"Irgat Siman" Üzerine...
Puan vermedi·243 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:13
Balkan coğrafyası, tarih boyunca imparatorlukların, inançların ve farklı aidiyetlerin amansız çarpışmalarına sahne olmuş; bu çarpışmaların en büyük bedelini ise daima "küçük insan" ödemiştir. 1961 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İvo Andriç'in üç uzun öyküsünü ve lirik notlarını barındıran Irgat Siman adlı eseri, tam da bu tarihsel fay hatlarında gezinen, insan psikolojisinin ve toplumsal dönüşümlerin haritasını çıkaran bir başyapıt. Andriç'in "vakanüvis" tavrının ardına gizlenmiş muazzam bir sosyolojik laboratuvarla karşılaşıyoruz. Kitaba dair değerlendirmelerimi dört ana başlıkta toparlayabilirim: Sosyalizme Göz Kırpan Bir Trajedi ve Osmanlı Hukukunun İronisi: Kitaba adını veren Irgat Siman novellası, sosyalist Yugoslavya'nın kuruluş yıllarına denk gelen yazım tarihiyle, alt sınıfların başkaldırısı üzerinden sosyalizme zarif bir selam çakıyor. 1878 Avusturya-Macaristan işgaliyle değişen hegemonya karşısında saf bir özgürlük umuduna kapılan kmet (ırgat) Siman'ın, kendi ağasına karşı başlattığı zamansız ve trajik isyanı okuyoruz. Ancak metinde çok daha çarpıcı bir ironi var. Andriç, bir yandan Osmanlı feodalitesini eleştirirken, diğer yandan Siman'ın ağzından Osmanlı yasalarının çağları aşan kapsayıcılığını istemeden de olsa itiraf ediyor: "Türk yasası bunca yıl önce gelmiş olmasına rağmen -orostopolluğa bak ki- sanki daha bu sabah benim için yazılmışa benziyor." Emperyal gücün rengi değişse de (Osmanlı'dan Avusturya'ya), hukukun ve mülkiyetin statükoyu nasıl koruduğunu gösteren kusursuz bir detay. Jepa Köprüsü: Eserde yer alan Jepa Köprüsü, Andriç'in estetik felsefesinin zirvelerinden biri. Zindandan çıkan Vezir Yusuf'un memleketine yaptırdığı köprü üzerinden sanatın otonomisi, iktidarın geçiciliği ve "sessizliğin" gücü anlatılıyor. Bu öyküyü okurken, yazarın
Irgat Simanİvo Andriç · Cem Yayınevi · 2000108 okunma
Drina... Ebedî köprü, ölümlü insanlar...
Puan vermedi·354 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:06
Edebiyatın sadece kelimelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda taşın, suyun ve zamanın da bir hafızası olduğunu bize en çarpıcı şekilde anlatan bir başyapıt: İvo Andriç'in Nobel ödüllü eseri *Drina Köprüsü*. Bu romanı klasik bir olay örgüsü veya tek bir başkahraman arayışıyla okumak, metnin barındırdığı sosyolojik ve psikolojik laboratuvarı ıskalamak demektir. Çünkü bu eserde başkahraman etten kemikten bir insan değil; doğanın o evcilleştirilmemiş, kaotik ve yıkıcı gücü olan Drina Nehri'ne vurulmuş estetik bir pranga, yani köprünün ta kendisidir. Metin boyunca bireysel ömürlerin faniliği ile köprünün temsil ettiği ebediyet arasındaki ontolojik tezada şahit oluyoruz. Roman, bizleri Osmanlı'nın bölgedeki mutlak hegemonyasından alıp, Avusturya-Macaristan'ın getirdiği rasyonel ama bir o kadar da sömürücü kapitalist moderniteye, Lotika'nın oteline, demiryolunun getirdiği toplumsal yabancılaşmaya ve en nihayetinde I. Dünya Savaşı'nın o korkunç yıkımına götürüyor. Köprünün ortasındaki "Kapiya" (Kapı) sosyal hayatın, ilk aşkların, siyasi tartışmaların kalbi olduğu kadar, iktidarın kanlı bir teşhir sahnesi. Burada ayrı bir parantez açmak istiyorum: Sabotajcı Radislav Andriç, iktidar ve şiddet diyalektiğini belki de edebiyat tarihinin en çarpıcı, en kan dondurucu sahnelerinden biriyle önümüze serer: Radislav'ın canlı canlı kazığa oturtulması. Unişte köyünden Radislav, angaryaya ve zulme isyan ederek köprü inşaatını geceleri sabote eden bir köylüdür. Yakalandığında, yozlaşmış bürokrasinin ve otoritenin yüzü olan Abid Ağa tarafından korkunç bir cezaya çarptırılır. Çingene cellat Mercan tarafından ustalıkla kazığa oturtulan Radislav, iskelenin tepesine dikilerek halka korku salacak bir "ibret anıtına" dönüştürülmek istenir. Ancak iktidarın biyopolitik şiddeti tam da burada
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·168 syf.··
2026 79. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 01:46
Booker ödüllü Jenny Erpenbeck'in uluslararası alanda tanınmasını sağlayan romanı Gölün Sırrı... Öncelikle şunu belirteyim: Türkçede çok talihsiz bir isim seçilmiş. Çünkü bu kitap ucuz bir polisiye ya da gizem romanı değil; tarih, bellek ve mekân üzerine kurulmuş etkileyici bir kurgu. Zaten özgün adı Heimsuchung. Kitapta beni en çok etkileyen şey, tarihin insanlardan çok mekân üzerinden anlatılması oldu. (Mesela Drina Köprüsü ya da Notre Dame'ın Kamburu gibi.) O ev ve göl kıyısı neredeyse başlı başına bir karakter. İnsanlar gelip geçiyor, rejimler değişiyor, savaşlar yaşanıyor ama mekân kalıyor. Böylece 20. yüzyıl Alman tarihinin büyük kırılmaları sessizce birikiyor. Dil yer yer karışık ve tekrarlı. Ancak bunu bir kusur olarak görmedim. Erpenbeck'in önemli noktaların altını çizmek, karakterlerin o bulanık umut, arayış ve kaçış hâllerini hissettirmek için bilinçli olarak böyle bir yol seçtiğini düşündüm. Bence işe de yaramış. Ben çok sevdim. Tarihi, büyük olaylardan değil de insanların geride bıraktığı izlerden okumayı sevenlere özellikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Gölün SırrıJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 2022310 okunma
5/10
·354 syf.··
2026 22. kitabı
Drina Köprüsü benim için tarihsel ve düşünsel olarak güçlü olsa da okuma deneyimi açısından yorucu bir romandı. Ivo Andrić’in dili çok sakin, mesafeli ve ağır ilerliyor; bu da kitabın atmosferini güçlü kılsa bile duygusal bağ kurmayı zorlaştırıyor. Romanın amacı tek bir karakterin hikâyesini anlatmak değil, yüzyıllar boyunca değişen bir toplumun hafızasını göstermek olduğu için olaylardan çok tarihsel akış ön plana çıkıyor. Köprü burada insanların gelip geçtiği ama kendisinin kaldığı bir sembol hâline geliyor ve kitap bireyin geçiciliğini oldukça etkileyici bir şekilde hissettiriyor. Buna rağmen parçalı yapı, sürekli değişen karakterler ve durağan anlatım bende kopukluk hissi yarattı; merak duygusu yerine sabır gerektiren bir okuma deneyimi sundu. Drina Köprüsü bana fazla soğuk ve uzak geldi. Düşünsel olarak değerli bulsam da edebi zevk açısından beni içine çekmedi.
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
Puan vermedi·
ÎVO ANDRÎÇ Bosna'da dünyaya gelmiş,Osmanlı yönetimindeki Bosna-Hersek kültür yaşamına hakim bir yazar. Eserlerinin çoğunda da Türkleri yakından ilgilendiren konuları işlemiş ve çocukluğunda Türkler arasında yaşamış olmanın etkisi oldukça görülüyor.Bu nedenle kitaplarının hemen hemen hepsi bir çok Türkçe kelime barındırıyor. Üç öyküden oluşan “ IRGAT SİMAN yazarın tarihsel olaylardan yola çıkarak yazdığı, insanın kaderinin toplumsal, siyasal değişiklikler sonucunda nasıl değiştiği yönünde ele aldığı eseri. Yazarın Söz konusu olan üç hikayeden oluşan IRGAT SİMAN Daha önce okuduğum DRİNA KÖPRÜSÜ eserinin gerisinde kalmış olsa da hikaye tarzı sever okurlar için tavsiye edilir nitelikte bir eser . ️ HER ROJ BÎST RÛPEL XWENDiN 237 Sy. P 6
Irgat Simanİvo Andriç · Cem Yayınevi · 2000108 okunma
Kendisinde kasabayı koleradan korumak gücünü bulur.
Puan vermedi
1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Kraków'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan İmpar.yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı. Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu. 1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Kraków'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan İmpar.yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı.Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu. Yazarın en büyük özelliği kitaplarındaki olayları tarafsızlıkla anlatmasıdır. En acımasız hatta insanlık dışı sayılabilecek eylemlerde dahi yazar yalnızca olayı, o sırada insanların ne düşündüklerini ve hareketlerinin sebeplerini anlatmakta; fakat herhangi bir görüş belirtmemektedir. Hümanist olan Ivo Andrić eserinde çeşitli dinlerin ve soyların kaynaştığı bu bölgede en küçük bir din ve ırk ayrımı yapmadan, anlattığı olaylarda yer alan bütün kişilere eşit bir sevgi ve ilgi göstermiştir. İşte, ihtiyar Yelisey ile genç Mile iki kardeş gibi aynı anda, aynı yerde öldüler ve başlariyle askerî karakolu ilk süsleyen kişiler oldular. Sonraları, ayaklanma sürdükçe, karakol bu süsünden hiç yoksun kalmadı".(Syf.118) Drina köprüsü üstündeki karakoldaki Zalimce idamlar Osmanlının işini zorlaştırmış. Eskiden adı bile
Edebiyat
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma