Asu

İnsanın Anlam Arayışı & Kitap Yorumu
Puan vermedi·155 syf.··
2023 6. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2023 21:23
“Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda bir anlam bulmak demektir.” Viktor Emil Frankl, (1905-1997) Yahudi kökenli nörolog ve psikiyatristtir. Kendisi psikoterapinin Üçüncü Viyana Okulu olarak da bilinen “logoterapi”nin (yaşamda anlam bulmanın güçlüğü ve yaşanması en güç durumlarda dahi insanın yaşamda bir anlam yaratması düşüncesi) kurucusudur. İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında yaşamış ve ailesinden bir tek kendisi holokosttan kurtulmuştur. Frankl, İnsanın Anlam Arayışı kitabında; kamplarda yaşadığı zorlukları, oradaki insanların psikolojilerini, hayata tutunmak için verdiği mücadeleyi ve insan hayatının bir anlamı olmasının gerekliliğini anlatmaktadır. Yazarın acıya olan bakışı ise tam olarak “beni öldürmeyen acı güçlendirir” şeklindedir. Kamplardaki yaşamını; kampa giriş, kampa uyum sağlayış ve kamptan kurtuluş olarak üçe ayırmıştır. Yaşanılan acıların insanı nasıl günden güne çökerttiğini, umudun yitirilişini, duyguların körelişini ve hissizleşmeyi ele almıştır. Tüm bunların arasında hayatta kalmak için bir anlam olmalıdır ve bu anlam her insan için farklı bir şeyi ifade edebilir. O yıllarda Frankl’ın yürüttüğü bir bilimsel araştırma onun hayata tutunması için bir anlam olmuştur ki gizli saklı bulabildiği kağıt parçalarına araştırmasını yazmaya, aklını ve psikolojisi bu şekilde sağlıklı tutmaya çalışmıştır. Kitabın son bölümünde ise, insanın yaşamına dair anlam arayışının hangi yollarla olabileceğini ele alan yazar, yaşamdaki acıların anlamlı olduğu takdirde yaşanılabilecek olduğunu ve anlam arayışının, hayata son verme eyleminin önünde duran bir kalkan olduğunu işlemektedir. Yazarın tüm bu konuları yalnızca teorik olarak ele almaması, tüm bunları deneyimlemiş birisi olarak insanlığa yardımcı olma çabası kitaba olan inandırıcılığı ve
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
OKUMAK, YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE & KİTAP YORUMU
Puan vermedi·144 syf.··
2022 2. kitabı
Arthur Schopenhauer (1788-1860), Alman filozoflarının ilklerinden olduğu gibi benim de felsefeye duyduğum ilginin başlangıcı olan kişidir. İnsan hayatının acılarla dolu olduğunu, ıstırap ve can sıkıntısının her zaman hayatımızda olacağını savunur. Bana göre onu bu karamsarlığa iten yalnızlığıydı. Ve yalnızlığı aynı zamanda onun böylesine bilge bir ruha sahip olmasının sebebiydi. En sevdiğim filozof olması, onu tarafsız bir şekilde eleştirmeme bir kerte engel olacaktır. “Okumak, yazmak ve yaşamak üzerine” kitabı ise okuduğum ilk eseriydi. Düşüncelerimi allak bullak eden, üzerine saatlerce düşündüren bir eser.. “İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: ıstırap ve can sıkıntısı”; ihtiyaç içerisinde bulunmanın ıstırabı, sahip olunması gerekenden fazla şeye sahip olmanın ise can sıkıntısını ürettiğini savunur Schopenhauer. Bu nedenle, hayatta her şeyde denge kurulmalıdır. Istırap ve can sıkıntısından kurtulmanın yolu ise sanatla ve münzevi bir yaşamla meşgul olmaktır. Schopenhauer mutlu insanı şöyle tanımlar; “En mutlu insan, içindeki zenginliği kendisine yeterli olan ve varlığını idame ettirmek