Bizde sözünü esirgemeyeni sevmezler. İnsanın bir şey olması ya da bir şeyler yapabilmesi onlar için önemli değildir. Önemli olan itaat etmeyi bilmesidir ya da entrikalar çevirmeyi, yoksa köstek olurlar.
Bu, Ahmet Ümit'in ilk öykü kitabı, 1992'de yayımlandı. Yani ustanın henüz "usta" olmadan önceki hali bu. Ama bunu hissetmiyorsun. Hatta hikayelerin dili daha bir şiirsel diyebilirim. Birbirinden bağımsız dokuz devrimci hikaye var içinde. Bazıları gülümsetiyor, bazıları geriyor, bazıları ise oldukça üzüyor. Dönemin endişeli ruh hali ve sıkıntıları hikayelere ve kahramanlara sinmiş.
Bir gençlik var bu sayfalarda: idealist, korkmuş, inanmış ama ezilmiş bir gençlik. Kaybolmuş idealler, dostluklar, aşk ve kayıplar etrafında şekillenen öyküler... Yazar dönemin siyasal atmosferini kişisel hikayelerle harmanlıyor, bireysel yalnızlıkları ve toplumsal umut kırıklıklarını anlatıyor.