23.6.2000 tarihli Cumhuriyet gazetesinde , Sorumlu­luğu Yüklenmek başlıklı makalesinde Ali Sirmen şöyle diyor: "Olay Conrad Otel'de geçiyor. Marmara Üniversitesi Hu­kuk Fakültesi ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dü­zenlenen 'Örgütlü Suçla Mücadele Tartışmalı Konferansı'nın salı günkü oturumunda, Fazilet Partisi Milletvekili Nevzat Yalçıntaş, Alman Federal Başsavcısı Prof. Dr. Kurt Reb­ mann'a 'Almanya 'da siyasi parti nasıl kapatılır' diye soruyor. Yalçıntaş, FP'nin devlet tecrübesi olan politikacılarından biri. FP'li olarak sorduğu soru da, bu partinin bir nebze olsun mesafe aldığını gösteriyor. Çünkü Refah da, onun devamı olan Fazilet de uzun sü­re parti kapatmanın demokrasiye aykırı olduğunu, böyle bir davranışa gelişmiş demokrasilerde rastlanmadığını ileri sür­müşlerdi. Herkesi 'Batı Kulüpçü' olmakla suçlayan Erbakan ile tai­fesi, başları sıkıştı mı, hep Batı örneklerine, Batı ölçütlerine başvurup oradan referanslar verirler. Neyse Yalçıntaş'ın sorusu, FP'lilerin de demokrasilerde siyasal parti kapatılabildiğini ve kapatıldığı gerçeğini anladık­larını gösteriyor. Ama anladıkları yalnız bununla sınırlı kalıyor. Yoksa kendi yaptıklarını hep haklı görmeyi, hiçbir biçimde yaptıkla­ rının sorumluluğunu üstlenmemeyi, yanlışlarını asla kabul et­memeyi sürdürüyorlar. Herhalde Yalçıntaş, diğer FP'liler gibi konuyu iyi incele­mediği için olsa gerek, gelecek yanıtın da kendi sloganlarına uygun olacağını, yani 'Cebir ve şiddete başvurduğu sabit ol­madıkça siyasi parti kapatılamaz' denileceğini sanıyordu. Ama öyle olmuyor. Profesör Alman Başsavcı, **'Partinin Anayasa Mahkeme­si tarafından kapatılması için sadece cebir ve şiddeti bizzat kullamyor olması gerekmez; bir parti cebir ve şiddete zemin hazırlıyorsa kapatılabilir, partinin hedefleri önemli; cebir, şid­det
Yaşar Kemal yanlış kullanılan demokrasinin nelere yol açacağını bilen biri olarak, şunları da ekler: " " .. . Bizim onurumuzu kurtaracak Alman işçileri gibi bilinçli işçilerimiz de yok. Bizim, bu başımızdaki demokrasi adı altındaki zulüm, işkence, insanlığı aşağılayan düzene karşı savaşacak Thomas Mann 'ımız da yok. Bizim bir Freud'umuz, bir Frank'ımız, Dr. Nissen 'imiz, Einstein 'ımız da yok. Bizim insanlık karşısında onurumuzu, kültürümüzü kurtaracak hiçbir şeyimiz, yok demeye dilim varmıyor ya, yok. "
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tam olarak ben
“…İnsanın kendisiyle barışık ve mutlu olduğu duygusu bu işte… Canın sıkılmadan saatlerce sessizce oturabilirsin…
1000k
"TOLERE EDİLEN ŞEY KÖTÜLÜK OLDUĞUNDA, HOŞGÖRÜ BİR SUÇTUR." THOMAS MANN
Alıntı
“Hastalık biçiminde!”
Bastırılmış aşk ölmez, karanlıkta, gizli derinliklerde yaşamını sürdürür, doyuma ulaşmak için uğraşır ve erdem engelini yıkıp tanınmayacak denli biçim değiştirerek yeniden ortaya çıkarmış. Peki, bu bastırılmış ve onaylanmamış aşk hangi biçimde ve hangi maskeye bürünürmüş? (....) Dr. Krokowski, “Hastalık biçiminde!” dedi. Hastalık belirtileri faal haldeki bir aşkın maskelenmiş biçimiymiş ve hastalık değişime uğramış aşktan başka bir şey değilmiş.
Sayfa 163·Kitabı okudu
Aşk
William Wilson'ın Bilgisi | Poe
İlk defa 1839 Noelinde The Gift'te yayımlanmıştır. Kendi vicdanıyla savaşan bir kişinin son derece başarılı bir portresi olan bu öykü tartışılmaz olarak Poe'nun başyapıtlarından biridir. "Ligeia" ve "Usher Malikanesinin Çöküşü" gibi "Kızıl Ölümün Maskesi" gibi öykülerini akla getirecek ölçüde karmaşıklaşmaktan uzak, söyleyeceğini dobra dobra söyleyen bir öyküdür bu. Poe, bu öykünün, kişiliğin uzun süredir bastırılan yanını kabul etmediği için kendi kendini mahvetmek zorunda bırakılan bir adamın öyküsü olduğunu gayet açık bir şekilde ortaya koyar. Bu öyküde Poe, psikoloji biliminin daha sonra ele alacağı birçok konuyu ele alır. Freud, Jung ya da Adler'den önce yazdığı için kullanılan terimler onlarınkinden farklıdır. Öyküsünü kurmak için yüzlerce yıllık sembolleri ve mitleri kullanır, ancak bunları o kadar etkili kullanır ki "William Wilson" bugüne kadar bölünmüş kişiliğin en güçlü meselelerinden biri olarak kalmıştır. Poe, öyküsünün inanılabilirliğini esas olarak iki yoldan sağlar: Birincisi, Wilson'un hayal gücü geniş ve kolay heyecanlanan bir soydan geldiğini belirterek, ikinci olarak da Wilson'un çocukluğunu son derece "gerçekçi" bir şekilde betimleyerek. Thomas Mann bu öyküyü, hemen hemen bütün kültürlerde yüzyıllardır tekrar tekrar ortaya konan bir "ruhun ikizi" öyküsü, klasik bir "Doppelgänger" olarak niteler. William Wilson ile bu ikiz kavramını ve Poe'nun portresini Freud ve Jung'un yazılarını karşılaştırması son derece şaşırtıcıdır. Bu öykünün kaynakları arasında ilk elde Washington Irving'in 1826'da The Gift'te yayımlanan "An Unwritten Drama of Lord Byron" (Lord Byron'ın Yazılmayan Bir Oyun) adlı öyküsü bulunmaktadır. Poe, Irving'e yazdığı 12 Ekim 1839 tarihli mektubunda bunu açıkça belirtir. Öykünün diğer kaynakları arasında Alfred Musset'nin "December
Sayfa 658 - William Wilson·Kitabı okuyor
Edebiyat