Modern Vahşi Dünya
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:18
Platonov’un okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen ilginç biçimde Camus tadı aldım. Elbette Camus gibi dünyayı absürd bir gözle, anlamsız, bireyi de bu absürtlük karşışında, daha çok kendi varoluşuna dönük bir tavır ekseninde resmetmese de; Platonov, insanı bireysel bir başkaldırandan azade, Turgut’un bir şiirinden ansıdığım o tabiri caizse ‘’kahır çeken mekkari katırları’’ gibi çoğul ve birbirine karşı şefkatli, yardımsever ve emeğe şiirsel düzeyde saygıyı önceliyor. Özlerinde, insana sessiz ya da gürültülü bir umut vadediyor her ikisi de. Elbette yaşadıkları dönemler itibariyle, sosyolojik ve felsefi açıdan farklar olsa da, insanın yaşamını sürdürülme gücünü yine kendilerinde ya da kendi aralarında bulma düsturunu gösteriyorlar okurlarına. Girizgahtaki Camus’yu dışarıda bırakırsam, Platonov bu öykülerinde, bir Dostoyevski hayaletinin arka fonda konuşması denli alt metinler fısıldıyor insanın kulağına ve boyuna şu soruları sorduruyor insana: * Modernleşmeyle birlikte, insanın başına musallat olan yabancılaşma bizi ne denli mutlu kılabilir? * Üstünlük yanılsaması, ölümcül bir hiyerarşiyi mi doğurur? * Yalnızlık bölüşülebilir mi? * Makinelerle kurulan bağ, insanlarla kurulan bağdan üstün olabilir mi? * Şefkat, merhamet, etik ve diğer insanı olgular daha sağlıklı bir ilerlemenin olmassa olmaz harçları mıdır? * Doğa bizi ne fısıldıyor? Çoğaltılabilir. Keyifli okumalar.
Muhteşem Vahşi DünyaAndrey Platonov · Metis Yayıncılık · 2014251 okunma
7/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:56
Okurken huzursuz olduğum kitaplar listesine bunu da ekliyorum. Tıpkı 'Dönüşüm' kitabı gibi.. "Bizim hayata karşı duyduğumuz yabancılaşma, canlı hayattan tiksinecek, onun ismini bile duymak istemeyecek derecededir. " Kendine karşı o kadar içe dönük ve o kadar eleştirel bir bakış açısı geliştirmiş ki, yaptığı davranış ya da düşüncesi her ne olursa olsun kendini en berbat durumda hissediyor ve tabi neticede aynı doğrultuda toplumsal karşılığını alıyor. Kendini, kendince yaşamın tadını alan orta sınıf düşünce tarzında olmadığını, ya hep ya hiç düşünme tarzında olduğunu ifade ediyor fakat bu ister hep ister hiç zamanında olsun yine her hareketini rezilce bir içsel algıdan kurtarmıyor. Kendisine karşı bu kadar düşmanca tutum sahibi bir kişinin etrafında dost diyebileceği bir kişinin bile olmaması çok normal. Edebi olarak duyguları derinlerden çıkarıp idrak düzeyine uygun ve akıcı bir dil kullanması, zaten kendinin de ifade ettiği gibi ustalık alanı. İyi okumalar dilerim..
Duygu ve Düşünce
Yer Altından NotlarFyodor Dostoyevski · Gençlik ve Spor Bakanlığı · 2019159,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İyilik yaptında noolllduuuu???
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:35
Budala, benim için olaylardan çok karakterlerin zihnine yapılan uzun bir yolculuktu. Bu yüzden de öyle bir oturuşta okunup geçilecek bir kitap değil. Ben zaten bu tarz klasik romanları bayağı uzun sürede bitirebiliyorum. Hatta bu kitabı 1-2 günde bitiren insanları görünce gerçekten şaşırıyorum. Hiç mi sindirmiyorsunuz arkadaş? Yoksa benim bilmediğim gizli bir okuma yeteneğiniz falan mı var? Varsa gerçekten öğretin.:) Çünkü ben neredeyse her birkaç sayfada bir durup düşünüyorum. Altını çizdiğim bir cümle oluyor, üzerine kafa yorduğum bir karakter oluyor ya da “Dostoyevski bunu niye özellikle böyle yazmış?” diye kendi kendime sorgulamaya başlıyorum. Hal böyle olunca kitap da doğal olarak uzuyor. Ama bence bu kitap tam da böyle okunmalı. Hızlıca tüketilecek bir roman değil. Sindire sindire, karakterlerle birlikte düşünerek okununca asıl etkisini gösteriyor. Ben okurken sadece Mışkin’i, Nastasya’yı ya da Rogojin’i okumadım; zaman zaman kendimden de parçalar buldum. Belki de Budala’nın en güçlü yanı bu. Kitap bittikten sonra hikâyesinden çok, insanın içine bıraktığı sorular aklında kalıyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Puan vermedi
