Puan vermedi·392 syf.··
2026 45. kitabı
Tüm kitapsever dostlarıma mutlu akşamlar kitaplarla güzelleşen vakitler diliyorum Yine yayınevinden yine harika bir kitap. Çok severek, son sayfasına kadar da merak ve heyecan içerisinde okudum. Kafam çok karıştı, ama kitabın sonunda taşlar yerli yerine oturdu. Bir yarışma programına katılan beş çift. Onlar mükemmel çift olarak kendilerini göstermek için yarışacaklar. Okyanusun ortasında bir adada, rüya gibi bir yerde, hatta tatil havasında olacağı varsayılan bir yarışma. Adaya giderken yapılan gemi yolculuğu aslında bir şeylerin vadedilen gibi olmadığını gösteriyor. Yolculuğun ardından adaya yerleşiyorlar ve yarışma başlıyor. Ancak o gün talihsiz bir olay yaşanıyor büyük bir fırtına oluyor ve toplantı için teknede buluşan yarışmanın teknik ekibi ve sorumluları tekne ile birlikte ortadan kayboluyorlar. Yarışma odasında ise talihsizlikler o gün başlıyor. Biz kurguyu sevgilisinin ısrarlı isteği üzerine yarışmaya katılan Lyle'nin anlatımıyla okuyoruz. Ama arada farklı bir anlatıcı da devreye giriyor ve yaşanan aynı olayları farklı bir şekilde anlatıyor. Bu da benim gibi pek çok okurum kafasını eminim ki karıştıracaktır. Yarışmaya katılan on kişiyi bugünleri, geçmişleri, idealleri ve karakterleri ile okuyoruz. Yazarın öylesine başarılı bir anlatımı var ki her bir karakteri psikolojik tahlilleri ile sunmuş bizlere. Elektriksiz, iletişimsiz, erzak ve su sıkıntısı ile ve yarışmacılardan yitirilenlerle yaklaşık bir ay adada kalıyorlar. Olay yarışmadan çıkıp bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Bizlere de merak ve heyecanı içerisinde okumak düşüyor. Küçük de bpr spoi vereyim. Bazen kötü insanlar sırf iyi insanlar özgürce yaşayabilsin diye bir kahraman gibi anlatılabilirler. Gerilim türünde okumayı seven dostlarıma tavsiye ediyorum.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202658 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 61. kitabı
Seriye kaldığımız yerden devam..... Hayalet Timi Makedonya da Balkan Kızı Operasyonunu tamamlamaya hazırlanırken Türkiye'ye döndüklerinde daha yolun başında olduklarını anlamaları uzun sürmez.. Timin yüzbaşısı Barut Ulu Boratav, Balkan Kızı’nın kendi topraklarına teslim etmekle kalmayıp kendileri ile iş birliğine de ikna etmişti. Hayalet Timinin peşinde yıllardır intikam için gün sayan terör örgütü ITO nun kilit adamı Balkan kızı Talia’nın da öz dayısıydı. Talia’nın yardımları özellikle Makedonya’ya geri döndüğünde büyük önem taşıyordu. Ama kitabın en sürpriz detayı Talia ile yüzbaşı Barut’un anlaşmalı evlilik yapma mecburiyetiydi. Tabi ki kağıt üzerinde ve bunu en yakınlarından bile saklayacaklardı! Hayalet Timi bunu hemen yer mi? Bu bilgi beni en başında heyecanlandırsa da o islediğimiz kız isteme sahnesine bir türlü erişemedik. Bunun yerine çiftimizin arasındaki pürüzleri bir bir yok etmesini, çekilmelerini büyük bir sabırla okuduk.. Aşk istiyorsanız bu kitapta bolca var! Sonuna kadar sakin ilerliyor bir yandan diğer karakterlerin geçmişlerine daha çok odaklanarak duygusal bağlarını keşfediyorduk ki sonundaki o olaylı patlama her şeyi yerle bir etti! Geride beni de delice merakta bırakan duygularla kitabı kapadım. Pazar günümün tamamını ona ayırmaktan mutlu bir şekilde biraz daha sabrederek son kitabı erteliyorum şimdilik! Askeri kurgu, romantizm arayan dostlarıma akıcı, merakı hep tetikte tutan asla yormayan ve dozunda esprili diyaloglarla nefis bir tavsiye bırakıyorum...
