Ragif

Puan vermedi·128 syf.··
2026 21. kitabı
Eserde Arapların işgali anlatılıyor. Din adı altında yapılan zulümler, yoksulların elinden her şeyinin alınması, kadınların cansız bir eşya gibi görülmesi, küçük kız çocuklarına yapılan işkenceler sahneye taşınıyor. Zerdüşt inancının hakim olduğu bir coğrafya arap istilasına maaruz kalıyor. Yeni sahipler ülkenin zenginliklerin yağmalayıp halkını da din değişmek zorunda bırakıyorlar. Cefer Cabbarlı eserde dokuzuncu yüzyılı anlatsa da, kaleme aldığı zamanlar da yine ülke esaret altında. Belki buna da bir gönderme olabilir. Ki zaten eser yazarın hapishaneden çıkışından sonra yazılmış. Kitaptaki şiirsel hava hemen fark ediyor ve akıp gidiyor yazılar. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Elhanın savunduğu fikirler özellikle sonlara doğru iyice ideolojik hal almaya başladı. Bir nevi sağ sol çatışması gibi. Yanlış anlamış da olabilirim
İnceleme
Od GəliniCafer Cabbarlı · Qanun Nəşriyyatı · 2020204 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·216 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:25
Hakan Günday her kitabıyla müthiş bir zeka ortaya koyuyor. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp bambaşka hikayeler anlatıyor ki okuyucusunu etkilemeyi başarıyor. Bu kitapta argo kelimelere de diğer kitaplarına oranla daha az rastlıyorsun. Günday burada daha soyut, daha felsefi bir dil seçmiş. Cümleler bıçak gibi, keskin, iz bırakıyor. Zaten kitabın beğendiğim tarafları da yazarın kullandığı dildi. Olay örgüsünden, hikayeden ziyade o tarafı bana daha hoş geldi. Kitabın konusu bana göre değildi. O konuda çok zor tutunabildim hikayeye.
İnceleme
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
8/10
·280 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 15:30
Livaneli, kitabın kapağına Magritte’in o yüzleri örtülü aşıklarını koyarken bize en büyük ipucunu aslında en başta vermiş. Biz bu hayatta kimi seviyoruz? Karşımızdaki kanlı canlı insanı mı, yoksa kendi zihnimizde yarattığımız o kusursuz imgeyi mi? Kitap boyunca Ahmet’in o buz gibi, duygulardan arındırılmış dünyasında yürürken aslında modern insanın trajedisini izliyoruz. Ahmet, acı çekmemek için hissetmemeyi seçmiş bir adam. Bu bir korunma kalkanı mı, yoksa bir korkaklık mı? Bana kalırsa bu, bir insanın kendi kendine verebileceği en ağır ceza. Hiçbir şeye dokunmadan, hiçbir şeyi sevmeden yaşamak, nefes alan bir ölü olmaktan farksızdır. Ancak o emekli mühendisin evine giren gazeteci kızla birlikte, o mühürlü kapılar bir bir açılıyor. Ahmet’in bize anlattığı Mehmet ve Olga’nın hikayesi, aslında bir aşk güzellemesi değil; aşkın bir insanı nasıl adım adım deliliğe, saplantıya ve nihayetinde bir yıkıma sürükleyebileceğinin kanıtı. Livaneli burada kalemini bir neşter gibi kullanıyor; aşkın o parıltılı kabuğunu soyuyor ve altındaki o ürkütücü bencilliği gösteriyor. "İnsan soyunun en tehlikeli duygusu aşktır," cümlesi kitabın orta yerinde bir kılıç gibi sallanıyor. Neden tehlikeli? Çünkü aşk, senin "ben"liğini yok eder ve seni hiç tanımadığın bir canavara dönüştürebilir. Kitabı okurken kendimi sürekli bir şüphe içinde buldum. Ahmet’in anlattıkları ne kadar gerçek? Hafıza dediğimiz şey, bizi korumak için gerçekleri nasıl eğip büküyor? Livaneli, okuru öyle bir labirente sokuyor ki, sonunda karşılaştığın gerçekle sarsılmamak elde değil. Sonuç olarak bu kitap bir cinayet romanı gibi başlasa da, aslında bir "kimlik" ve "yalnızlık" manifestosu. Geleneksel değerlerin o sarsılmaz aile yapısının altında bile ne büyük sırlar ve hayal kırıklıkları yattığını gösteriyor. Livaneli, şiirsel
İnceleme
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,5bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 17:00
Zweig bu romanı tamamlayamadan intihar ettiği için kitap yarım kalmış ama inan bana bu eksiklik hikayenin ruhuna tam oturmuş. Kitabın editör notunda yer alan "Zweig bu noktadan sonrasını yazamadı..." cümlesi insanın yüreğini burkuyor. Kitap, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde geçiyor. Manastırda, dünyadan habersiz büyüyen saf bir genç kız olan Clarissa"yı anlatıyordu esasında. Onun dünyayla, babasıyla olan ilişkisinden bahsediyordu. Derken hayat onu bir hastanede, ünlü bir psikiyatristin yanına savuruyor. İşte orada Leonard ile tanışıyor. Fransız Leonard’la imkansız aşkını anlatıyor. İki insan birbirini sadece "insan" olarak seviyor. Ama bir gecede savaş patlak veriyor ve sırf farklı topraklarda doğdular diye bu iki ruh birbirine düşman ilan ediliyor. Zweig, kitlelerin milliyetçilik histerisiyle nasıl delirdiğini ve bu nefretin masum bir kadının hayatını nasıl paramparça ettiğini yüzümüze çarpıyor.
İnceleme
ClarissaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201717bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 16. kitabı
Bu, Ahmet Ümit'in ilk öykü kitabı, 1992'de yayımlandı. Yani ustanın henüz "usta" olmadan önceki hali bu. Ama bunu hissetmiyorsun. Hatta hikayelerin dili daha bir şiirsel diyebilirim. Birbirinden bağımsız dokuz devrimci hikaye var içinde. Bazıları gülümsetiyor, bazıları geriyor, bazıları ise oldukça üzüyor. Dönemin endişeli ruh hali ve sıkıntıları hikayelere ve kahramanlara sinmiş. Bir gençlik var bu sayfalarda: idealist, korkmuş, inanmış ama ezilmiş bir gençlik. Kaybolmuş idealler, dostluklar, aşk ve kayıplar etrafında şekillenen öyküler... Yazar dönemin siyasal atmosferini kişisel hikayelerle harmanlıyor, bireysel yalnızlıkları ve toplumsal umut kırıklıklarını anlatıyor.
Çıplak Ayaklıydı GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 20196bin okunma