Gecenin en kör saatlerinde, beni bir başına tavan ile konuşturan herkese küskünüm.İnsan hayatını büyük ölçüde etkilemesi muhtemel kötü ya da iyi bir olay olduğunda başa gelebilen durum. Kişi yatakta bir sağa döner, bir sola döner fakat nafiledir zira beyin aynı olayı sürekli başa sararak kişiye oyunlar oynamakta, ilerde olabileceklere dair çeşitli senaryolar üreterek geceyi daha da uzatmaktadır. Olası bir sonuç pes edip yatağın içinde bağdaş kurup boş gözlerle karanlığa bakmaktır* Uyuyamıyorum, düşünmekten uyuyamıyorum. Daha ne kadar sürecek bilmiyorum. Yaşamımın en başından beri beni bırakmayan düşüncelerimle, ölene dek bu acı ile yaşayacağımı kabullenmeye başladım artık. Düşüncelerim beni öldürüyor. Bedenime fazla geliyor. Beynime cam kırıkları batıyor sanki. Acımı insanlarla paylaşamıyorum. Dostoyevski "düşüncelerimi sözlere dökemiyorum, anlamını yitiriyorlar." diyor. gerçekten de öyle. Çok düşünmenin, çok düşünmekten geceleri uyuyamamanın getirdiği acıyı anlatmaya çalıştığımda sözcükler zayıf kalıyor. Çok düşünen insanı anlayabilmenin en iyi yolu, başka çok düşünen bir insandır. Ancak size yakın yoğunlukta çok düşünen insanlar sizi en iyi anlayabilirler. Acı zihnimin ve kalbimin derinliklerinde bende saklı. Onu anlatabilmem mümkün değil.Hiç kimsenin çok düşünmekten uyuyamamasını istemem. Ama bu düşünce dertleri düşünmekten değil. Gerçekten, derdim olduğu zamanlar da oldu. Ne yazık ki bir şeyler ile ilgili çok düşünmekten uyuyamamak, dertlerini ve sorunlarını düşünmekten uyuyamamaktan daha kötü.
Ve ben düşünmekten uyuyamadığım her gün biraz daha ölüyorum.
A. Karaçay
#düşünmek #uykusuzluk #dotoyevski #kesfet #kitap #şiir #yazar #felsefe