Budala, yalnızca iyi bir insanın hikâyesini anlatmaz; aynı zamanda toplumun iyiliğe karşı nasıl bir tavır aldığını da gözler önüne serer. Dostoyevski, Prens Mışkin karakteri üzerinden ahlaki saflığın, çıkar ve hırsla örülü bir dünyada neden kırılgan hâle geldiğini sorgular. Mışkin, insanlara önyargısız yaklaşır, affetmeyi bilir ve herkeste bir umut ışığı arar. Fakat tam da bu özellikleri, içinde bulunduğu toplum tarafından güçsüzlük ve saflık olarak değerlendirilir. Romanın en acı yönlerinden biri de budur: İnsanlar, kendilerine iyilikle yaklaşanı anlamakta zorlanırken, kötülüğü ve bencilliği daha tanıdık bulurlar. Eserdeki karakterler yalnızca olayları ilerleten kişiler değil, insan doğasının farklı yönlerini temsil eden sembollerdir. Her biri sevgi, kıskançlık, tutku, kibir, korku ve vicdan arasında sıkışıp kalmıştır. Dostoyevski, hiçbir karakteri bütünüyle iyi ya da kötü olarak çizmez; aksine insanın iç dünyasındaki çatışmaların onu nasıl şekillendirdiğini gösterir. Bu nedenle roman, yalnızca karakterleri değil, okurun kendi vicdanını da sorgulamasına neden olur. Romanın en güçlü yönlerinden biri de sevgi kavramını ele alış biçimidir. Burada sevgi yalnızca romantik bir duygu değildir; merhamet, fedakârlık ve insanı olduğu gibi kabul edebilme cesaretidir. Ancak Dostoyevski, sevginin tek başına her şeyi iyileştiremeyeceğini de gösterir. Kırılmış ruhlar, bastırılmış tutkular ve toplumsal önyargılar, en saf duyguları bile trajediye dönüştürebilir. Bu yönüyle Budala, sadece bir dönemin Rus toplumunu anlatan klasik bir eser değil, insan ruhunun değişmeyen gerçeklerini ortaya koyan evrensel bir romandır. Kitap bittiğinde okurun zihninde yalnızca yaşanan olaylar değil, “Gerçek iyilik nedir?”, “İnsan neden iyiliği zayıflık sanır?” ve “Merhamet, acımasız bir dünyada ayakta
Duygu ve Düşünce
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Karamazov Kardeşler - Fyodor Dostoyevsky
8/10
·1025 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 00:16
Kitap / Book: Братья Карамазовы / The Brothers Karamazov / Die Brüder Karamasow / Karamazov Kardeşler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1880 Tür / Genre: Roman, felsefi roman, psikolojik edebiyat Novel, philosophical fiction, psychological literature Dönem / Period: 19. yüzyıl Rus edebiyatı – Rusya 19th century Russian literature – Russia Karamazov Kardeşler, insan ruhunun en karanlık ve en aydınlık yanlarını aynı anda açığa çıkaran derinlikli bir başyapıttır. İnanç, şüphe, ahlak, özgür irade ve suç kavramları üzerinden insanın içsel çatışmalarını sarsıcı bir dürüstlükle ele alır. Dostoyevski, karakterlerinin ruhuna inerek okuru kendi vicdanıyla yüzleşmeye zorlar. The Brothers Karamazov is a profound exploration of faith, doubt, morality, free will, and guilt. Through the psychological depth of its characters, Dostoyevsky confronts the reader with the most fundamental questions of human existence. It is a timeless masterpiece of world literature. #KaramazovKardeşler #TheBrothersKaramazov #DieBrüderKaramasow #Dostoyevski #RussianLiterature
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
9/10
·264 syf.··
2026 21. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:15
Tolstoy – Kazaklar Tolstoy, istisnasız en sevdiğim yazardır. Sadece kalemiyle değil, karakteriyle bir bütün olarak ele aldığımda diğer büyük kalemleri, mesela Dostoyevski'yi, Balzac'ı, Hugo'yu, Dickens'i benim için geride bırakır. Belki bu saydıklarım Tolstoy'dan daha iyi kalemlerdir ama iş sadece nasıl yazdığında değil neyi yazdığında da bitiyorsa işte orada Tolstoy bir başkadır. Tolstoy'un karakterini kalemi kadar seviyorum. En azından eserlerine yansıttığı kadarıyla. Kazaklar, Lev Tolstoy'un gençlik döneminde yazdığı ve insan-doğa ilişkisini, medeniyet ile doğal yaşam arasındaki çatışmayı ele aldığı önemli romanlarından biri. Savaş ve Barış, Anna Karanina gibi zirvedeki eserlerinin yoğun ustalığı yok bu eserde. Tolstoy okuyucuları bunu mutlaka anlayacaktır ama Tolstoy'un sevgiyi, alçakgönüllülüğü ön plana koyan bakış açısı bu eserde oldukça güçlü bir şekilde var. Eserin başkahramanı Dmitri Olenin, şehir hayatının yapaylığından ve anlamsızlığından uzaklaşmak amacıyla Kafkasya'ya gider. Burada Kazakların sade, özgür ve doğayla iç içe yaşamını tanıdıkça hayata bakışı değişmeye başlar. Romanın en dikkat çekici yönü, Tolstoy'un doğayı ve insan psikolojisini son derece gerçekçi ve etkileyici bir şekilde betimlemesidir. Kafkasya'nın dağları, ormanları ve günlük yaşamı yalnızca bir mekân olarak değil, kahramanın iç dünyasını şekillendiren önemli bir unsur olarak anlatılır. Eserin temel temaları; insanın kendini arayışı, özgürlük, sevgi, aidiyet ve medeniyet ile doğallık arasındaki karşıtlıktır. Olenin'in yaşadığı içsel değişim, okuyucuya mutluluğun yalnızca maddi imkânlarda değil, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu samimi ilişkilerde saklı olduğunu anlatır. Ancak kahramanın Kazak toplumuna tam anlamıyla uyum sağlayamaması, farklı kültürler arasındaki mesafenin her
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma