Enes Başak

Enes Başak
@drenesbasak
Doktor
Yüksek Lisans
Aksaray
Adıyaman
297 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 83. kitabı
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut, İslam mezhepleri ile ilgili araştırmalarda ülkemizin önemli isimlerinden biri. Bulut, “İslam Mezhepleri Tarihi” kitabını ilahiyat fakültesi öğrencileri ve İslam mezheplerine ilgi duyan kişiler için bir giriş kitabı olarak hazırladığını ifade ediyor. Eserin öncelikli muhatabı ilahiyat fakültesi öğrencileri olduğundan, eser, bilimsel kaideler ışığında hazırlanmış. Mezheplerle ilgili yönlü, taraflı ifadelere yer verilmiyor ve eser genelinde nesnel ve tarafsız bir tutumun hâkim olduğu kolaylıkla anlaşılıyor. Bu bakış açısı eseri daha okunası hale getiriyor. Peygamber Efendimizin (sav) vefatından sonra Müslümanlar, dini ve siyasi yönlerden bir yöneticiye ihtiyaç duyuyor. Siyasi ayrılıklar baş gösterdikçe ve dini yorumlar birbirinden farklılaştıkça fırkalaşmalar, bunun devamında da mezhepler meydana geliyor. Tabi mezheplerin meydana geliş süreci son derece uzun ve çekişmeli mücadelelere sahne oluyor. Mezheplerin birçoğu kendini hak mezhep, diğer mezhepleri ise mürtet kabul ediyor. Hatta iman ve amel noktasındaki görüş farklılıkları sebebiyle kimi mezhepler diğer mezheplerle savaşmayı ve onlara mensup Müslümanları öldürmeyi mubah görüyor. Oysa İslam dininin akaidinde bu yok. Hoşgörü dini olan İslamiyet’e mensup olduğunu iddia edip bu şekilde davranan kişiler, İslam’ın özünden uzak olup, kişisel çıkarlar için bu uygulamaları gerçekleştiriyor. Bunlarla birlikte bazı mezheplerin kurucuları ve/veya sonraki liderleri, kişisel çıkarlar sebebiyle, kısa sürede mürtet hale gelebiliyor. Kendini peygamber, mehdi, Mesih ilan etmekte beis görmeyen bazı mezhep liderlerine, kendisinde Allah’ın tecelli ettiğine inanan liderler eşlik ediyor. İslamiyet’ten
İslam Mezhepleri TarihiHalil İbrahim Bulut · Bilimsel Araştırma Yayınları (Bilay) · 2018217 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Enes Başak

, bir kitap okudu
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 83. kitabı
Halil İbrahim Bulut
9.1/10 · 217 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 82. kitabı
Yusufi-yi Erzincanî, 13. yüzyılda yaşamış bir isimdir. Hayatı hakkında bir takım iddialar ortaya atılmasına rağmen, kendisi hakkında ayrıntılı bir bilgi yok. İsmi ve yaşadığı yüzyıl, Farsça kaleme aldığı “Hamûş-name” eserinde geçiyor. Türkçeye “Sükût Sanatı” olarak çevrilen bu eserde Yusufi-yi Erzincanî, susmanın ve gereksiz konuşmamanın öneminden bahsediyor. Bir gün arkadaşları hakkında kendi kendine söylenirken, sözlerini işiten biri bu sözleri arkadaşlarına taşır. Bu olay neticesinde ise arkadaşları ile arası bozulur. Bu olaydan dolayı, yersiz ve zamansız konuşan dilini suçlar ve susmaya karar verir. Susmanın ve gereksiz konuşmamanın önemini ifade etmek için ise bu eseri yazar. Eserde Allah’a zikir, Peygamberimize naat, eserin yazılma sebebi, susmanın önemini gösteren 10 adet öykü ve bir sonuç bölümü yer alır. Öyküler, bunlara menkıbeler de diyebiliriz, farklı zaman ve ortamlarda geçse de, özünde tek bir noktada toplanır: Allah’ın rahmetini kazanmak için, eza ve cefa çekmemek için gereksiz konuşulmamalıdır. Eser için, “söz gümüşse sükût altındır” atasözümüzün çıkış noktası diyebiliriz. Bu konuda filolojik ve kültürel bir araştırma yapılabilir. Buraya, konuyla bağlantılı bir diğer atasözümüzü daha ekliyorum: “çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.” Küçük hacimli ancak büyük bir değeri olan bu eserin mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
Sükût Sanatı / Hâmûş-nâmeYusufi-yi Erzincanî · Büyüyenay Yayınları · 202444 okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2021 81. kitabı
1414-1492 yılları arasında yaşamış, döneminin en önemli sufi şairlerinden biri olan Molla Câmî, tasavvufta, felsefede ve Arap edebiyatında uzmanlaşmış bir isimdir. Molla Câmî sekseni aşkın eser yazmış, döneminin en önemli âlimlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu eserde, Molla Câmî’nin yazdığı “Besmele Manzumesi” ve “Mir’atü’l-Akaid Tercümesi” isimlerinde iki risalesi bulunuyor. Bu risaleler Farsça yazılmış olup eserlerin Türkçeye çevirisi 1950 yıllarında Tâhirü'l-Mevlevî tarafından yapılmış. Eserde metinler hem Farsça hem de Türkçe yer alıyor. “Besmele Manzumesi” risalesinde besmelenin anlamı ve ifade ettiği manalar manzum halinde verilmiş. İkinci risale olan“Mir’atü’l-Akaid Tercümesi”nde ise İslamiyet’in akaid meseleleri hakkında manzum halinde bilgiler verilmiş. Her iki risalenin de sizlere çok şey katacağına inanıyorum. Eserin dilimize kazandırılmasını sağlayan Büyüyenay Yayınları’na gönülden teşekkür ediyorum.
Molla Cami’nin Besmele Manzumesi ve Mir’atü’l - Akaid TercümesiTâhirü'l-Mevlevî · Büyüyenay Yayıncılık · 202011 okunma