için dışarıdan ya çok az ya da hiçbir şeye ihtiyaç duymayan insandır” “Okumak ve kitaplar üzerine”; Schopenhauer, çok okumanın insanı aptallaştırdığını savunur çünkü insan okurken yazarın düşüncelerini takip eder. Sürekli okumak, düşünmeye zaman bırakmaz ve düşünmeyi köreltir, bu sebeple insan, okuduğu şeyi sindirmek için durup düşünmelidir. Ayrıca okuyucunun en yeninin peşine değil tüm zamanların en iyisinin peşine düşmesini ister. Okumak için ayrılan zaman, büyük kafaların eserleriyle doldurulmalıdır. “Yazarlık ve üslup üzerine”; Tüm yazarların ve yazar olmak isteyenlerin okuması gereken bir bölüm. Schopenhauer yazarları ikiye ayırır; sırf ele aldığı konu için yazanlar ve sadece
Felsefe
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,841 okunma
SAVAŞ VE AÇLAR & KİTAP YORUMU
Puan vermedi·376 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2023 23:51
Hasan İzzettin Dinamo.. böyle bir yazarla bu kadar geç karşılaşmak ve adının bu kadar gizlenmesinin altındaki sebepleri sorgulamak.. Hasan İzzettin, 1905 Trabzon doğumlu, savaşın ortasında büyümüş bir çocuktur. Bu romanı da, onun kendi hayatından izler taşımaktadır. Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden birisidir; Savaş ve Açlar. Karadenizli bir ailenin yaşam mücadelesiyle başlar hikaye. Evin babası I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla cepheye gönderilir ve geride kalan ailesi için yoksulluk günleri başlar. Babanın şehit olmasının ardından 15 yaşındaki oğlunun da askere alınması, aileyi çöküşe götürür. 5 çocuğuna bakmaya çalışan anne, bir insanın yaşayabileceği tüm zorlukları yaşar. Günlerce aç ve soğukta kalırlar. Üstelik bu durum tüm şehit aileleri için aynıdır. Açlığın insanlara türlü türlü şeyler yaptırdığı onlarca örnekle yaşayan anne, hiçbir zaman ahlakını, vicdanını, gururunu bir köşeye bırakamaz. Kocasının ve açlıktan ölen çocuklarının ardından ağlar sadece. Hani derler ya, bir acıyı anlayabilmek için yaşamak gereklidir diye, Savaş ve Açlar’ı okurken orada yaşanılan her acıyı kendi yüreğinizde hissedebiliyorsunuz, öyle güçlü bir kalem. Hikayenin sonu ise insana tokat atan cinsten. Gözyaşlarınızı tutamayacağınız kadar duygusal ve bir o kadar acımasız. Bu kitap neden okunmalı? Bu vatanın ne şartlar altında kazanıldığı bizlere küçüklüğümüzden beri anlatılır. İşte tüm o anlatılanlar, bu hikayeyi okuduğunuzda daha çok anlam bulacak diyebilirim. Çünkü bu zamana kadar bize anlatılan savaşın aslında cephede olduğu kadar geride kalan halkın, kadınların, yetim kalan binlerce çocuğun verdiği savaşı da içinde barındırdığını anlayacaksınız. Bu kitabı vatanını tanımak isteyen herkes kesinlikle okumalı, hatta bu kitabı henüz okumamış olanların okuyacağı ilk kitap
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,205 okunma
KOMÜNİST MANİFESTO & KİTAP YORUMU
Puan vermedi·136 syf.··
2022 80. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 22:09
Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından hazırlanan 19.yy dan günümüze kadar geçerliliğini kaybetmemiş muhteşem bir eser. Komünizmin ilk bildirgesi olup herkesin anlayabileceği, sade bir dille kaleme alınmıştır. Peki bu kitap ne anlatıyor diye soracak olursanız; işveren ve işçinin savaşımını anlatıyor. Proleterlerin her geçen gün daha da yoksullaşması, emeklerinin satılması, mülkiyet hayallerinin hayal olarak kalması; burjuvaların ise her geçen gün varlıklarına yenilerini ekleyişi, kolay yoldan para kazanmaları vb. Marx ve Engels Proleterlerin yaşam koşulları hep daha kötüye doğru giderken burjuvaların yaşam koşullarının hep iyiye doğru gitmesine boyun eğmek istemiyorlar ve işçi sınıfının birleşmesini istiyorlar. Ancak işçi sınıfının birleşerek yaptıkları devrimlerle yaşam koşullarını iyileştirip geliştirebileceklerini savunuyorlar. Manifesto 4 bölümden oluşuyor: *burjuvalar ve proleterler *proleterler ve komünistler *sosyalist ve komünist literatür *komünistlerin muhalefet partilere olan tutumları Hepimizin çevresinde komünizmi genellikle ya benimsemiş ya da adını duyduğunda tövbe çeken insanlar vardır. Ve bu iki türlü yaklaşımı da sergileyen insanlar komünizmin gerçekte ne olduğunu bilmiyor olabiliyorlar. Önyargılarınızı bir kenarıya bırakıp bu bildirgeye bir eser gözüyle bakabilirseniz size katabileceği pek çok şey olduğunu göreceksinizdir. En azından günümüzde içi boşaltılmış bazı terimler var ki onların gerçek anlamlarının ne olduğunu kolaylıkla anlayacaksınızdır.
İnceleme
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,4bin okunma
SOKRATES’İN SAVUNMASI & KİTAP YORUMU
Puan vermedi·200 syf.··
2022 81. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2022 20:03
“İyi bilin ki bir değil bin kez ölmem gerekse de doğru bildiğimi yapmaktan vazgeçmeyeceğim” Sokrates.. bundan tam 2400 yıl önce yaşamış Atinalı ünlü filozof. Kendisini sevmeyen bir grup Atinalı kişiler tarafından gençleri kötü yola sürüklemek ve tanrılara inanmamak suçlarına maruz kalmış ve mahkemeye verilmiştir. Kitap; dava öncesi konuşmaları, dava sırasındaki savunması ve son konuşmaları olarak ayrılmakta. Sokrates hayatı boyunca düşüncelerini yazıya dökmemiş çünkü sözlerin daha önemli olduğunu düşünmüştür. Bu eseri ise Sokrates’in yetiştirdiği öğrencisi Platon kaleme almıştır. Onun gibi bir değeri geleceğe aktarmasıyla çok da iyi yapmıştır. Sokrates hayatını; insanlara bilgeliği, erdemi, adaleti, mutluluğu öğretmeye adamıştır. Aynı zamanda bu süreçte kendisini de aramaktadır. Kendini çok bilge gören kişilere hep sorular yöneltmiş ve aslında onlara hiçbir şey bilmediklerini göstermiş, bu yüzden de bu kişilerin düşmanlığını kazanmıştır. Fakat öğrencileri ve dostları onun Atina’nın can damarı olduğunu düşünmektelerdir. Öyle ki, ölüm anında bile Sokrates erdemli olmayı savunmuş, ahlakın önemini bütün topluma aşılamaya çalışmıştır. Erdeminden asla taviz vermemiştir. Ölüm onun için bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır, bu sebeple de ölümü büyük bir iç huzuruyla karşılamıştır. Binlerce incelemesi olan bu esere, bize ne kattığını sorgulayarak bakmalıyız bence. Yoksa burada yazdıklarımız kitabın özeti olmaktan öteye geçemez. Ben Sokrates sayesinde tekrar şunun farkına vardım ki, bu beşeri dünyadaki hiçbir şey bizi doğruluğuna inandığımız şeyleri ne için olursa olsun savunmaktan alıkoymamalı. İnsan başına gelebilecek en büyük felaketi ölüm olarak algılayabilir. Ama insan ölüyorken bile erdeminden, prensiplerinden vazgeçmemelidir. Aksi takdirde ruhumuzu eksiltmiş olmaz
Felsefe
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma