İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut, İslam mezhepleri ile ilgili araştırmalarda ülkemizin önemli isimlerinden biri. Bulut, “İslam Mezhepleri Tarihi” kitabını ilahiyat fakültesi öğrencileri ve İslam mezheplerine ilgi duyan kişiler için bir giriş kitabı olarak hazırladığını ifade ediyor.
Eserin öncelikli muhatabı ilahiyat fakültesi öğrencileri olduğundan, eser, bilimsel kaideler ışığında hazırlanmış. Mezheplerle ilgili yönlü, taraflı ifadelere yer verilmiyor ve eser genelinde nesnel ve tarafsız bir tutumun hâkim olduğu kolaylıkla anlaşılıyor. Bu bakış açısı eseri daha okunası hale getiriyor.
Peygamber Efendimizin (sav) vefatından sonra Müslümanlar, dini ve siyasi yönlerden bir yöneticiye ihtiyaç duyuyor. Siyasi ayrılıklar baş gösterdikçe ve dini yorumlar birbirinden farklılaştıkça fırkalaşmalar, bunun devamında da mezhepler meydana geliyor. Tabi mezheplerin meydana geliş süreci son derece uzun ve çekişmeli mücadelelere sahne oluyor.
Mezheplerin birçoğu kendini hak mezhep, diğer mezhepleri ise mürtet kabul ediyor. Hatta iman ve amel noktasındaki görüş farklılıkları sebebiyle kimi mezhepler diğer mezheplerle savaşmayı ve onlara mensup Müslümanları öldürmeyi mubah görüyor. Oysa İslam dininin akaidinde bu yok. Hoşgörü dini olan İslamiyet’e mensup olduğunu iddia edip bu şekilde davranan kişiler, İslam’ın özünden uzak olup, kişisel çıkarlar için bu uygulamaları gerçekleştiriyor.
Bunlarla birlikte bazı mezheplerin kurucuları ve/veya sonraki liderleri, kişisel çıkarlar sebebiyle, kısa sürede mürtet hale gelebiliyor. Kendini peygamber, mehdi, Mesih ilan etmekte beis görmeyen bazı mezhep liderlerine, kendisinde Allah’ın tecelli ettiğine inanan liderler eşlik ediyor. İslamiyet’ten