Bir Kibritle Yok Olmak 2Özge Naz · Guardian Yayınları · 20241,540 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Kitap yazarın daha önce ayrı ayrı yayımladığı üç farklı kitabının birleşiminden oluşmaktadır. - " Bir gün ölümden önce" bölümünde müthiş bir edebiyat ve derin duygularla karşılıyor insanı. Okurken kendini tam anlamıyla kitaba verebiliyorsun her satırı o kadar doyuruyor ki ara verip sindirmek için insanın zamana ihtiyacı oluyor. - " İnsanın acısını insan alır" ikinci bölümü ise kitabın asıl ismiyle başlıyoruz. İnsan hayatı boyunca beslediği duyguların en gerçek en duru halini okuyup aslında duyguya ne kadar sahip çıkmamız gerektiğini anlatıyor. Sevgi olsun aşk olsun bağlılık olsun iyilik olsun her ne olursa olsun o kadar bağlayıcı ve besleyici bir edebiyatla insana sunuyor ki kesinlikle her başlık altındaki bütün satırlardan ders alabilecek nitelikte bir bölüm. Üstelik yalnızca güzel duygular değil olumsuz duyguları da ele alıyor. - " gülün sesi gül kokar" bölümü ise Bambaşka bir diyar. Yazarın okuduğu şair ve yazarları şiirlerden kesitleri yahut yaptıkları edebiyatlarla kesitleri paylaşarak onları eleştiriyor ve okurlarına öneriyor. Yalnız o kadar güzel eleştiri yapıyor ki insan keyifle okuyor şahsen ben okurken ele aldığı yazar ve şairlere karşı beslediği bütün sevgiyi ben de beslemeye başladım. Zaten bilinen ustalar olmalarına rağmen insanın tekrar okuyası ve tanıyası geliyor. - | insanın acısını insan alır kitabı bu şekilde bahsettiğim bu üç bölümden oluşuyor ve kendi açımdan okuduğum süreç benim için çok keyifli ve çok güzel geçti. kitaptan çok şey öğrendim yani bir okurun kitapla arasındaki o bağı çok kaliteli bir şekilde kurduk. Tereddüt etmeden tavsiye ediyorum tavsiyemle okuyabilecek veya bu incelemeden sonra okuyan dostlarıma da " sevmek insanın en büyük acısıdır" syf.73 Başlığıyla olan bölümü armağan ediyorum. Sevgi ve saygıyla ..
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
1929’da patlak veren ve Wall Street’in o meşhur “Kara Perşembe” çöküşüyle hisse senetlerinin tepe taklak olduğu dönem, malumunuz tüm 1930’lar boyunca sürecek olan Büyük Buhran’ın fitilini ateşledi; ama bu süreci sadece rakamlardan ibaret ekonomik bir çöküş olarak okumak o dönem feda edilen insanlığı görmezden gelmek olur. Gelir dağılımındaki devasa eşitsizlikler, çiftçilerin gırtlağına kadar batmış borçları ve kontrolsüz kredi kullanımı... Sonuç? Geleceğe dair umudunu tamamen yitirmiş, çorba kuyruklarında bekleyen, hayatta kalmak için göç eden çaresiz milyonlar. İşte Atları da Vururlar bizi tam olarak bu çaresizliğin ortasına bırakıyor. İnsanlar bir kap sıcak yemek, bir temiz kıyafet uğruna günler, hatta haftalar süren o vahşi dans maratonlarının ortasında buluyorlar kendilerini. Büyük bir ödül kazanacakları illüzyonuyla aldatılan, durmaksızın dans eden insanlar... Bugünden geriye dönüp baktığımızda bu dans oyunları aslında muazzam bir kitle kültürü ve dönem eleştirisi. Hani şu televizyonlarda izlenilen “Biri Bizi Gözetliyor”lar, “Survivor”lar, …Şefler…İşte onların atası bu maratonlar. Hatta yazar Horace McCoy bugün yaşıyor olsaydı ve bu dönemi yazsaydı eminim sosyal medyanın insanı nasıl bir “gösteri nesnesine” dönüştürdüğünü de bu konsepte müthiş bir şekilde uyarlardı. Hızlı tüketim, derin bir çaresizlik, mutsuzluk ve ne yapacağını bilememe hali… Kısacık bir metin bu. İçinde hiç öyle edebi süsler, büyük sanatsal oyunlar yok; ama anlatımının o vurucu sadeliği ve ne yazık ki bugünün dünyasına bile çok tanıdık gelmesi, kitabı hâlâ bir kült eser olarak ayakta tutuyor. Ben çok etkilenerek okudum, kitap dostlarıma da canıgönülden tavsiye ederim. Emirhan Burak Aydın çevirisi ile @tersinekitap 🩵 #atlarıdavururlar #horacemccoy #büyükbuhran #tersinekitap #tavsiyekitap
Atları Da VururlarHorace McCoy · Tersine Kitap · 2026748 okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 22:38
