Biz, XX. yüzyılın insanları, hep eleştirmedik mi bizden önce gelenleri?
Hep gururlanmadık mı, eskilerin zamanında kimsenin bilmediği buluşlarımızla?
Cerrahlarımız hasta bir organı iyileştirebiliyor ve biz, kalkıp övünüyoruz
Bir insanın acılarını dindirmiş olmakla, sonra da toplarımız, binleri kırıyor öbür yanda!
Ne gereği var bilimin, bilgiyi ilerletmenin, bizi savaşa hazırlamaktan başka bir işe yaramayacaksa!
Ölmüş atalarla her zaman pek bağdaştıramadığım afacanca bir mutluluk yayılıyor bu fotoğraftan çevreye. Onlar yaşamdan, bizim aldığımızdan daha azını alıyorlardı; ama çok da az şey bekliyorlardı ondan ve geleceği biçimlendirmeye, bizim kadar çalışmıyorlardı. Biz, kalıcı bir mutluluk sözü alarak doğduğuna kendini inandırmış o küstah kuşaklardanız. Söz mü? Peki, kim vermiş bu sözü?
Zaman tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı