Üçüncü Bölüm, İstanbul'daki Sosyal Hayatı
Viyana'da Saray Kütüphanesi'nde çalıştım, o günden bugüne Berlin, Dresden, Paris, Bodleian, San Marco, Bologna Bourbonico ve Vatikan Müzelerinin kütüphanelerinde okudum ve özetler yaptım, fakat hiçbir yerde Abdulhamid Kütüphanesi'ndeki gibi hevesli ve mutlu çalışmamıştım. Öğlenleyin minarelerden ezan işitildiğinde, tüm okuyucu topluluğu, beni yerimden kaldırmadan ve rahatsız etmeden namazlarını kılmak için ayaklanırdı. Kütüphane salonu düzenli dört cihete göre inşa edilmemişti, bundan dolayı hiçbir duvar doğrudan güneye bakmadığından kıblenameye, namaz pusulasına göre eğik saflar halinde salonun ortasında saf tutarlar; Hafızu'l-Kutub, kütüphanenin idarecisi namaz kılanların imamı olarak öne geçer ve rahlemden seyrettiğim ve dinlediğim kılınan namaz sonrası herkes kendi yerini tekrar alırdı, ta ki bir sonraki ezana (ikindi) kadar. İkindi, öğlen ve akşam arasında okunur ve kütüphane bu zamanda kilitlenirdi. Elçilik sarayındaki öğlen yemeği saatini kaçırmamak için oradan ayrılmak zorundaydım. Salıları ve cumaları Rumî haftanın mutat bayram günleri de kütüphane kapalıydı...
Sayfa 71 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okuyor
Eylau Muharebesi ( Napolyon'un Ruslarla ilk karşılaşması)
​Eylau Muharebesi sırasında, Davout’nun kolordusu Napoléon’un sağ kanadında belirince, General Ostermann-Tolstoy’un emrindeki Rus süvarileri Friant’ın komutasındaki öncü kuvvetlere yönelik oldukça
Reklam
Berlin'de demokratik devrim gerçekleşiyordu. Saint-Petersburg ve daha sonra Moskova'da Putin'in yakınlaşacağı yüksek mevkideki devlet memurlarının aksine onun, Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle ilgili çok özel bir hissi vardı. Dresden'de agresif kalabalıklar, içinde bürosunun bulunduğu binanın çevresinde toplanıyorlardı. Vladimir Putin talimat talep etti ama "Moskova sessizdi" "Ülkenin varlığının son bulduğu izlenimim vardı" diyor söyleşi kitabında. Yerel KGB bürosu derhal tüm uygunsuz belgeleri yaktı. SSCB yıkılıyordu: "Her ne kadar duvarlar ve sınır çizgileri üstüne kurulmuş bir durumun muhafaza edilemeyeceğini fikren anlasam da, farklı bir şeyin orada kurulmasını istiyordum. Ve farklı hiçbir şey önerilmiyordu. Beni üzen buydu. Öylece bırakıp gitmişlerdi."
Sonuç olarak Dede Korkut Kitabı, farklı coğrafyalarda kaleme alınmış bölümlerden oluşmaktadır.Olaylar farklı zamanda geçmiştir. Yazarlar, farklı zamanlarda geçen olayları Dede Korkut'un ağzından yazıya geçirmişlerdir. Öyle anlaşılmaktadır ki Dede Korkut ile ilgili ilk bilgiler Reşideddin'in görüp yararlandıktan sonra imha ettiği bilgilerdir. Reşideddin, 𝘊𝘢𝘮𝘪ü'𝘵 𝘛𝘦𝘷â𝘳𝘪𝘩'i yazdıktan sonra eseri okuyan etkilenen diğer yazarlar Dede Korkut konusunu gündeme getirip ondan etkilenerek eserler yazmışlardır. Nitekim Dede Korkut Kitabı'nın Dresden ve Vatikan nüshaları da Reşideddin'in etkisi ile 1430-1436 yılları arasında kaleme alınmış görünmektedir. Hasan bin Mahmud el-Bayatî, 1483'te kaleme aldığı 𝘊â𝘮-ı Се𝘮â𝘺𝘪𝘯 başlıklı eserinde Dede Korkut ile ilgili önemli bilgiler vermiştir. Dede Korkut ile ilgili bölümleri son olarak 1664'te Ebulgazi Bahadır Han kaleme almıştır. O, Dede Korkut ile ilgili üç bölüm yazmıştır. Oğuzname'nin Kazan nüshasındaki Dede Korkut ile ilgili bilgiler ise ağırlıklı olarak Ebulgazi Bahadır Han'dan alınmıştır. Bütün bunların ötesinde Dede Korkut Hikâyeleri veya Dede Korkut Destanları hala Anadolu'da araştırmacılar tarafından der-lenmektedir. Bu da Dede Korkut Hikâyeleri veya Dede Korkut Destanları'nın en az bin yıldır yürürlükte olduğunu ortaya koymaktadır.
Sayfa 35 - Ötüken Yayınları·Kitabı okuyor
Dede Korkut, farklı kaynaklarda farklı özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. Dede Korkut Kitabı'nın Dresden ve Vatikan nüshasındaki birkaç sayfalık giriş, Dede Korkut'un kendisi ile ilgilidir.Dresden ve Vatikan nüshalarına göre o, Oğuzların Bayat boyundandır. Tanrı'nın birliğine, Hz. Muhammed'in onun peygamberi olduğuna inanır. Yaşlıdır, bilgedir. O, hikâyelerin asla asıl kahramanı değil, kahramanların yaptıklarını düzgün bir biçimde anlatan kişidir.Yani halk bilgesidir. Keramet sahibidir, geleceği bilir, gaipten haber verir, öğreticidir, yol göstericidir, öğütler verir, mucize sahibidir. Ozandır, kopuz çalar. Maharetini göstermiş çocuklara ad verir. Oğuz kahramanları ve hanlarının kahramanlıklarını torunları için muhafaza eden ve türkü nağmesi ile kopuz eşliğinde söyleyen kişidir. Dünür gider, elçilik yapar. Ama en önemli özelliği Dede Korkut Kitabı'ndaki bölümleri o düzenlemiş ve anlatmıştır. Metinde geçen şu bilgiler Dede Korkut'un bu hikâyelerin düzenleyicisi ve anlatıcısı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: "Dedem Korkut boy boyladı soy soyladı, bu Oğuzname'yi söyledi, düzdü, anlattı”, "Dedem Korkut geldi. Boy boyladı, soy soyladı: Bu boy Deli Dumrul'un olsun, benden sonra alıp başka ozanlar da söylesin, dedi”, “Dedem Korkut geldi, neşeli havalar çaldı, boy boyladı, soy soyladı. Gazi erenler başına neler geldiğini anlattı. Bu Oğuzname'yi söyledi. 'Bu Oğuzname Beyrek'in olsun' dedi”, “Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı: 'Bu Oğuzname Yikenek'in olsun. Benden sonra alıp ozanlar okusun. Alnı açık cömertler okusun' dedi".
Sayfa 27 - Ötüken Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam