıda yapacağım.) Fakat Risale-i Nur'da bizzat kendisinin de Hz. Muaviye hakkında "radyallahu anh" ifadesini kullandığı sabit olan Üstad'ın bir mürşidine uzanacağım. **Kimdir bu mürşid? Müceddid-i Elf-i Sânî İmam-ı Rabbanî rahmetullahi aleyh. Bu arkadaşlar, bizim sözlerimizi (yaşımız gibi) belki küçük görürler, fakat herhalde İmâm-ı Rabbanî Hazretlerinin adı anılınca ceketlerini ilikleyecekleri gelir. Nihayetinde zikredilen kişi
Hazreti Muaviye
Tükeniş
Seslensem duyar mısınız, Sözcüklerimden ulaşır mısınız? Çağırsam koşup gelir misiniz? Tükenmekte olan ruhuma yardıma. Görünmesem de görür müsünüz? Çıkmasa da duyar mısınız sesimi? Haykırışlarıma son verebilir misiniz? Ruhum bedenimi terk ediyorken. Hangi renge bürünsem fark edersiniz? Solmadan yetişebilir misiniz ömrüme? Çağlar arasında sıkışan kalbime, Bir derman bulur musunuz? Dost olur musunuz yalnızlığıma, Herkes içinde hiçliğe adım atmışken. Tutar mısınız yitmişken ellerinden, Kimseler arasında yalnız kalan bu benliğin..
Şiir
Esmer bir akşam vakti Senle yeniden doğdum Benden çaldıkları unut dedikleri Kaybettiğim kaderi buldum Dünyanın yükünü yazsalar payıma Dost düşman bir olup çıksa da yoluma Vazgeçmem senden yine de Ben aşkla yürürüm ateşe Yeter ki sen ellerimden tut
Bir felaket anında yüzünüze gülen kişiye dost demeyin ,çünkü kimse sizin nezaketinizi haketmez ,gerçek dost duman yükselirken belli olur ateş sönünce gelen sadece misafirdir
Reklam
Reklam