Başlarda o kadar bayağı ve klişeydi ki ilk sayfaları okumam uzun zaman aldı. Sonrasında hikaye akmaya, aşağılık kompleksli ana karakterimiz sadece kendi acizliği ve perilerin yüceliği üzerinde düşünmemeye başlayınca daha okunası oldu.
Hep kendini perilerin gözünden değerlendiren, değer kazanabilmek hatta kendini değerli görebilmek için ben neler çektim, zorundaydım gibi saçmalıklar sayan bir karakter. Ve ben bunun yazarın taraflı kaleminden kaynaklı olduğunu düşünüyorum (tıpkı Alacakaranlık serisinde sürekli vampir yüceleştirilmesi gibi). Annesinin 8 yaşındayken omzuna yüklediği koca bir sorumluluk altında ezilirken bir kere bile bu saçma sorumluluğa isyan etmemiş olması dümdüz salaklık çünkü ailesiyle olan toksik ilişkinin sürmesi için onlardan gelen bir manipülatif güzelleme, el üstünde tutuyor gibi rol yapma çabası bile yok. Dümdüz Feyre'nin emekleriyle yaşayıp hiç tatmin olmayan parazitler ama nedense Feyre onları çok seviyor. Feyre'nin ailesiyle olan ilişkisi kül kedisi masalı gibi. Yazar burada bir sevgi ya da manipülasyon bağı kursa 10 senelik sözden daha mantıklı bir açıklama olurmuş.
Evren belki iyi kurgulanmıştır, emin değilim ama Feyre'nin cahilliğiyle bu evreni keşfetmek zorunda olmamız çok normal. Çünkü evren anlatmanın en kolay ve doğal gösterilen yollarından biri ana karakterle birlikte keşfetmektir (ör: hp universe). O yüzden evren kurgusu şöyle saçma böyle saçma demeyeceğim sonuçta bir seri ve keşfettikçe ortaya çıkacak ne kadar iyi olduğu. Ama gayet iyi bir DnD evreni gibi görünüyor.
Karakterlerin psikolojik derinliğini görebilsek benim için için çok daha keyifli olurdu ama bu da bir yazım tercihi ve fantastik edebiyat yazarının bunu yapmasına gerek yok.
Tamline gelecek olursak... Ben yine bir sevgi göremedim ortada. Çekim olabilir, manipülasyon