Herkese merhabaa! :) #UmutSerisi’nin tam beş yıldır beklediğim beşinci kitabı Güz Gözleri ile geldim bugün… Serinin ikinci kitabı Asi ve Mavi Günnur’unun öyle bir kız kardeşi vardı ki… Zavallı Günnur’un tüm hayatını altüst etmiş, bunu yaparken kendi hayatını daha da beter hâle getirmişti. Aradan yıllar geçiyor ve bu kitapta o kız kardeşin, yani Selnur’un bambaşka bir yüzüyle karşılaşıyoruz. Geçmişte yaptığı her şeyden hâlâ büyük bir pişmanlık duyarak kendini suçlamaya devam eden, hayatın sillesini yemiş ve çektiği acılarla olgunlaşmış; Rabb’ine yönelip tüm hatalarına bedel olacağını düşünerek yalnızlığı seçmiş bir kadındır o artık. Tek gayesi ise eğitim verdiği öğrencilerinin kendisi gibi büyük hatalara düşmelerine engel olmaktır. Onları korumak için başı sürekli belaya girse de, sık sık nezarethaneye düşse de bu gayesinden vazgeçmez. Mehmet komiser ise sürekli nezarethaneye düşen, kafasının dikine giden ve kimseye eyvallahı olmayan bu genç kadın için endişe duymadan edemiyordur. Bir yanı onunla evlenip onu tüm pisliklerden korumayı deli gibi isterken diğer yanı yıllar önce ölen karısına karşı büyük bir suçluluk hissediyordur. Fakat, Selnur’un geçmişinden çıkagelen kirli yüzler işin içine girince daha fazla dayanmaz ve onu evliliğe ikna eder. Suçluluk hissini bastırmak için ise kendine ve genç kadına bunun yalnızca bir mantık evliliği olduğunu söyler. Selnur’a olan hislerini kabullenmeye hazır olduğundaysa hiç beklemediği bir şey olur ve öldü sandığı eski karısı geri döner. Selnur’un kendini sürekli suçlu hissetmesi, toplum baskısı, o çirkin yaftalamalar ve en çok da Mehmet’in deli eden dengesiz ve hadsiz tavırlarıyla, kitabın yaklaşık ilk yüz sayfası fazlasıyla sinir bozucuydu. Yazarı bilmesem, güvenmesem o dakikada okumayı bırakırdım. Ama iyi ki yazara güvenmeyi
1000Kitap
Güz GözleriŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 202585 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 75. kitabı
Selam Kadın ile ilgili, kadına dair öyküler okumayı sever misiniz Ben çok seviyorum @sibel.dulger in kaleminden dokuz kısa öykünün yer aldığı #yokuştakiev bizi dokuz farklı kadının yaşamına konuk ederken onların duygularına da eşlik etmemizi sağlıyor. Her hayat farklı bir öyküdür ,kimi göz kamaştırır, kimi hüzünle yoğrulmuştur, kimi de geçmişi arkasında bırakarak yeni başlangıçlara yelken açar... Hayatta başımıza gelen her şey seçimleriniz yüzünden mi gerekir Bana göre her şey seçimlerimize dayansa da seçtiklerimiz yüzünden değildir her şey .... Biraz karmaşık oldu değil mi Sevdiğimiz insan ile evlenmeyi biz seçeriz. Mutlu bir hayat kurmak, sevmek, sevilmek, hayat boyu birbirimize yoldaş olmaktır tüm istediğimiz. Fakat aynı yolda yürüdüğümüz yoldaşımızın bizi yarı yolda bırakmasını, hayatına başka birisini almasını biz seçmeyiz,bu onun seçimidir. Sonunda bizi kaybedeceğini bilmesine rağmen bu yolu seçer. Aynı ilk öyküdeki gibi... Baharın Kalbindeki Kadın gibi sığınacak bir anneannesi olmasını herkes ister diye düşünüyorum. Bazen bir sosyal medya mesajı bazen de yatak altındaki inci küpe... Uyanışa sebep olur kadınlarda. Kimi terk edilmiş, kimi aldatılmış ... Her kadın küllerinden yeniden doğacak güce sahiptir bana göre , yeter ki istesin!!! Bir mücevherin dile gelmesi ile okuduğum Sırça Parıltı 'da kendi eşyalarımı düşündüm. Onlar da benim hakkımda ne düşünecekler Sibel Dülger 'in ilk kitabı Yokuştaki Ev. Sade ve etkileyici bir anlatımı var. Olayları ve yaşananları anlatırken yormadan sakince anlatıyor, duyguyu kelimelere bağmadan karakterlerin yaşadıklarıyla aktarıyor ki bu durum karakter ile empati yapmayın kolaylaştırıyor. Tüm öyküleri ayrı ayrı çok sevdim, öykü sever tüm dostlarıma gönül rahatlığıyla tavsiye ederim Her Ay Okuyanlar Kulübü
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202641 okunma