Yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen hâlâ dost kalabilen birbirinin destekçisi olan iki dostun -Tully ve Kate - romanı. Sonunda ağlayabilirsiniz. Keyifli okumalarr :)
Ursula K. Le Guin'in çocuk kitabı serisi Kanatlı Kediler, benim çok beğendiğim, keyifli bir hikâyeye sahip. Şehrin tehlikelerinden korunmak için gönderildikleri çiftlikte iki çocukla dost olan, gündüzleri güvercin kafesinde saklanıp geceleri özgürce gökyüzünde süzülen dört kanatlı yavrunun hikayesi anlatılıyor. Özellikle kayıp kız kardeşleri Emma’nın, yaşadığı korkuları atlatıp kedi Alex’in yardımıyla yeniden sesini bulması ve özgürlüğünü kısıtlamak isteyenlerden kaçarak ailesine kavuşması aktarılıyor. Hem çocukların hem de yetişkinlerin keyifle okuyacağı bu sevgi dolu masalı, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Her hikâyenin bir sonu vardır.
Ama bazı sonlar, bir veda olmaktan çok daha fazlasıdır.
Son Savaş, yalnızca Narnia Günlükleri'nin son kitabı değil; çocukluğa, masallara ve yıllardır sevdiğimiz bir dünyanın son nefesine tanıklık ettiğimiz bir veda mektubu. C. S. Lewis bu kez okuru yeni bir maceraya değil, Narnia'nın kaderinin belirleneceği son yolculuğa çıkarıyor.
Narnia'nın son kralı Tirian'ın hüküm sürdüğü dönemde, kurnaz bir maymun sahte bir Aslan yaratır. Aslan postu giydirilmiş masum bir eşek aracılığıyla halk kandırılır, gerçekler çarpıtılır ve Narnia yavaş yavaş kendi özünü kaybetmeye başlar. Yalanlar büyüdükçe dost düşmana, gerçek sahteliğe karışır ve sonunda Narnia tarihinin son savaşı kaçınılmaz hâle gelir.
Fakat bu kitap aslında bir savaşı anlatmıyor.
Bir dünyanın sonunu anlatıyor.
Daha da önemlisi...
Gerçeğin unutulmasını anlatıyor.
Lewis bu romanda serinin önceki kitaplarından çok daha karanlık bir atmosfer kuruyor. Çünkü artık mesele yalnızca iyilerle kötülerin mücadelesi değil. İnsanların doğru ile yanlışı ayırt edemediği, yalanın gerçek gibi kabul edildiği bir dönemde yaşanan çöküşü izliyoruz.
Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey Tirian'ın umutsuzluğuydu.
Kaybettiğini bile bile savaşmaya devam etmesi...
Sonucun değişmeyeceğini bilse de doğru olanın yanında durması...
Belki de gerçek cesaret tam olarak budur.
Kazanacağından emin olduğunda savaşmak değil.
Kaybedeceğini bildiğinde de vazgeçmemek.
Yavru penguen Paytak'la ailesi, arkadaşları ve ait olduğu penguen sürüsünün hikâyesi. Buzulların eriyip kopmasıyla türlü tehlikeler atlatan penguen sürüsü yeni bir yere göç etmek zorunda kalıyor. Bu süreçte Paytak çok cesur davranıyor ve özellikle arkadaşlarına öncülük ediyor. Bu yüzden kitabın sonunda sürünün en yaşlısı Paytak'ın adını Yürekli olarak değiştiriyor. Maceraları sırasında balina ve albatros gibi farklı hayvanlarla da tanışıp dost oluyorlar. İnsanların da hem iyi hem kötü olabildiklerini görüyorlar. Öyle harika muhteşem bir hikâye değildi ama okunmaz bir kitap da değil. Özellikle penguen seven çocuklar sevebilir. 8-9 yaş üzeri için uygun denebilir. Penguenlerin yaşamıyla ilgili epey bilgi veriyor. Heyecanlı kısımları olsa da aşırı aksiyonlu değil. Bazı kısımları sıkıcı sayılabilir. Özellikle penguenlerin karakter özelliklerine göre isimlendirilmesi ve bunun vurgulanması çok klişeydi. Önce penguenlerin insanları, sonra da insanların penguenleri kurtarması güzeldi; penguen sürüsü aynı olmadığından iyilikler daha da anlamlıydı. Sonunun umutlu bitmesi de güzel. Genel olarak okunabilir. Ama çok macera arayan çocuklara hitap etmeyebilir. Hayvansever, hassas çocuklar için daha uygun bir alternatif.
Charlie Gordon, zihinsel engelli bir yetişkindir. Tek isteği “akıllı olmak” ve insanlar tarafından kabul görmektir. Deneysel bir ameliyat için seçilir. Daha önce aynı işlem Algernon adlı bir laboratuvar faresinde başarıyla uygulanmıştır.
Ameliyattan sonra Charlie’nin zekâsı olağanüstü biçimde yükselir. Ancak zekâ arttıkça hayatın da kolaylaşmadığını fark eder. Eskiden dost sandığı insanların onunla alay ettiğini öğrenir, yalnızlaşır ve giderek insan ilişkilerinin karmaşıklığıyla yüzleşir. Sonunda Algernon’da görülen korkunç gerilemenin kendi kaderi olabileceğini keşfeder. Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes
Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay Hay, geçmişin yüklerinden kurtulup geleceğe umutla bakabilmeyi konu alan bir kişisel gelişim kitabıdır. Yazar, Anka kuşu metaforunu kullanarak insanın yaşadığı kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ve zorluklardan güçlenerek çıkabileceğini anlatır. Kitabın temel mesajı, geçmişe takılı kalmak yerine affetmeyi, kabullenmeyi ve yeniden başlamayı öğrenmektir.
Dilek Cesur’un samimi ve akıcı anlatımı, okuyucuya bir dost sohbeti hissi verir. Kitapta psikolojik derinlikten çok motivasyon ve farkındalık ön plandadır. Bu nedenle akademik ya da bilimsel bir kişisel gelişim kitabı bekleyenler için yüzeysel kalabilir; ancak moral arayan, zor bir dönemden geçen veya hayatında yeni bir sayfa açmak isteyen okurlar için ilham verici olabilir.
Eser boyunca umut, cesaret, öz sevgi ve affetme temaları işlenir. Yazar, okuyucuya geçmişte yaşanan olumsuzlukların insanın kimliğini belirlemek zorunda olmadığını, her zaman yeniden başlama şansının bulunduğunu hatırlatır. Kitabın en güçlü yönü sıcak ve motive edici dili; en zayıf yönü ise bazı fikirlerin kişisel gelişim literatüründe sıkça karşılaşılan düşünceleri tekrar etmesidir.
Genel olarak Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay Hay, hayatında değişim yapmak isteyen, umut ve motivasyon arayan okurlara hitap eden, kolay okunan ve pozitif bir etki bırakmayı amaçlayan bir kişisel gelişim kitabıdır. 5 üzerinden yaklaşık 3,5/5 olarak değerlendirilebilecek, özellikle duygusal olarak yenilenme temalı kitaplardan hoşlananların ilgisini çekebilecek bir eserdir.
Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay HayDilek Cesur